Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



SÖZCÜK TÜRLERİ
Zarflar (Belirteçler)

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ya da görevce kendine benzeyen sözcüklerin anlamlarını etkileyen, keme kez güçlendirip kimi zaman kısıtlayan sözcüklere belirteç denir.

Bazı dil bilimciler bu sözcük türüne zarf adını da verirler. Bazı kaynaklarda; "Bir eylemin niteliğini ya da nesnenin varlığını belirten değişmez söz bölüğüdür.", "Zaman, yer, hal ve ölçü adlarıdır.", "Sıfatların, eylemlerin ya da görevce kendine benzeyen sözcüklerin anlamlarını belirten ya da kısıp sınırlayan sözcüklere belirteç denir." şeklinde tanımlara rastlamak olasıdır.

Ad ve sıfat olarak kullanılan bir çok sözcüğün kimi zaman belirteç olarak kullanıldığı da görülmektedir. Bunun tersi belirteçlerin ad durum ve iyelik eklerini aldıklarında ad gibi kullanıldıklarını  da görmekteyiz. Yalnız özel adlar belirteç olarak kullanılamazlar. Tümcede dolaylı tümleçler eylemi etkilediklerinde belirteç olarak kullanılırlar.

Örnek;
Kendisine çok uzak bulduğu manzaraları şimdi pek yakında görüyordu.
(altı çizili ögenin belirteç görevi bulunmaktadır.)

Yıllar geçti. Akşam geldi. Gece gidelim. (Sözcükler ad iken belirteç olmuşlar.)

Sonraları  gelmez oldular. İleride ne olacaksın. Erkenden kalktı. Örneklerinde sözcüklerin ad gibi kullanıldıklarını görmekteyiz.

Sıfatlar eylemi etkilediklerinde belirteç görevinde bulunurlar. Dahası buna sıfatın yüklemi etkimesi halinde bu sözcüğün belirteç görevinde bulunması durumudur demek yerinde olacaktır.
       
Örnek;
Dün buradaki çocuklar güzel anlaşıyorlardı.
Konuşmasını kısa kesti.
Doğru söylüyordu.

Hemen bütün niteleme sıfatlarının belirteç olarak kullanılması doğaldır. Elbette burada öncelikli olan sözcüğün eylemi (yüklemi- eylemden oluşmuş yüklemi) etkilemesi koşulu aranmalıdır.







GÖREV VE ANLAM BAKIMINDAN ZARFLAR

Zaman Zarfları

Bu tür belirteçler etkiledikleri eylemleri zaman açısından belirten sözcüklerdir. Zaman açısından sınırlama geçmişe, şimdiye ya da geleceğe değin olabilir. Eskiden, dün, demin, biraz sonra, neden sonra gibi ...

Tümce içinde sözcüklerin zaman belirteci olup olmadıkları; "ne zaman, ne zamana kadar, ne zamandan beri" sorularıyla saptanabilir. Özne ve yüklem bu sorularla bütünlendiğinde sözcüğün zaman belirteci olduğu anlaşılır.

Örnek;
Saatlerce iki sözü bir araya getirip birbirlerine seslenemediler.
Kışın okula devam etmiş, yazın kuzu güderek beşinci sınıfı bitirdi.
Şimdi kimleri daha iyi kuruduğunu görüyoruz.

Yer-Yön Zarfları

Bu tür belirteçler, eylemi yer bakımından belirleyen sözcüklerdir; bunlar çoğunlukla eylemin yönünü de belli ederler: aşağı, yukarı, içeri, dışarı, ileri, geri, karşı, yan, ön, arka, sağ, sol, üst, alt... gibi.

Topu kaybeden futbolcu geri koşoyordu.
Dışarı çıkmak için izin istediler.

Miktar (Azlık-Çokluk,Ölçü) Zarfları

Bir eylemin, sıfatın ya da başka bir belirtecin ölçüsünü gösterirler. Bu ölçünün içinde azlık-çokluk, sayı, derece, karşılaştırma gibi anlamlar vardır. Ölçü belirteçleri görev ve anlam bakımından dörde ayrılırlar:

a)Eşitlik Belirteçleri: Eylemlere, eylemsi ve sıfatlara eşitlik anlamı katar: kadar, denli gibi sözcüklerdir. "Bu kadar alınır mı?" gibi.
b)Üstünlük Belirteci: Daha sözcüğünün eylemlere, sıfatlara ve belirteçlere getirilmesiyle elde edilir. "Daha gönder."
c)En Üstünlük Belirteci: En sözcüğünün  eylemlere, sıfatlara ve belirteçlere getirilmesiyle elde edilen belirteçlerdir. En sonra buraya gel.
d)Aşırılık Belirteçleri: Eylem ve eylemsilere, niteleme sıfatlarına ve kendi türünden olan sözcüklere aşırılık anlamı katan sözcüklerdir. "çok, pek, gayet, çokça, fazla, fazlaca,, epeyce, az, azıcık, biraz gibi sözcüklerdir. "Epeyce yol aldı." gibi.

Durum ve Niteleme Zarfları

Eylemin niteliğini, ne durumda olduğunu, nasıl yapıldığını belirten sözcüklerdir.
a)        Niteleme Belirteçleri
b)        Durum Belirteçleri

1- Kesinlik Belirteçleri, 2- Yineleme Belirteçleri 3- Dilek Belirteçleri  4- Umu Belirteçleri, 5- Olasılık Belirteçleri, Yanıt Belirteçleri, 7- Sınırlama Belirteçleri, 8- Koşul Belirteçleri, 9-Üleştirme Belirteçleri, Yaklaşıklık Belirteçleri gibi çok çeşitlik gösterirler. Bunlara tek tek örnekler vererek inceleyelim.

Örnekler;
Öfkelendiğinde herkese öyle güzel bakar. (Niteleme)
Gürültü yer yer azalıyordu. (Niteleme)
Elbette geleceğim. Er geç buluşacağız. (Kesinlik)
Bir daha görmeyelim. Bazı bazı aranıyor. Ara sıra gelir. (Yineleme)
Bari başımıza bu gelmeyeydi. (Dilek )
İnşallah buraya kadardır. Allah vere buraya gelmese. (Umu)
Belki odur. Tut ki arkadaşların yok. (Olasılık )
Elbette yaparız. Peki, gelelim. Evet, alıyoruz. (Yanıt belirteçleri)
Ancak hepsi bu değil. Yalnız bu da alırım. Artık gelme. (Sınırlama)
Eğer biliyorsan söyle. (Koşul)
Merdivenleri ikişer ikişer atladı. Üçer üçer saydı. (Üleştirme)
Böyle olmalıydı. Hemen hemen yetti. Az çok bilirim.

Gösterme Zarfı

Eylem ve eylemsileri gösterme yoluyla belirler. Gösterme belirteci olan işte, tanıtma görevi de yapar. Eylem ve eylemsileri etkilediğinde belirteç görevindedir.
       
Örnek;
İşte geldik, gidiyoruz.
İşte son durum bu.
İşte at, işte meydan.
İşte hendek, işte deve.
Bir daha gelmem, gelmem işte.

Soru Zarfları

Soru belirteçleri, eylemleri ve eylemsileri soru yoluyla belirler: ne, nasıl, ne biçim, nice, hani, nereden, ne denli, ne kadar gibi.

Örnek;
Benim geldiğimi nereden bileceksin?
Benim gibi dostların olmasa, tek başına ne yapabilirsin?
Ne biçim koştunuz?

BİÇİM (YAPI) BAKIMINDAN ZARFLAR

Basit Zarflar

Bu belirteçler, ek almamış belirteçlerdir: geç, dün, yarın, gece, en, pek, çok gibi...

Türemiş Zarflar

Ek alarak türemiş olan belirteçlerdir: akşamleyin, saatlerce, yazın, kışın, önce gibi...

Birleşik Zarflar

Belirteç görevinde bulunan birleşik sözcüklerdir. Bugün, biraz, birçok, ilkönce, böyle, şöyle gibi...

Öbekleşmiş Zarflar

Kimi sözcükler yan yana gelerek belirteç öbekleri oluşturur: hemen şimdi, yana doğru, pek çok, ikide bir, arada sırada, er geç, -e dek, -den beri, şöyle böyle gibi...

Sinava Hazirlik