Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



CUMHURİYET DÖNEMİ EDEBİYATÇILARI
Refik Erduran

İstanbul’da doğdu. Robert Kolej’den Lisans (B. A.) derecesini aldıktan sonra Master eğitimini Cornell Üniversitesi’nde, askerliğini Kore Savaşı sırasında Türk Tugayı’nda yedek subay olarak yaptı. Bir süre yayıncılık ve filmcilikle uğraştı. Milliyet gazetesinde başladığı köşe yazarlığını başka gazetelerde sürdürdü. Sırp faşistlerine karşı sembolik direniş göstermek amacıyla 1995 yılında Bosna’ya giderek Kara Kuğular adlı seçkin birliğe katıldı, gördükleri Milliyet’te dizi olarak yayımlandı. Ardından Bosnalı Samuraylar başlığıyla kitaplaştırıldı. Erduran kısa adı ITI (UNESCO) olan Uluslararası Tiyatro Enstitüsü Türkiye Merkezi’nin 1986 yılından beri başkanıdır. Aynı örgütün 1989’da Helsinki’de yapılan Dünya Kongresi’nde Uluslararası Yazarlar Komitesi Başkanlığı’na seçildi. Gençlik anılarını Gülerek adlı kitabında topladı. Yurtiçinde ve dışında sinema, televizyon senaryoları yazdı. Atatürk’ün toplumu yeniden yapılandırmada kırdığı sürat rekorunu anlatan Metamorfoz senaryosu da filme çekildi. Devlet Tiyatroları, ıstanbul şehir Tiyatroları, Sururi-Cezzar Tiyatrosu, Ulvi Uraz Tiyatrosu, Haldun Dormen Tiyatrosu, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Kenter Tiyatrosu, Yunus Emre Tiyatrosu, Tiyatro ıstanbul, Yeditepe Tiyatrosu, yerli ve yabancı başka topluluklar tarafından otuzdan fazla oyunu sahnelendi. Gazete, TV ve tiyatro oyunu yazarlığı alanlarında yerli ve yabancı ödüller aldı. Erduran’ın değişik evliliklerden dört çocuğu vardır.

BAZI ESERLERİ
Domuz
Er Oyunu
Kavşak
Neşe'nin şarkıları
Sabiha

HAKKINDA YAZILANLAR

‘Herkes ben olsa anarşi çıkar!..’
ELİF KORAP İstanbul
28 Mart 2002 Milliyet


74 yaşındaki Refik Erduran, eski eşinin kızıyla evlendikten sonra ikiz çocuk sahibi oldu. Erduran’la aşk, sanat ve hayat üzerine konuştuk

Karısının kızıyla evlenen oyun yazarı ve gazeteci Refik Erduran 74 yaşında, ikiz çocuk sahibi oldu. 37 yaşındaki dördüncü eşi Pınar Hanım’ın dünyaya getirdiği ikiz bebeklere Kerem ve İpek adlarını verdi Erduran çifti. İkizleriyle Milliyet’e poz verirken yüzünde güller açan 74’lük baba, insanın yaşadığı sürece aşık olabileceği iddiasında da...

İkizler sürpriz mi oldu?
- Eşim oğlumuza kardeş istiyordu. İkiz olması ölçüyü kaçırmak gibi oldu ama ölçüyü ben kaçırmadım, ölçü kaçtı.

Eşiniz Pınar, eski eşiniz Tülay Hanım’ın kızı. Tülay Hanım bebekleri ziyaret etti mi?
- Aramızda hiçbir sorun yok. Kendisi şu an Kıbrıs’ta, ama doğumdan sonra telefon üstüne telefon ederek bizi kutladı.

Pınar Hanım’la evlenmeye nasıl karar verdiniz?
- Eski eşim Tülay beni çeşitli nedenlerle bırakdığında kızı, ‘ben seviyorum bu adamı, kocam olmasını istiyorum’ dedi. Diyeceksiniz ki, o demiş olabilir, sen niye kabul ediyorsun. Pınar’ı insan olarak o kadar sevmiştim ki, bu bana onur verdi. Kaldı ki Pınar, gözü açılmamış sığırcık yavrusu değil. Birisini ayartmak, iğfal etmekten söz edilemez. Boğaziçi Üniversitesi’ni onur listesinde bitirmiş, 30’unu geçmiş biriydi Pınar. İlk görüşte aşk hayvansı bir dürtüdür. Ben bunun yüceliğini göremiyorum. Önemli olan zamanla oluşan sevgidir. Bizimki de böyle.

Yaşamınızı sıradışı buluyor musunuz?
- Çok şükür sıradan bir yaşamım yok. Yine de herkes benim yaptıklarımı yapsa anarşi olur. Her yaptığımı da onaylamıyorum. Bizim durumumuz insanların hoşuna gitmeyebilir, ama bu ahlaksızlıktır dediğiniz zaman saçma oluyor. Ahlaksızlık başkalarına zarar vermektir. Moliere, karısını bırakıp onun kızıyla evlenmiştir. Ama onunki, yaşlı bir kadını bırakıp genç ve güzel bir kadını almak olarak tanımlanabilir. Woody Allen da bu örneklerden.

Nâzım’ı kaçıran kişi olarak da tanınıyorsunuz. Nâzım’ın özel yaşamının konuşulması çok tartışıldı. Ne düşünüyorsunuz?
- Nâzım’ın özel hayatının açıklanmasına karşı değilim. Böyle büyük bir ozanın yaşamının her ayrıntısı çok önemlidir, diye düşünüyorum.

Nâzım, oğlu Mehmet ve karısı Münevver’i terk etti. Mehmet Bey’le görüşüyor musunuz?
- Nâzım’ın Münevver’den olan oğlu Mehmet’i anlayabiliyorum, ama annesini kınamak zorundayım. Mehmet’i Nâzım’a düşman etti. Bir kadın kendisini ve çocuğunu terk eden adama kızabilir, ama çocuğu ona karşı zehirlemek haksızlıktır. Mehmet şu an Fransa’da yaşıyor. Ben hiç görüşmüyorum. Mehmet "Benim babam Rusya’da ruble için şiir yazıyor", "paragöz" diyecek kadar kışkırtılmış durumda. Bana iyi babalık etmedi, dese haklı ama bunlar çok çirkin.

Bazı şeyleri yazarken çekinmiyor musunuz? Örneğin Yahya Kemal’le ilgili anılarınız çok ilginç...
- İnsanlar birini tanırken, onun gerçek kişiliğini de öğrenmeli. Yahya Kemal kızkardeşimi taciz etti. Daha iğrenç şeyler de yapıyordu. Nâzım’ın annesiyle sevişiyordu. Nâzım açlık grevinde ölmek üzereyken, annesi imza topluyordu. Yahya Kemal, bunu görüp bir imza vermemek için yolunu değiştirdi. Kedi pisliğini örter gibi örtelim mi her şeyi.

Devlet Tiyatroları Edebi Kurulu’nda görev yapıyorsunuz. Kuruldaki yazarların kendi oyunlarını seçip oynattıkları iddia ediliyor. Böyle bir şey var mı?
- Bunlar çok saçma. Zaten Edebi Kurul’un oyun oynatma yetkisi yok. Son yıllarda hep benim istemediğim oyunlarımı sahnelediler. DT’de sürekli bir huzursuzluk var. Kültür Bakanı İstemihan Talay da, çok iyi bir seyirci!

‘Bazı tiyatrocular Amerika’da temsil izleyip onu Türkiye’de oynayarak Türk tiyatrosuna katkı yaptıklarını zannediyorlar’, demiştiniz. Kimler?
- "Türkiye Yabancı Oyun İthalatçıları Ödülü" verilse bunu alacak çok kişi var. Örneğin Zuhal Olcay ve Haluk Bilginer çok iyi oyuncular, ama ödleri kopuyor yerli oyun oynayacaklar diye.

Sinava Hazirlik