Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



DİVAN ŞAİRLERİ
Şeyhülislâm Yahyâ

İstanbul’da 1552’de doğdu. Şeyhülislam Ankaralı Bayramzade Zekeriya Efendi’nin oğlu. İyi bir öğrenim gördü ve devlet hizmetinde hızla yükseldi. Bir süre medreselerde görev aldı. Halep, Şam, Mısır, Bursa, Edirne kadılıkları yaptı. İstanbul’da da bir yıl kadılık yaptı. Anadolu ve Rumeli kazaskerliği görevlerine getirildi. 1622’de de bir yıllığına Şeyhülislam yapıldı. 2 yıl sonra bu kez 7 yıllığına yine Şeyhülislam oldu. IV. Murat döneminde bu görevden çekilmek zorunda kaldı. Üçüncü kez Şeyhülislam görevine getirildi ve ölüm tarihi olan 1644’e kadar bu görevde kaldı. 3 kasidesi, bir na’t, bir sakiname ve bir tahmis dışında divanı tümüyle gazellerden oluşur. Kendinden sonraki divan şairlerine örnek olmuştur. Dili temiz, söyleyişi zarif ve hayal bakımından zengindir. Esprili şiirleriyle bilinir. Bir devlet adamı olarak halk tarafından da çok sevilirdi.

GAZEL

Aşka kâbil dil mi yok şehr içre yâ dilber mı yok
Mest yok meclisde bilmem mey mi yok sâgar mı yok

Gonca-i dil açılıp hâtır nice şâd olmaya
Bâğda güller mi yok gülşende bülbüller mi yok

Görmeziz bir dil ki tûtî gibi güftâr eyleye
Söyledir mi yok cihânda bilmezin söyler mi yok

Sengden dil kem mi yâ seng-i siyâhı la’l eder
Afitâb-i feyz-bahşâ-yı bülend-ahter mi yok

Niçin ebkâr-i ma’ânî beslemez erbâb-i nazm
Yoksa Yahyâ gibi üstâd-i sühan-perver mi yok

GAZEL

İrdi bahâr sen dahi şâd olmadın gönül
Güllerle lâlelerle güşâd olmadın gönül

Ol şâh-ı hüsn nice bilür kıymetin senin
Bazâr-ı aşk içinde mezâd olmadın gönül

Fevt itme nâ-murâdlığın bâri neşvesin
Çün bâde nûş-i bezm-i murâd olmadın gönül

Bîgânelikle yâd ider oldu rakîbi yâr
Şükr it Cenâb-ı Hakk’a ki yâd olmadın gönül

Ol şâh-ı hüsnün iremedin pây-bûsuna
Yahyâ gibi ki hâk-nihâd olamadın gönül

GAZEL

Sun sâgarı sâkî bana mestâne disünler
Uslanmadı gitti gör o dîvâne disünler

Peymânesini her kişi doldurmada bunda
Şimden gerü bu meclise mey-hâne disünler

Dil hânesi yık koma taş üstüne bir taş
Sen yap anı iler ana vîrâne disünler

Gönlünde senin gayr ü sivâ sureti n’eyler
Lâyık mı bu kim Kâ’be’ye büt-hâne disünler

Yahyâ’nın olup sözleri hep sırr-ı mahabbet
Yarân işidüb söyleme yabane disünler

ÎDİYE

Salınsun îd irişdi yine hubânı Stanbul’un
Yine ârâte olsun kahramanı Stanbul’un

Safâlar kesbidüp uşşâk olunsun merhabâ yer yer
Vefâ meydânına gelsun cevânânı Stanbul’un

Döner hûrşid-i âlem-tâbına gerdûn-ı gerdânun
Binüp dolaba her bir mâh-tâbânı Stanbul’un

Semend’i nâz ile yüğrük cevânlar seyre çıksunlar
Pür olsun hûblarla Atmeydânı Stanbul’un

Bu şi’run hak budur Yahyâ ki gayet bînazîr oldu
Pesend eylerse lâyık ehl-i irfânı Stanbul’un

Sinava Hazirlik