Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



OSMANLICA-TÜRKÇE SÖZLÜK
T
 
2. Sayfa>>>


 

tâ (F.) [ 1 [ تا .kat. 2.büklüm. 3.tane.

tâ (F.) [ تا ] kadar.

ta’biye (A.) [ 1 [ تعبيه .yerine koyma. 2.kurulu düzen.

ta’biyetülceyş (A.) [ تعبية الجيش ] strateji.

ta’cîl (A.) [ تعجيل ] acele ettirme.

ta’dâd (A.) [ 1 [ تعداد .sayma. 2.sayım. 3.sayı.

ta’dâd etmek 1.saymak. 2.değerlendirmek, kabul etmek.

ta’dîl (A.) [ 1 [ تعدیل .değiştirme. 2.doğrulama.

ta’dîlat (A.) [ تعدیلات ] değiştirmeler, değişiklik.

ta’dilât yapmak değişiklik yapmak.

ta’dîlen (A.) [ تعدیلا ] değiştirilerek, değişiklik yapılarak.

ta’kîb (A.) [ تعقيب ] takip, ardına düşme.

ta’kîbât (A.) [ تعقيبات ] kovuşturma.

ta’kîbat yapmak kovuşturmak.

ta’kîben (A.) [ تعقيبا ] takip ederek, ardına düşerek.

ta’lîk (A.) [ 1 [ تعليق .askıya alma. erteleme.

ta’lîk edilmek asılmak, iliştirilmek, tutturulmak.

ta’lîl (A.) [ 1 [ تعليل .sebep gösterme. 2.tümdengelim.

ta’lîm (A.) [ 1 [ تعليم .öğretme. 2.öğrenme. 3.meşk. 4.idman, egzersiz.

ta’lîmât (A.) [ تعليمات ] direktif.

ta’lîmât vermek direktif vermek.

ta’lîmatname (A.-F.) [ تعليمات نامه ] yönetmelik.

ta’lîmhâne (A.-F.) [ تعليم خانه ] eğitim alanı.

ta’lîmî (A.) [ تعليمی ] öğretici, didaktik.

ta’mîk (A.) [ 1 [ تعميق .derinleştirme. 2.derinlemesine inceleme.

ta’mîm (A.) [ 1 [ تعميم .genelleştirme. 2.genelge.

ta’mîmen (A.) [ 1 [ تعميما .genelleştirerek. 2.genelge ile.

ta’mîr (A.) [ تعمير ] onarım.

ta’mîr edilmek onarılmak.

ta’mîr etmek onarmak.

ta’mîrât (A.) [ تعميرات ] onarım, onarımlar.

ta’mîren (A.) [ تعميرا ] tamir ederek, onararak.

ta’n (A.) [ طعن ] ayıplama, kınama, kötüleme, suçlama.

ta’n edilmek ayıplanmak, kınanmak, kötülenmek, suçlanmak.

ta’n etmek ayıplamak, kınamak, kötülemek, suçlamak.

ta’ne (A.) [ طعنه ] ayıplama, kınama, kötüleme, suçlama.

ta’nezen (A.-F.) [ طعنه ] ayıplayan, kınayan, kötüleyen, suçlayan.

ta’rîb (A.) [ تعریب ] arapçalaştırma.

ta’rîb edilmek arapçalaştırılmak.

ta’rîb etmek arapçalaştırmak.

ta’rîf (A.) [ 1 [ تعریف .anlatma. 2.tanımlama, tanım.

ta’rîf edilmek 1.anlatılmak. 2.tanımlanmak.

ta’rîf etmek 1.anlatmak. 2.tanımlamak.

ta’rife (A.) [ تعرفه ] çizelge.

ta’rîz (A.) [ تعریض ] laf çarpma, dokundurma, taşlama.

ta’tîl (A.) [ 1 [ تعطيل .durdurma. 2.kapatma. 3.faaliyete son verme.

ta’tîlât (A.) [ تعطيلات ] tatiller.

ta’vîk (A.) [ تعویق ] askıya alma, geciktirme, erteleme, oyalama.

ta’vîk edilmek geciktirilmek, ertelenmek, askıya alınmak.

ta’vîk etmek geciktirmek, ertelemek, askıya almak.

ta’vîz (A.) [ تعویذ ] muska.

ta’vîz (A.) [ 1 [ تعویض .ödün. 2.değiştirme.

ta’yîb (A.) [ تعييب ] ayıplama.

ta’yîn (A.) [ 1 [ تعيين .belirleme. 2.belirlenme. 3.atama. 4.atanma. 5.tayın.

ta’zîb (A.) [ تعذیب ] azap verme.

ta’zîm (A.) [ 1 [ تعظيم .saygı gösterme. 2.ululama, yüceltme.

ta’zîm etmek 1.saygı göstermek. 2.ululamak.

ta’zîmen (A.) [ 1 [ تعظيما .saygı göstererek. 2.ululayarak, yücelterek.

ta’zîr (A.) [ تعذیر ] özrünü bildirme.

ta’ziye (A.) [ 1 [ تعزیه .başsağlığı dileme. 2.şiîlikte yas töreni.

ta’ziyet (A.) [ تعزیت ] başsağlığı dileme.

ta’ziyetnâme (A.-F.) [ تعزیت نامه ] başsağlığı mektubu.

ta’zîz (A.) [ تعزیز ] aziz tutma, değer verme.

taab (A.) [ 1 [ تعب .sıkıntı, zahmet. 2.yorgunluk.

taabbüd (A.) [ تعبد ] kulluk, ibadet, tapınma.

taabbüd etmek kulluk etmek, tapınmak.

taaccüb (A.) [ تعجب ] şaşırma.

taaccüb etmek şaşırmak.

taaddî (A.) [ 1 [ تعدی .zulüm. 2.haksızlık.

taaddî etmek 1.zulmetmek. 2.haksızlık etmek.

taaddüd (A.) [ 1 [ تعدد .çokluk. 2.çoğalma.

taadiyât (A.) [ 1 [ تعدیات .zulümler. 2.haksızlıklar.

taaffün (A.) [ تعفن ] kokuşma.

taaffün etmek kokuşmak.

taahhüd (A.) [ تعهد ] üstlenme.

taahhüd etmek üstlenmek.

taahhüdname (A.-F.) [ تعهد نامه ] taahhüt belgesi.

taakkul (A.) [ 1 [ تعقل .akıl erdirme. 2.akıl etme.

taakkul etmek 1.akıl erdirmek. 2.akıl etmek.

taalluk (A.) [ 1 [ تعلق .ilgili olma. 2.ait olma.

taallukât (A.) [ 1 [ تعلقات .ilgili olanlar. 2.akraba, yakınlar.

taâm (A.) [ طعام ] yemek.

taâm etmek yemek yemek.

taâmhane (A.-F.) [ طعام خانه ] yemekhane.

taammuk (A.) [ تعمق ] derinleşme.

taammuk etmek derinleşmek.

taammüd (A.) [ تعمد ] bilerek yapma.

taammüden (A.) [ تعمدا ] bilerek, kasıtlı olarak.

taammüm (A.) [ تعمم ] genelleşme, yayılma.

taammüm etmek genelleşmek, yayılmak.

taannüd (A.) [ تعند ] inat etme.

taannüd etmek inat etmek.

taarruz (A.) [ 1 [ تعرض .saldırı. 2.sataşma.

taarrüb (A.) [ تعرب ] araplaşma.

taassub (A.) [ 1 [ تعصب .fanatiklik, katı yandaşlık. 2.yobazlık.

taassubkâr (A.-F.) [ تعصبکار ] fanatik, mutaassıp.

taassubkârî (A.-F.) [ تعصبکاری ] fanatiklik, mutaassıplık, taassup.

taassür (A.) [ تعسر ] güçleşme.

taaşşuk (A.) [ تعشق ] aşık olma.

tâat (A.) [ 1 [ طاعت .ibadet. 2.itaat.

tâat kılmak ibadet etmek.

taavvuk (A.) [ تعوق ] gecikme, oyalanma.

taayYün (A.) [ تعين ] ortaya çıkma, belirme.

taayYüş (A.) [ تعيش ] yaşama.

taayYüş etmek yaşamak.

taazzuv (A.) [ تعضو ] şekillenme, biçim alma, organ oluşturma.

tâb (F.) [ 1 [ تاب .güç. 2.sıcaklık. 3.parlaklık. 4.kıvrım. 5.eğen, büken.

6.aydınlatan.

tab’ (A.) [ 1 [ طبع .huy. 2.basım, baskı.

tab’ edilmek basılmak.

tab’ etmek basmak.

tab’ olunmak basılmak.

tab’an (A.) [ طبعا ] doğal olarak, tabiatıyla.

tab’âniyye (A.) [ طبعانيه ] natüralizm.

tabâbet (A.) [ طبابت ] doktorluk.

tabâhat (A.) [ طباخت ] aşçılık.

tabak (A.) [ طبق ] tabak.

tabaka (A.) [ 1 [ طبقه .kat. 2.katman. 3.sınıf.

tabakât (A.) [ 1 [ طبقات .katlar. 2.katmanlar. 3.sınıflar.

tabakâtülarz (A.) [ طبقة الارض ] jeoloji.

tabakhâne (A.-F.) [ طبق خانه ] derilerin sepilendiği yer, tabakhane.

tâbân (F.) [ تابان ] parlak, aydınlık.

tabasbus (A.) [ تبصبص ] yardakçılık, yaltaklanma.

tabasbus etmek yaltaklanmak.

tâbâver (F.) [ تاب آور ] dayanıklı.

tabâyi’ (A.) [ طبایع ] tabiatler, huylar.

tabbâh (A.) [ طباخ ] aşçı.

tabbâl (A.) [ طبال ] davulcu.

tâbdar (F.) [ 1 [ تابدار .kıvrım kıvrım, kıvrık. 2.parlak.

tâbe (F.) [ تابه ] tava.

tâbende (F.) [ تابنده ] parlak, ışık veren.

tabh (A.) [ طبخ ] pişirme.

tabhâne (A.-F.) [ طبع خانه ] basımevi.

tâbi (A.) [ 1 [ تابع .uyan, tabi olan. 2.boyun eğen.

tâbi’ (A.) [ طابع ] kitap basan.

tabiat (A.) [ 1 [ طبيعت .doğa. 2.huy, yaratılış.

tabib (A.) [ طبيب ] doktor.

tabîban (A.-F.) [ طبيبان ] doktorlar.

tabîî (A.) [ 1 [ طبيعی .doğal. 2.doğal olarak.

tabîiyyât (A.) [ طبيعيات ] doğa bilimleri.

tâbiiyyet (A.) [ تابعيت ] uyruk.

tabîiyyûn (A.) [ طبيعيون ] natüralistler.

tabir (A.) [ 1 [ تعبير .yorumlama. 2.terim.

tâbirat (A.) [ 1 [ تعبيرات .yorumlar. 2.terimler. 3.deyişler.

tâbistan (F.) [ تابستان ] yaz.

tâbistânî (F.) [ تابستانی ] yazlık.

tâbiş (F.) [ تابش ] parlama.

tabl (A.) [ طبل ] davul.

tablzen (A.-F.) [ طبل زن ] davulcu.

tâbnâk (F.) [ تابناک ] parlak.

tâbut (A.) [ تابوت ] tabut.

tâc (A.) [ 1 [ تاج .taç. 2.sorguç.

tâcdâr (A.-F.) [ تاجدار ] taç sahibi, padişah.

tâcıser (A.-F.) [ تاج سر ] baştacı.

tacidar (A.-F.) [ تاجدار ] taç sahibi, padişah.

tacir (A.) [ تاجر ] tüccar, ticaret yapan.

taciz (A.) [ تعجيز ] rahatsız etme.

taciz etmek rahatsız etmek.

tâcser (A.-F.) [ تاجسر ] baştacı.

tâcver (A.-F.) [ تاجور ] taçlı, taç sahibi, padişah.

tadâd (A.) [ 1 [ تعداد .sayı. 2.sayma.

tafazzul (A.) [ تفضل ] bilgiçlik taslama.

tafra (A.) [ طفره ] atıp tutma.

tafrafurûş (A.-F.) [ طفده فروش ] atıp tutan.

tafrafurûşluk (A.-F.-T.) atıp tutma.

tafsil (A.) [ تفصيل ] ayrıntılı açıklama.

tafsilât (A.) [ 1 [ تفصيلات .ayrıntılı açıklama. 2.ayrıntı.

tafsilât vermek ayrıntılı açıklamada bulunmak.

tafsilâtıyla (A.-T.) bütün ayrıntılarıyla.

tafsilatlı (A.-T.) ayrıntılı.

tafsîlen (A.) [ تفصيلا ] ayrıntılı olarak.

tagaddî (A.) [ تغدی ] beslenme.

tagaddî etmek beslenmek.

tagallüb (A.) [ تغلب ] zorbalık.

tagannî (A.) [ 1 [ تغنی .zenginlik. 2.makamına göre şarkı söyleme.

tagannî etmek şarkı söylemek.

tagayyür (A.) [ تغير ] değişme, başkalaşma.

tagazzî (A.) [ تغذی ] beslenme.

tagazzî etmek beslenmek.

tağdiye (A.) [ تغذیه ] besleme.

tağdiye etmek beslemek.

tâğî (A.) [ طاغی ] isyancı.

tağlik (A.) [ 1 [ تغليق .kilit vurma. 2.kapama.

tağlît (A.) [ تغليط ] yanıltma.

tağrîb etmek uzaklaştırmak.

tâğun (A.) [ طاغون ] azılılar.

tâğût (A.) [ 1 [ طاغوت .büyücü. 2.şeytan.

tağyîr (A.) [ تغيير ] değiştirme, başkalaştırma.

tağyîr edilmek değiştirilmek.

tağyîr etmek değiştirmek.

tağyîrât (A.) [ تغييرات ] değişiklikler.

tağziye (A.) [ 1 [ تغذیه .besleme. 2.beslenme.

tahaccür (A.) [ تحجر ] taşlaşma.

tahaccür etmek taşlaşmak.

tahaddüb (A.) [ تحدب ] tümsekleşme.

tahaddüb etmek tümsekleşmek, kamburlaşmak.

tahaddüs (A.) [ 1 [ تحدس .sezgi. 2.meydana gelme.

tahaddüs etmek meydana gelmek, ortaya çıkmak.

tahaddüsiyye (A.) [ تحدسيه ] sezgicilik.

tahakkuk (A.) [ تحقق ] gerçekleşme.

tahakkuk etmek gerçekleşmek.

tahakküm (A.) [ تحکم ] hükmetme, hükmü altında tutma.

tahakküm etmek hükmetmek, hükmü altında tutmak.

tahallüs (A.) [ 1 [ تخلص .kurtulma. 2.şiirde mahlas kullanma.

tahammur etmek mayalanmak.

tahammül (A.) [ تحمل ] dayanma, katlanma.

tahammül etmek dayanmak, katlanmak.

tahammülfersâ (A.-F.) [ تحمل فرسا ] dayanılmaz, takat kesici.

tahammür (A.) [ تخمر ] mayalaşma.

tahâret (A.) [ 1 [ طهارت .temizlik. 2.temizlenme.

tahâret etmek temizlenmek.

taharrî (A.) [ 1 [ تحری .arama. 2.araştırma.

taharrî edilmek 1.aranmak. 2.araştırılmak.

taharrî etmek 1.aramak. 2.arştırmak.

taharriyât (A.) [ تحریات ] araştırmalar.

taharriyatçı (A.-T.) araştırmacı.

tahassür (A.) [ 1 [ تحسر .özlem duyma. 2.üzülme.

tahassüs (A.) [ تحسس ] duygulanma, hislenme.

tahaşşî (A.) [ تخشی ] ürperme.

tahattî (A.) [ تخطی ] haddini bilmeme, sınırı geçme, çizgiyi geçme.

tahattur (A.) [ تخطر ] anımsama, hatırlama.

tahattur etmek anımsamak, hatırlamak.

tahavvül (A.) [ تحول ] değişim.

tahavvül etmek değişmek.

tahavvülât (A.) [ تحولات ] değişimler.

tahayyül (A.) [ تخيل ] hayal etme.

tahayyül etmek hayal etmek.

tahayyülât (A.) [ تخيلات ] hayal etmeler, hayale dalışlar.

tahayyülî (A.) [ تخيلی ] hayalî.

tahayyür (A.) [ تحير ] hayranlık.

tahayyür etmek hayran kalmak, şaşakalmak.

tahcîr (A.) [ تحجير ] çit çekme.

tahdîd (A.) [ تحدید ] sınırlandırma.

tahdîd edilmek sınırlandırılmak.

tahdîd etmek sınırlandırmak.

tahdîdât (A.) [ تحدیدات ] sınırlandırmalar, kısıtlamalar.

tahfîf (A.) [ تخفيف ] hafifletme.

tahfîf etmek hafifletmek.

tâhir (A.) [ طاهر ] temiz.

tahkik (A.) [ تحقيق ] araştırma, gerçeği arama.

tahkik edilmek araştırılmak.

tahkik etmek araştırmak.

tahkîkat (A.) [ تحقيقات ] araştırmalar.

tahkim (A.) [ تحکيم ] sağlamlaştırma.

tahkim edilmek sağlamlaştırılmak.

tahkim etmek sağlamlaştırmak.

tahkîmât (A.) [ 1 [ تحکيمات .sağlamlaştırmalar. 2.sağlamlaştırılmış yer.

tahkîr (A.) [ تحقير ] küçümseme, aşağılama.

tahkîr edilmek aşağılanmak.

tahkîr etmek aşağılamak.

tahkîrâmiz (A.-F.) [ تحقير آميز ] aşağılayıcı.

tahkiye etmek anlatmak, hikaye etmek.

tahlîf (A.) [ 1 [ تحليف .and içirme. 2.and içme.

tahlîf etmek halef bırakmak.

tahlîl (A.) [ تحليل ] ayrıştırma, çözümleme, analiz.

tahlil etmek değerlendirme yapmak, analiz yapmak.

tahlîlât (A.) [ تحليلات ] analizler, tahliller.

tahlîs (A.) [ تخليص ] kurtarma.

tahlit (A.) [ تخليط ] karıştırma.

tahliye (A.) [ 1 [ تخليه .boşaltma. 2.salıverme.

tahliye edilmek 1.boşaltılmak. 2.salıverilmek.

tahliye etmek 1.boşaltmak. 2.salıvermek.

tahmîl (A.) [ 1 [ تحميل .yükleme. 2.sorumluluk verme.

tahmînen (A.) [ تخمينا ] tahminle, aşağı yukarı.

tahmînî (A.) [ تخمينی ] tahmin edilen.

tahmîr (A.) [ 1 [ تخمير .mayalandırma. 2.yoğurma.

tahmis (A.) [ 1 [ تخميس .beşleme. 2.beş dizeye çıkarma.

tahnit (A.) [ تحنيط ] ilaçlama.

tahrib (A.) [ تخریب ] yıkma, harap etme.

tahrîb edilmek yıkılmak, bozulmak, harap edilmek.

tahrîb etmek yıkmak, bozmak, harap etmek.

tahrîbât (A.) [ تخریبات ] yıkmalar, yıkımlar.

tahrîbkâr (A.-F.) [ تخریبکار ] tahrip edici, yıkıcı, bozucu.

tahrîf (A.) [ تحریف ] üstünde kalem oynatarak bozma, asıl anlamını bozma.

tahrîfat (A.) [ تحریفات ] anlamından uzaklaştıracak şekilde üstünde kalem

oynatmalar.

tahrîk (A.) [ 1 [ تحریک .hareket ettirme, oynatma. 2.kışkırtma.

tahrîkâmiz (A.-F.) [ تحریک آميز ] tahrik edici, kışkırtıcı.

tahrim (A.) [ 1 [ تحریم .yasaklama. 2.yasaklanma.

tahrir (A.) [ 1 [ تحریر .yazma. 2.yazılma. 3.kitap yazma. 4.serbest bırakma.

tahrîr edilmek yazılmak.

tahrîr etmek yazmak.

tahrîr ettirilmek yazdırılmak.

tahrîrî (A.) [ تحریری ] yazılı.

tahris (A.) [ تحریص ] hırslandırma.

tahrîs etmek hırslandırmak.

tahriş (A.) [ تخریش ] tırmalama, kazıma.

tahriş etmek tırmalamak.

tahsil (A.) [ 1 [ تحصيل .elde etme. 2.öğrenim.

tahsîlat (A.) [ تحصيلات ] para ve vergi toplama.

tahsildar (A.-F.) [ تحصيلدار ] vergi memuru.

tahsin (A.) [ تحسين ] beğenme, güzel bulma, takdir etme.

tahsis (A.) [ تخصيص ] özgü kılma, ayırma.

tahsis edilmek ayırılmak.

tahsis etmek ayırmak.

tahsisat (A.) [ تخصيصات ] ödenek.

tahşiye (A.) [ تحشيه ] haşiye yazma.

tahşiye edilmek haşiye yazılmak.

tahşiye etmek haşiye yazmak.

taht (A.) [ تحت ] alt, aşağı.

taht (F.) [ 1 [ تخت .saltanat koltuğu. 2.saltanat makamı.

tahtânî (A.) [ تحتانی ] alttaki.

tahte (F.) [ تخته ] tahta.

tahtelarz (A.) [ تحت الارض ] yeraltı.

tahtelbahir (A.) [ تحت البحر ] denizaltı.

tahteşşuur (A.) [ تحت الشعور ] bilinçaltı.

tahtgâh (F.) [ تختگاه ] başkent.

tahtıe (A.) [ تخطئه ] hata bulma.

tahtît-i arazi (A.-F.) [ تخطيط اراضی ] topoğrafya.

tahtnişin (F.) [ تخت نشين ] tahtta oturan, hükümdar.

tahtüşşuûr (A.) [ تحت الشعور ] bilinçaltı.

tahvil (A.) [ 1 [ تحویل .değiştirme. 2.borç senedi.

tahvil edilmek 1.değiştirilmek, dönüştürülmek.2.teslim edilmek.

tahvil etmek 1.değiştirmek. 2.teslim etmek.

tahvîlât (A.) [ تحویلات ] tahviller, borç senetleri.

tahzîr (A.) [ تحذیر ] sakındırma.

tahzîr etmek sakındırmak.

tâib (A.) [ تائب ] tövbekâr, tövbe eden.

tâife (A.) [ 1 [ طائفه .zümre. 2.tayfa. 3.kavim.

tâir (A.) [ طائر ] kuş.

tâk (A.) [ طاق ] kemer.

tâk (F.) [ تاک ] asma, asma kütüğü.

takabbül (A.) [ 1 [ تقبل .kabul etme. 2.benimseyiş.

takaddüm (A.) [ 1 [ تقدم .öncelik. 2.öne geçme.

takaddüm etmek öne geçmek.

takallüs (A.) [ تقلص ] kasılma.

takallüs etmek kasılmak.

takarrüb (A.) [ تقرب ] yaklaşma, yakınlaşma.

takarrüb etmek yaklaşmak, yakınlaşmak.

takarrür (A.) [ 1 [ تقرر .karar kılma. 2.yerleşme.

takarrür etmek 1.karar kılmak. 2.kararlaştırılmak. 3.yerleşmek.

tâkat (A.) [ طاقت ] dayanma gücü.

tâkatfersâ (A.-F.) [ طاقت فرسا ] takat tüketici, dayanılmaz.

takattur (A.) [ تقطر ] damlama.

takâvim (A.) [ تقاویم ] takvimler.

takayyüd (A.) [ 1 [ تقيد .bağlanma. 2.özen gösterme.

takbîh (A.) [ تقبيح ] ayıplama, çirkin görme.

takbîh etmek ayıplamak, kınamak.

tâkçe (A.-F.) [ 1 [ طاقچه .küçük kemer. 2.küçük pencere.

takdim (A.) [ 1 [ تقدیم .sunma, sunuş. 2.öne alma.

takdim edilmek sunulmak.

takdim etmek sunmak.

takdime (A.) [ 1 [ تقدمه .sunuş. 2.armağan.

takdir (A.) [ 1 [ تقدیر .değerlendirme. 2.beğenme. 3.Tanrı’nın isteği.

takdîr edilmek 1.değerlendirilmek. 2.beğenilmek. 3.değer biçilmek.

takdîr etmek 1.değerlendirmek. 2.beğenmek. 3.değer biçmek.

takdîren (A.) [ تقدیرا ] takdir ederek.

takdîrname (A.-F.) [ تقدیرنامه ] başarı belgesi.

takdîs (A.) [ تقدیس ] kutsama, ululama.

takıyye (A.) [ 1 [ تقيه .gizleme. 2.sakınma.

tâkıyye (A.) [ طاقيه ] takke.

takıyye yapmak 1.mezhebini gizlemek. 2.amacını gizlemek.

takîb etmek izlemek.

takiben (A.) [ تعقيبا ] takip ederek, izleyerek.

taklîd (A.) [ 1 [ تقليد .taklit, öykünme. 2.sahte.

taklîden (A.) [ تقليدا ] öykünerek, taklit ederek.

taklîl (A.) [ 1 [ تقليل .azaltma, kısma. 2.azaltılma, kısılma.

takrîb (A.) [ تقریب ] yaklaştırma.

takrîben (A.) [ تقریبا ] yaklaşık olarak.

takrîbî (A.) [ تقریبی ] yaklaşık olarak.

takrîr (A.) [ 1 [ تقریر .yerleştirme. 2.anlatma. 3.önerge. 4.sağlama.

takrîren (A.) [ تقریرا ] anlatarak.

takrîz (A.) [ تقریظ ] eleştiri.

takrîz (A.) [ 1 [ تقریض .borç verme. 2.kitaba beğeni yazısı yazma.

taksîm (A.) [ 1 [ تقسيم .bölme. 2.bölüm. 3.bölü.

taksîm edilmek bölünmek.

taksîm etmek bölmek.

taksimat (A.) [ تقسيمات ] bölümlendirme, bölme.

taksîr (A.) [ 1 [ تقصير .kısaltma. 2.kusur.

taksîrât (A.) [ تقصيرات ] kusurlar.

taksît (A.) [ تقسيط ] borç parçası, taksit.

taktî’ (A.) [ 1 [ تقطيع .kesme. 2.şiiri veznine göre parçalara ayırma.

taktîr (A.) [ تقطير ] damıtma.

takvâ (A.) [ تقوا ] haramdan kaçınma.

takviye (A.) [ تقویه ] kuvvetlendirme.

takviye edilmek kuvvetlendirilmek, desteklenmek.

takviye etmek kuvvetlendirmek, desteklemek.

takviyet (A.) [ تقویت ] kuvvetlendirme.

tal’at (A.) [ 1 [ طلعت .yüz. 2.güzellik.

talâk (A.) [ 1 [ طلاق .boşama. 2.boşanma.

talâknâme (A.-F.) [ طلاق نامه ] boşanma belgesi.

tâlân (F.) [ تالان ] talan, yağma.

taleb (A.) [ 1 [ طلب .isteme. 2.istek.

taleb edilmek istenmek.

taleb etmek istemek.

talebdar (A.-F.) [ طلبدار ] alacaklı.

talebe (A.) [ 1 [ طلبه .öğrenci. 2.istekliler.

talebkâr (A.-F.) [ 1 [ طلبکار .istekli. 2.alacaklı.

tâlî (A.) [ تالی ] ikincil.

tâli’ (A.) [ 1 [ طالع .doğan. 2.talih.

talîa (A.) [ طليعه ] öncü.

tâlib (A.) [ طالب ] istekli.

taltif (A.) [ 1 [ تلطيف .ödüllendirme. 2.gönlünü alma.

tama’ (A.) [ طمع ] tamah, açgözlülük.

tama’kâr (A.-F.) [ طمعکار ] açgözlü.

tamâm (A.) [ 1 [ تمام .tam. 2.bitiş, sona erme. 3.bütün.

tamâmen (A.) [ تماما ] tümüyle.

tamâmıyla (A.-T.) tümüyle, tamamen.

ta'mîm (A.) [ 1 [ تعميم .genelleştirme, yayma. 2.genelleştirilme, yayılma.

tâmm (A.) [ تام ] tam, eksiksiz.

tâmme (A.) [ تامه ] tam, eksiksiz.

tanbûr (A.) [ طنبور ] tambur.

tanbûrî (A.) [ طنبوری ] tanbur virtüözü.

tanîn (A.) [ طنين ] tınlama, tını.

tanînendâz (A.-F.) [ طنين انداز ] tınlayan, tını veren, çınlayan.

tannâz (A.) [ طناز ] alaya alan, eğlenen.

tantana (A.) [ طنطنه ] gürültü patırtı ile gösteriş yapma.

tanz (A.) [ طنز ] alaya alma, eğlenme.

tanzîf (A.) [ تنظيف ] temizleme.

tanzîfât (A.) [ تنظيفات ] temizlik işleri.

tanzîm (A.) [ تنظيم ] düzenleme, tertipleme.

tanzim edilmek düzenlenmek, tertip edilmek.

tanzim etmek düzenlemek, tertip etmek.

tanzîr (A.) [ 1 [ تنظير .benzetme. 2.nazire yazma.

tanzîr edilmek 1.benzetilmek. 2.nazire yazılmak.

tanzîr etmek 1.benzetmek. 2.nazire yazmak.

târ (F.) [ 1 [ تار .tel. 2.saç teli. 3.enstrüman teli. 3.karanlık. 4.tepe. 5.karanlık.

târ olmak kararmak.

tarab (A.) [ طرب ] şenlik, neşelenme.

tarabengîz (A.-F.) [ طرب انگيز ] neşe veren.

tarabgâh (A.-F.) [ طربگاه ] neşelenme yeri, eğlence yeri.

târâc (F.) [ تاراج ] yağma.

taraf (A.) [ 1 [ طرف .yön. 2.ülke. 3.muhatap iki kişiden her biri. 4.yer.

tarafdâr (A.-F.) [ طرفدار ] yandaş.

tarafdârân (A.-F.) [ طرفداران ] yandaşlar, taraftarlar.

tarafdârî (A.-F.) [ طرفداری ] yandaşlık.

tarafeyn (A.) [ طرفين ] iki taraf.

tarafgîr (A.) [ طرفگير ] yan tutan, yandaş.

tarafgîrlik etmek yan tutmak, taraf tutmak.

tarassud (A.) [ ترصد ] gözleme.

tarassud edilmek gözlenmek.

tarassud etmek gözlemek.

tarâvet (A.) [ طراوت ] tazelik.

tard (A.) [ 1 [ طرد .kovma. 2.görevden uzaklaştırma.

tard etmek kovmak.

târem (F.) [ تارم ] kubbe.

tarf (A.) [ طرف ] akış.

tarfe (A.) [ طرفه ] göz açıp kapayış.

tarfetülayn (A.) [ طرفة العين ] göz açıp kapayıncaya dek, bir anda.

tarh (A.) [ 1 [ طرح .atma. 2.düzenleme. 3.desen. 4.plan.

târık (A.) [ طارق ] Çulpan, Zühre, Venüs.

târihnüvis (A.-F.) [ تاریخ نویس ] tarihçi, tarih yazarı.

târihşinâs (A.-F.) [ تاریخ شناس ] tarihçi.

tarîk (A.) [ 1 [ طریق .yol. 2.yöntem. 3.meslek. 4.tarikat.

târîk (F.) [ تاریک ] karanlık.

tarrâr (A.) [ طرار ] yankesici.

târümâr (F.) [ 1 [ تارومار .dağınık. 2.perişan.

târümâr etmek 1.dağıtmak, karıştırmak. 2.perişan etmek.

tarümâr olmak 1.dağılmak, karışmak. 2.perişan olmak.

târüpûd (F.) [ 1 [ تار و پود .kumaşın çözgü ve atkısı. 2.doku.

tarz (A.) [ 1 [ طرز .şekil, biçim. 2.yöntem.

tâs (F.) [ تاس ] tas.

tasaddî (A.) [ تصدی ] girişme, başlama, el atma.

tasaddî etmek girişmek, başlamak, el atmak.

tasallut (A.) [ تسلط ] musallat olma.

tasannu (A.) [ تصنع ] yapmacık.

tasarruf (A.) [ 1 [ تصرف .tutum. 2.elinde bulundurma. 3.para arttırma.

tasâvîr (A.) [ تصاویر ] resimler.

tasavvufî (A.) [ تصوفی ] tasavvuf ile ilgili.

tasavvur (A.) [ تصور ] zihinde kurma.

tasavvurât (A.) [ تصورات ] tasavvurlar.

tasdî’ (A.) [ تصدیع ] baş ağrıtma, rahatsız etme.

tasdî’ etmek baş ağrıtmak, rahatsız etmek.

tasdîk (A.) [ تصدیق ] onay, doğrulama.

tasdîk etmek onaylamak.

tâse (F.) [ تاسه ] tasa.

tasfiye (A.) [ 1 [ تصفيه .arıtma. 2.temizleme.

tasfiye edilmek 1.arıtılmak. 2.temizlenmek.

tasfiye etmek 1.arıtmak. 2.temizlemek.

tasfiyehane (A.-F.) [ تصفيه خانه ] rafineri.

tasgîr (A.) [ تصغير ] küçültme.

tashîf (A.) [ تصحيف ] kelimeyi yanlış yazma.

tashih (A.) [ تصحيح ] düzelti.

tashih edilmek düzeltilmek.

tashih etmek düzeltmek.

tâsi’ (A.) [ تاسع ] dokuzuncu.

tâsi’an (A.) [ تاسعا ] dokuzuncusu.

tâsme (F.) [ تاسمه ] tasma.

tasmîm (A.) [ تصميم ] kesin karar.

tasmîm ittihaz etmek karar almak.

tasmîmât (A.) [ تصميمات ] kesin kararlar.

tasnî’ (A.) [ 1 [ تصنيع .yapma. 2.uydurma.

tasnî’ olunmak yapılmak, oluşturulmak.

tasnîf (A.) [ تصنيف ] sınıflandırma.

tasrîf (A.) [ تصریف ] fiil çekimi.

tasrîf etmek fiil çekmek.

tasrîh (A.) [ تصریح ] açıkça belirtme.

tasrîh etmek açıkça belirtmek.

tasrîhen (A.) [ تصریحا ] açıkça bildirerek.

tasvib (A.) [ تصویب ] uygun görme.

tasvîb edilmek uygun görülmek.

tasvîb etmek uygun görmek.

tasvîb olunmak uygun görülmek.

tasvîr (A.) [ 1 [ تصویر .resmetme. 2.resim. 3.niteleme.

tasvirkâr (A.-F.) [ تصویرکار ] tasvir edici, tasvir eden.

taşt (F.) [ طشت ] leğen.

tatbîk (A.) [ تطبيق ] uygulama.

tatbîkan (A.) [ تطبيقا ] uygulayarak.

tatbîkat (A.) [ 1 [ تطبيقات .uygulamalar. 2.tatbikat.

tatbîkat yapmak uygulama yapmak.

tatbîkî (A.) [ تطبيقی ] uygulamalı.

tathîr (A.) [ تطهير ] temizleme.

tathîrat (A.) [ تطهيرات ] temizlik.

tatlîk (A.) [ تطليق ] boşama.

tatmin (A.) [ 1 [ تطمين .doyurma. 2.doyma.

tatvîl (A.) [ تطویل ] uzatma.

tâûn (A.) [ طاعون ] veba.

tav’ (A.) [ طوع ] boyun eğme, itaat.

tav’an (A.) [ طوعا ] isteyerek.

tav’î (A.) [ طوعی ] kendiliğinden.

tavâf (A.) [ طواف ] etrafında dönme.

tavâf etmek etrafında dönmek.

tavâif (A.) [ 1 [ طوائف .zümreler. 2.tayfalar. 3.kavimler.

tavassut (A.) [ توسط ] aracılık.

tavassut etmek aracılık etmek, aracı olmak.

tavattun (A.) [ توطن ] yerleşme, yurt tutma.

tavattun etmek yerleşmek, yurt tutmak.

tavîl (A.) [ 1 [ طویل .uzun. 2.uzun süreli.

tavk (A.) [ 1 [ طوق .kolye, gerdanlık. 2.tasma.

tavr (A.) [ طور ] tavır.

tavsîf (A.) [ توصيف ] vasıflandırma, niteleme.

tavsîf edilmek vasıflandırılmak, nitelenmek.

tavsîf etmek vasıflandırmak, nitelemek.

tavsiye (A.) [ 1 [ توصيه .vasiyet etme. 2.ısmarlama. 3.öğüt verme.

tâvus (A.) [ طاوس ] tavus kuşu.

tavzîf (A.) [ توظيف ] görevlendirme.

tavzîh (A.) [ توضيح ] açıklama.

tavzîh etmek açıklamak, açıklığa kavuşturmak.

tavzîhat (A.) [ توضيحات ] açıklamalar.

tây (F.) [ تای ] denk, eşit.

taylasan (A.) [ طيلسان ] sarığın sarkan ucu.

tayr (A.) [ طير ] kuş.

tayy (A.) [ 1 [ طی .geçip gitme. 2.katlama, dürme. 3.silme. 4.yok etme.

tayyâr (A.) [ طيار ] uçucu.

tayyâre (A.) [ طياره ] uçak.

tayyib (A.) [ طيب ] güzel, hoş.

tayyibe (A.) [ طيبه ] iyi davranış.

tâz (F.) [ تاز ] koşma, koşuşturma.

taz’îf (A.) [ 1 [ تضعيف .zayıf düşürme. 2.iki kat yapma.

tazallüm (A.) [ تظلم ] sızlanma, yakınma.

tazallüm etmek sızlanmak, yakınmak.

tazammun (A.) [ 1 [ تضمن .içinde bulundurma. 2.kefil olma.

tazammun etmek 1.içinde bulundurmak. 2.kefil olmak.

tazarru’ (A.) [ تضرع ] yalvarıp yakarma.

tazarru’ât (A.) [ تضرعات ] yalvarıp yakarmalar.

tazarrur (A.) [ تضرر ] zarar görme, zarar etme.

tâze (F.) [ 1 [ تازه .körpe, taze. 2.genç. 3.yeni.

tâzegî (F.) [ 1 [ تازگی .körpelik, tazelik. 2.gençlik. 3.yenilik.

tâzî (F.) [ 1 [ تازی .Arapça. 2.tazı.

tâziyân (F.) [ تازیان ] araplar.

tâziyâne (F.) [ 1 [ تازیانه .kırbaç. 2.tezene.

tazmîn (A.) [ 1 [ تضمين .zarar ödeme, tazminat verme, zarar karşılama. 2.bir

başka şaire ait beyti sahibinin adını da bildirerek kendi şiirinde kullanma.

tazmîn edilmek tazminat verilmek, zarar karşılanmak.

tazmîn etmek 1.tazminat vermek, zararı karşılamak. 2.içinde bulundurmak,

içermek.

tazmînât (A.) [ تضمينات ] zarar ödemeleri, tazminat.

tazmînat vermek zarar ödemesinde bulunmak.

tazyîk (A.) [ 1 [ تضييق .sıkıştırma, daraltma. 2.basınç yapma, bastırma

 

                                                                                                       2. Sayfa>>>.

.

Sinava Hazirlik