

Paragrafa yerleştirilen olaylar, fikirler, yorumlar ve betimleme çok farklı yollarla paragraflarda ver alırlar. Bu yerleştirme yazarın anlayışına bağlı olduğu gibi paragrafta yer alan içerikle de ilgilidir.
Paragrafta olaylar olduğu gibi, hiç bir şey katmadan verilebilir ya da
yorumlanabilirler. Fikir ve duygular bir temel fikrin ve duygunun genel
olarak ele alınıp ayrıntıya inilmesiyle açıklanabilirler. Bu fikir ve
duygular ayrıntılarıyla ele alınıp genel yargılara ulaşılabilir. Bu
açıklamalarda örneklendirme ağırlık kazanabilir. Ya da bu fikir ve duygular
benzerleriyle karşılaştırılarak daha açık ve anlaşılabilir bir duruma
sokulabilirler.
Bazen fikir ve duyguların daha etkili ve inandırıcı
olabilmesi için iğnelemelere sık sık başvurulabilir. Hatta olayların,
fikirlerin ve duyguların anlatımında önem ve zaman sırasına yer verilebilir.
Betimleme paragraflarında manzaranın ve eşyanın durumuna göre, mekândan
eşyaya, eşyadan mekana bir düzenlemeye yer verilebilir. Paragrafın temelini
oluşturan konu cümlesi paragrafın başında, ortasında, sonunda yer alabilir.
Bütün bunlar teknik açıdan, birbirleriyle çok farklı kurulmuş paragrafları
karşımıza çıkarabilir. Bu paragrafları belli bir gruplandırmaya tabi tutmak
imkânı yoktur. Ancak, fikir vermek açısından bu tekniklerden bazısı
uygulanmış paragraf örneklerini aşağıya alalım.
Kanıtlama ağırlıklı paragraf:
“Ümmid iledir cihanda her şey’ demiş şair. Doğru, her şey onunladır. Büyük, küçük, herkesin her canlı mahlukun bir ümidi vardır. Sabahleyin, yatağımızda gözlerimizi açıp da uyandığımız zaman eğer kalkmaya davranıyor, işimize geç kalmamak için acele ediyorsak bir ümidimiz olduğu içindir. Daha iyi bir hayat sürmek ümidi, çoluk çocuğumuzla daha iyi günler görmek ümidi, bir iş başarmak, daha çok muvaffak olmak, herkesin takdirini kazanarak yükselmek ümidi bizi işimizin başına koşturuyor. İcatçıya yeni şeyler düşündüren, hekime yeni tedavi yolları arattıran, hocaya mektepte ders verdiren, marangoza güzel, daha güzel mobilyalar yaptıran sanatkâra ölmez eserler vücuda getirten, hep ümittir. İnsanlığa faydalı olmak ümidi, hastalara şifa vermek ümidi, yeni nesilleri daha iyi yetiştirmek ümidi, meşhur olmak ümidi ve ölmez eserler vücuda getirerek ölümsüzlüğe kavuşmak, ebedi olmak ümidi.”
Şevket Rado
Zıt görüşler ağırlıklı paragraf:
“Büyük sanatçı, güçlüğün oluşturduğu, engeli kendisine sıçrama tahtası yapan adamdır. Derler ki Michelangelo’yu Musa’nın ellerine toplu bir hareket vermeye zorlayan, mermersizlik olmuştur. Sahnede hep birden kullanılacak ses perdelerinin sayılı olusudur ki Eschyle’i, Kafkas dağlarında zincire vurulan Prometheus’un susuşunu icat etmek zorunda kalmıştır. Eski Yunanlılarda saza bir tel ekleyen adam şiddetle cezalandırılırdı. Sanat baskıdan doğar, dövüşle yaşar, hürlükten ölür,”
Andre Gide
Fikir tekrarı ağırlıklı paragraf:
“İnsanoğlu düşünen bir varlıktır, yaradılışı gereği düşünmek ihtiyacını duyar. Ama pek sevmez düşünmeyi, korkar düşünmekten. Nasıl korkmasın? Düşünmek yorucu olmakla kalmaz, şaşırtıverir kişiyi, türlü şüphelere düşürür. Bir yol düşünmeye başladınız mı, kolay kolay kesip atamazsınız. Yüzyıllar boyunca ortaya atılmış birbirine uymaz, birbirini çürütür bütün iddiaların doğru birer yanı vardır, hepsi de insanoğullarından birinin bir görgüsüne, bir gözlemine dayanır nerelerinin niçin yanlış olduğunu da hemen göremezsiniz. Hangisini seçeceksiniz? Hepsinin de hem bir çekiciliği, hem bir iticiliği vardır.”
Nurullah Ataç
Fikir birliği iyi sağlanmış paragraf:
“Kepler’in üç meşhur kanunundan birincisi,
gezegenlerin yörüngelerinin
o zamana kadar sanıldığı gibi daire olmayıp bir elips şeklinde olduğuna ve
Güneş’in bu elipsin odak noktalarından birinde bulunduğuna dairdi. Bu basit
gözüken kanun, o zamana kadar bütün evrende Yunanlılar için en muntazam ve
mükemmel bir geometri şekli olan daireden ayrılmayı gerektiriyordu.
Yunanlılar ve onların varisleri olan ortaçağ bilginleri daireyi hem en tam
eksiksiz, hem de en güzel bir şekil olarak kabul etmişlerdi. Kepler ise
göğün önemli eğrisi olan yörüngeleri dairelikten çıkarıyor, elips şekline
sokuyordu. O zamanların, Yunan bilim ve sanatından kalma estetik
ihtiyaçlarını bir tarafa bırakarak bağımsızca gözleme dayanan bir düşünceyi
ortaya koyması bakımından, Kepler, bu kanunla da bağımsız bir adım atmış
oldu.”
Adnan Adıvar
Tüme varım yoluyla kurulmuş paragraf:
Uydu kentler kurmak, giderek artan insan nüfusunu ev sahibi yapma, konut problemini çözme yollarından bir tanesidir. Bu iş için, bir şehre yetecek büyüklükte bir arsa bulunuyor; bu arsanın planı hazırlanıyor; plan doğrultusunda kanalizasyonu, suyu, elektriği, telefonu döşeniyor. Üç - beş yıl sonra bakıyorsunuz, hiç yoktan pırıl pırıl bir şehir doğuyor.
Tümden gelim yoluyla kurulmuş paragraf:
Bugün, yüzyıllar öncesinde kurulmuş büyük şehirlerimizden hangisine baksanız problemler yumağıdır: Plansızlık var; susuzluk var; kanalizasyonsuzluk var; zamanında getirilmemiş altyapı hizmetleri yüzünden, delik deşik edilmiş sokak ve caddeleriyle yolsuzluk var; düzensizlik ve anarşi var. Çağdaş insanı, bir tanesinin bile hayatından bezdirecek bu eksiklikler, bu problemler niçin oluşmuştur? Başlangıçta küçük gibi görünen problemleri önemsememekten ve onları zamanında çözmemekten.