Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



OSMANLICA-TÜRKÇE SÖZLÜK
I


 

ıhlamur (Yun.>A.) [ اخلامور ] ıhlamur.

ık’âd (A.) [ اقعاد ] oturtma.

ıkd (A.) [ 1 [ عقد .dizi. 2.kolye, gerdanlık.

ıklîm (A.) [ اقليم ] iklim.

ıktıdâ (A.) [ اقتدا ] uyma.

ırdâ (A.) [ ارضاع ] emzirme, süt verme.

ırk (A.) [ 1 [ عرق .soy, ırk. 2.damar. 3.kِk.

ırk -ı ahmer [ عرق احمر ] kızılderili ırkı.

ırk -ı ebyaz [ عرق ابيض ] beyaz ırk.

ırken (A.) [ عرقا ] ırk bakımından.

ırkî (A.) [ عرقی ] ırk ile ilgili.

ırz (A.) [ عرض ] namus, iffet.

ırzâ (A.) [ ارضاع ] emzirme, süt verme.

ısdâr (A.) [ اصدار ] çıkartma.

ısfırâr (A.) [ اصفرار ] sararma.

ıskât (A.) [ اسقاط ] düşürme.

ıslâh (A.) [ اصلاح ] düzeltme, iyileştirme, reform.

ıslâh etmek düzeltmek, iyileştirmek.

ıslâhât (A.) [ اصلاحات ] düzeltmeler, iyileştirmeler, reformlar.

ıslâhpezîr (A.-F.) [ اصلاح پذیر ] ıslah edilebilir, iyileştirilebilir.

ısrar (A.) [ اصرار ] diretme, üsteleme.

ıstıbâr (A.) [ اصطبار ] sabretme.

ıstıfâ (A.) [ اصطفا ] seçme, ayıklama.

ıstıfâî (A.) [ اصطفائی ] seçimle ilgili.

ıstılâh (A.) [ اصطلاح ] terim, tabir.

ıstılâhât (A.) [ صطلاحات ] terimler, tabirler.

ıstınâ’ (A.) [ اصطناع ] seçme.

ıstırab (A.) [ اضطراب ] acı, ızdırap.

ışk (A.) [ عشق ] aşk.

ışka (A.) [ عشقه ] sarmaşık.

ıtk (A.) [ عتق ] âzâd etme, kِle âzâd etme.

ıtknâme (A.-F.) [ عتق نامه ] âzâdlık belgesi.

ıtlak (A.) [ اطلاق ] bırakma, salma.

ıtnâb (A.) [ اطناب ] sِzü uzatma.

ıtr (A.) [ عطر ] koku, ıtır.

ıtrî (A.) [ عطری ] ıtırlı, kokulu.

ıtriyyât (A.) [ عطریات ] kokular, ıtırlar, parfümler.

ıttılâ’ (A.) [ اطلاع ] bilgi sahibi olma.

ıttılâât (A.) [ اطلاعات ] bilgiler.

ıttırad (A.) [ اطراد ] ritm.

ıyâdet (A.) [ عيادت ] hasta ziyareti.

ıyâl (A.) [ عيال ] eş, hanım.

ız’âf (A.) [ اضعاف ] zayıf düşürme, zayıflatma.

ızdırap (A.) [ اضطراب ] acı.

ızlâl (A.) [ اضلال ] yoldan çıkarma.

ızlâl (A.) [ اظلال ] gِlgede bırakma.

ızrâr (A.) [ اضرار ] zarar verme, zarara sokma.

ızrâr etmek zarar vermek, zarara sokmak.

ıztırâb (A.) [ اضطراب ] ızdırap, acı.

ıztırâbâver (A.) [ اضطراب آور ] acı verici.

ıztırâr (A.) [ اضطرار ] zorunluluk.

ıztırârî (A.) [ اضطراری ] zorunlu.

 
Sinava Hazirlik