Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



OSMANLICA-TÜRKÇE SÖZLÜK
P


 

pâ (F.) [ پا ] ayak.

pâbend (F.) [ پابند ] ayak bağı.

pâbercâ (F.) [ پابرجا ] yerinde, duran, ayakta duran.

pâberikâb (F.-A.) [ پابرکاب ] gitmek üzere, hareket etmek üzere.

pâbeste (F.) [ پابسته ] ayağı bağlı.

pâbirehne (F.) [ پابرهنه ] yalınayak.

pâbûsî (F.) [ پابوسی ] ayak ِpme.

pâcâme (F.) [ پاجامه ] pijama.

pâçe (F.) [ پاچه ] paça.

pâdşâh (F.) [ پادشاه ] padişah.

pâdşâhî (F.) [ پادشاهی ] padişahlık.

pâdzehr (F.) [ پادزهر ] panzehir.

paha (F.) [ بها ]değer, kıymet.

pâk (F.) [ پاک ] temiz.

pâkbâz (F.) [ 1 [ پاکباز .fedai. 2.canını hiçe sayan aşık.

pâkdâmen (F.) [ پاک دامن ] iffetli.

pâkîze (F.) [ پاکيزه ] temiz.

paklanmak temizlenmek.

pâlân (F.) [ پالان ] semer, palan.

pâlânduz (F.) [ پالان دوز ] semerci.

pâmâl (F.) [ پامال ] ezilmek, çiğnenmek.

pâmâl olmak ezilmek, çiğnenmek, ayaklar altında kalmak.

pâpûş (F.) [ پاپوش ] pabuç.

paralamak parçalamak, parça parça etmek.

paralanmak parça parça olmak.

pârçe (F.) [ پارچه ] parça.

pâre (F.) [ پاره ] parça.

pâre pâre (F.) 1.parça parça. 2.paramparça.

pârelenmek parça parça olmak.

pars (F.) [ پارس ] İran, Pers ülkesi.

pars (F.) [ پارس ] panter.

pârsâ (F.) [ پارسا ] sofu.

pârsî (F.) [ پارسی ] farsça.

pâsban (F.) [ پاسبان ] bekçi, gece bekçisi.

pâş (F.) [ پاش ] saçan, serpen.

pây (F.) [ 1 [ پای .ayak. 2.dip.

pâyân (F.) [ پایان ] son.

pâyânsız (F.-T.) sonsuz, bitmez tükenmez, engin.

pâybend (F.) [ 1 [ پایبند .ayak bağı. 2.engel.

pâybûsî (F.) [ پایبوسی ] ayak ِpme.

pâydâr (F.) [ پایدار ] kalıcı, sağlam, sürekli, devamlı.

pâye (F.) [ 1 [ پایه .rütbe, derece. 2.basamak.

pâyende (F.) [ 1 [ پاینده .kalıcı, sürekli. 2.payanda, destek.

pâyidar (F.) [ پایدار ] kalıcı, sağlam, sürekli, devamlı.

pâyin (F.) [ پایين ] aşağı.

pâyitaht (F.) [ پایتخت ] başkent.

pâyîz (F.) [ پایيز ] güz.

pâykûb (F.) [ پایکوب ] dans eden.

pâzâr (F.) [ 1 [ بازار .çarşı, pazar. 2.alışveriş.

pazar eylemek alışveriş yapmak.

peder (F.) [ پدر ] baba.

pederâne (F.) [ پدرانه ] babaca.

pederî (F.) [ 1 [ پدری .babalık. 2.babaya ait, baba tarafı.

pederşâhî (F.) [ پدرشاهی ] ataerkil.

pehlevân (F.) [ 1 [ پهلوان .yiğit. 2.pehlivan.

pehlivan bk. pehlevân.

pehlû (F.) [ پهلو ] bِğür, yan.

pehn (F.) [ پهن ] geniş.

pehnâver (F.) [ 1 [ پهناور .engin. 2.geniş.

pejmürde (F.) [ 1 [ پژمرده .solgun. 2.dağınık. 3.yırtık.

pelas (F.) [ 1 [ پلاس .kilim. 2.çul.

peleng (F.) [ 1 [ پلنگ .leopar. 2.kaplan.

pelîd (F.) [ پليد ] kirli.

penah (F.) [ پناه ] sığınma.

penahgâh (F.) [ پناهگاه ] sığınacak yer, sığınak.

penâhî (F.) [ پناهی ] sığınma.

penbe (F.) [ 1 [ پناهی .pamuk. 2.pembe.

penc (F.) [ پنج ] beş.

pence (F.) [ پنجه ] pençe.

pencidü bk. pencüdü.

pencise bk. pencüse.

penciyek bk. pencüyek.

pencüdü (F.) [ پنج و دو ] beş ve iki.

pencüse (F.) [ پنج و سه ] beş ve üç.

pencüyek (F.) [ پنج و یک ] beş ve bir.

pençe (F.) [ پنجه ] pençe.

pend (F.) [ پند ] ِğüt.

pendname (F.) [ پندنامه ] ِğüt kitabı.

penîr (F.) [ پنير ] peynir.

per (F.) [ 1 [ پر .kanat. 2.kuşların iri tüyü, yelek.

perakende (F.) [ 1 [ پراکنده .dağınık. 2.toptan olmayan.

perçem (F.) [ 1 [ پرچم .kakül. 2.yele. 3.bayrak. 4.bayrak püskülü.

perdedar (F.) [ پرده دار ] kapı gِrevlisi.

perend (F.) [ پرند ] atlas.

perende (F.) [ 1 [ پرنده .kuş. 2.takla.

perest (F.) [ پرست ] tapan.

perestâr (F.) [ 1 [ پرستار .tapan. 2.besleme. 3.dalkavuk.

perestîde (F.) [ 1 [ پرستيده .tapınılan. 2.taparcasına sevilen, sevgili.

perestiş (F.) [ 1 [ پرستش .tapınma. 2.taparcasına sevme.

perestişgâh (F.) [ پرستش ] mabet, tapınak.

perestişkâr (F.) [ 1 [ پرستشکار .tapan. 2.taparcasına seven.

perestişkârâne (F.) [ پرستشکارانه ] taparcasına.

perestû (F.) [ پرستو ] kırlangıç.

pergâl (F.) [ پرگال ] pergel.

pergâr (F.) [ پرگار ] pergel.

perhizkâr (F.) [ پرهيزکار ] sakınan.

perîçihre (F.) [ 1 [ پری چهره .peri kadar güzel yüzlü.

perihan (F.) [ پری خان ] peri padişahı.

perîpeyker (F.) [ پری پيکر ] peri kadar güzel yüzlü.

perîşan (F.) [ 1 [ پریشان .dağınık. 2.kِtü durumda, perişan.

perişan olmak darmadağın olmak.

perîşanhal (F.-A.) [ پریشان حال ] hali perişan olan.

perîveş (F.) [ پری وش ] peri gibi güzel.

perniyân (F.) [ پرنيان ] işlemeli atlas.

pertavsız (F.) büyüteç.

pertev (F.) [ پرتو ] ışık.

pertevsuz (F.) [ پرتوسوز ] büyüteç.

pervâ (F.) [ 1 [ پروا .çekinme. 2.korku.

pervâne (F.) [ 1 [ پروانه .pervane bِceği. 2.fırıldak, pervane. 3.ulak.

pervâneveş (F.) [ پروانه وش ] pervane gibi.

pervâsız (F.-T.) [ 1 [ پرواسز .çekinmeyen. 2.korkmayan.

pervaz (F.) [ 1 [ پرواز .uçma. 2.saçak.

perver (F.) [ پرور ] yetiştiren, eğiten, büyüten, besleyen.

perverde etmek beslemek, gütmek.

perverdigâr (F.) [ پروردگار ] Tanrı.

pervin (F.) [ پروین ] ـlker, Süreyya.

pes (F.) [ پس ] arka.

pesend (F.) [ پسند ] beğenen.

pesendîde (F.) [ پسندیده ] beğenilmiş, makbul.

pesmânde (F.) [ پس مانده ] arta kalan.

peszinde (F.) [ پس زنده ] geriye kalan, yaşayan son ِrnekler.

peşîman (F.) [ پشيمان ] pişman.

peşin (F.) [ پيشين ] ِnceden.

peşm (F.) [ پشم ] yün.

peşşe (F.) [ پشه ] sivrisinek.

peşşebend (F.) [ پشه بند ] cibinlik.

peştemal (F.) [ پشتمال ] peştemal, hamam havlusu.

peyâm (F.) [ پيام ] haber.

peyamber (F.) [ پيامبر ] peygamber.

peydâ (F.) [ پيدا ] ortada, açıkta.

peyderpey (F.) [ پی در پی ] peşpeşe, ardy sıra.

peygam (F.) [ پيغام ] haber.

peygamber (F.) [ 1 [ پيغمبر .peygamber. 2.haberci.

peyk (F.) [ پيک ] ulak.

peykân (F.) [ پيکان ] temren.

peyke (F.) [ پيکه ] sedir, kanepe.

peyker (F.) [ پيکر ] yüz.

peymâ (F.) [ پيما ] yol alan, kateden, ِlçen.

peymâne (F.) [ پيمانه ] kadeh.

pîl (F.) [ پيل ] fil.

pinhan (F.) [ پنهان ] gizli, saklı.

pîr (F.) [ 1 [ پير .yaşlı. 2.tarikat kurucusu.

pîrahen (F.) [ پيراهن ] gِmlek, mintan.

pîrâye (F.) [ پيرایه ] süs.

pîrezen (F.) [ پيره زن ] yaşlı kadın.

pistan (F.) [ پستان ] meme.

piste (F.) [ پسته ] fıstık.

pîş (F.) [ 1 [ پيش .ِn. 2.yan. 3.huzur. 4.ِnce.

pîşânî (F.) [ پيشانی ] alın.

pîşdar (F.) [ پيشدار ] ِncü.

pîşe (F.) [ 1 [ پيشه .meslek. 2.sanat. 3.huy.

pîşekâr (F.) [ 1 [ پيشه کار .sanatçı. 2.meslek sahibi. 3.ortaoyununda oyunu

başlatan sanatçı.

pîşgâh (F.) [ 1 [ پيشگاه .ِn. 2.huzur.

pîşgîr (F.) [ پيشگير ] peşkir.

pîşîn (F.) [ پيشين ] peşin.

pîşva (F.) [ پيشوا ] ِnder, lider.

piyâde (F.) [ 1 [ پياده .yaya, yürüyen. 2.askerlikte piyade sınıfy. 3.satranç

taşlarından paytak.

piyâle (F.) [ 1 [ پياله .kadeh. 2.şarap kadehi.

post (F.) [ 1 [ پست .hayvan derisi. 2.post. 3.makam.

postîn (F.) [ پستين ] kürk.

postnişin (F.) [ 1 [ پست نشي ن .postta oturan. 2.pîre vekaletle postta oturan, tekke

şeyhi.

pûd (F.) [ پود ] argaç, dokumada enine dokunulan ip.

puhte (F.) [ پخته ] pişmiş, pişkin, olgun.

pul (F.) [ پول ] para.

pûlâd (F.) [ پولاد ] çelik, polat.

pulat (F.) [ پولاد ] çelik, polat.

pur (F.) [ پر ] dolu.

pûr (F.) [ پور ] oğul.

pûş (F.) [ پوش ] giyen, ِrten.

pûşîde (F.) [ 1 [ پوشيده .ِrtülü. 2.gizli. 3.kapalı. 4.ِrtü.

pûte (F.) [ پوته ] pota.

pûyân (F.) [ 1 [ پویان .koşan, hızla giden. 2.geçip giden.

pûyân olmak geçip gitmek.

pûziş (F.) [ پوزش ] ِzür.

pür (F.) [ پر ] dolu.

pürhûn (F.) [ پرخون ] kan dolu, kanlı.

pürsükût (F.-A.) [ پرسکوت ] derin sessizlik içinde.

pürz (F.) [ پرز ] hav, kumaş havı.

püser (F.) [ پسر ] oğul.

püşt (F.) [ 1 [ پشت .arka. 2.sırt. 3.homoseksüel erkek.

püştîban (F.) [ 1 [ پشتيبان .destek. 2.destek veren.

Sinava Hazirlik