Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



OSMANLICA-TÜRKÇE SÖZLÜK
İ - J

 

i’câz (A.) [ 1 [ اعجاز .aciz bırakma. 2.şaşırtma.

i’dâdî (A.) [ اعدادی ] lise.

i’dâm (A.) [ اعدام ] yok etme, ِldürme.

i’lâ (A.) [ اعلا ] yükseltme, yüceltme.

i’lâ edilmek yükseltilmek, yüceltilmek.

i’lâm (A.) [ اعلام ] bildirme.

i’lâm edilmek bildirilmek.

i’lân (A.) [ اعلان ] ilan.

i’mâl (A.) [ اعمال ] yapma, işleme.

i’mâr (A.) [ اعمار ] bayındırlaştırma, mamûr etme.

i’râz (A.) [ 1 [ اعراض .yüz çevirme. 2.uzak durma.

i’tâ (A.) [ 1 [ اعطا .verme. 2.verilme. 3.ِdeme. 4.ِdenme.

i’tâ edilmek 1.verilmek. 2.ِdenmek.

i’tâ etmek 1.vermek. 2.ِdemek.

i’tâ olunmak verilmek.

i’tâk (A.) [ اعتاق ] âzâd etme, ِzgür bırakma.

i’tikâf (A.) [ اعتکاف ] bir yere kapanma, kِşesine çekilerek yaşama.

i’tilâ (A.) [ 1 [ اعتلا .yükselme. 2.yüksek rütbeye ulaşma.

i’tizâl (A.) [ اعتزال ] kِşesine çekilme.

i’tizâr (A.) [ اعتذار ] ِzür dileme.

i’vicâc (A.) [ اعوجاج ] eğrilme, burkulma.

i’zâm (A.) [ 1 [ اعزام .gِnderme. 2.gِnderilme.

i’zâm edilmek gِnderilmek, yollanmak.

i’zâm etmek gِndermek, yollamak.

i’zâz (A.) [ 1 [ اعزاز .değer verme. 2.ağırlama.

iâde (A.) [ اعاده ] geri verme, geri gِnderme.

iâde edilmek geri verilmek, geri gِnderilmek,

iâde etmek geri vermek, geri gِndermek.

iâde eylemek geri vermek.

iâde -i âfiyet etmek sağlığına kavuşmak.

iâde -i itibâr edilmek itibarı geri verilmek.

iâde -i ziyâret etmek ziyarete karşılık vermek.

iâdeten (A.) [ اعادة ] geri verilmek üzere.

iânât (A.) [ اعانات ] yardımlar, bağışlar.

iâne (A.) [ اعانه ] yardım, bağış.

iâşe (A.) [ اعاشه ] geçindirme.

ib’âd (A.) [ ابعاد ] uzaklaştırma.

ibâ’ (A.) [ اباء ] çekinme, uzak durma, kaçınma.

ibâ’ etmek çekinmek, uzak durmak, kaçınmak.

ibâd (A.) [ عباد ] kullar.

ibâdât (A.) [ عبادات ] ibadetler.

ibâdet (A.) [ عبادت ] klluk, tapınma.

ibâdet etmek kulluk etmek, tapınmak.

ibadetgâh (A.-F.) [ عبادتگاه ] ibadet yeri, mabet.

ibâdethâne (A.-F.) [ عبادت خانه ] ibadet edilecek yer.

ibâdullah (A.) [ 1 [ عبادالله .Tanrı’nın kulları. 2.çok, bol.

ibâhat (A.) [ اباحت ] helal sayma, mübah gِrme.

ibâhî (A.) [ اباحی ] helal sayan, mübah gِren.

ibârât (A.) [ 1 [ عبارات .cümleler. 2.paragraflar.

ibâre (A.) [ 1 [ عباره .cümle. 2.paragraf.

ibâret (A.) [ عبارت ] meydana gelen, oluşan.

ibâte (A.) [ اباته ] gece yatırma, geceyi geçirtme, barındırma.

ibdâ’ (A.) [ ابداع ] yeni bir şey getirme, yaratma, geliştirme.

ibdâ’ etmek yeni bir şey getirmek, yaratmak, geliştirmek.

ibdâ’kâr (A.-F.) [ ابداعکار ] yaratıcı, yenilik getiren.

ibhâm (A.) [ ابهام ] belirsizlik.

ibhâmât (A.) [ ابهامات ] belirsizlikler.

ibkâ (A.) [ 1 [ ابقا .devamlılık kazandırma. 2.sınıfta bırakma.

ibkâ etmek devamlılık kazandırmak, yaşatmak.

ibkâen (A.) [ ابقاء ] eski yerinde bırakarak.

ibl (A.) [ ابل ] deve.

iblâğ (A.) [ 1 [ابلاغ .bildirme. 2.ulaştırma.

iblîs (A.) [ 1 [ ابليس .şeytan. 2.hileci.

iblîsâne (A.-F.) [ ابليسانه ] şeytanca.

ibn (A.) [ ابن ] oğul.

ibrâ’ (A.) [ ابراء ] aklanma.

ibrâ’ etmek aklanmak.

ibrâm (A.) [ ابرام ] zorlama.

ibrânâme (A.-F.) [ ابرانامه ] aklanma belgesi.

ibrâz (A.) [ ابراز ] gِsterme.

ibrâz edilmek gِsterilmek.

ibrâz etmek gِstermek.

ibre (A.) [ 1 [ ابره .iğne. 2.gِsterge.

ibret (A.) [ عبرت ] hayat dersi.

ibretâmîz (A.-F.) [ عبرت آميز ] ibret verici, ders verici.

ibretbahş (A.-F.) [ عبرت بخش ] ibret verici.

ibreten (A.) [ عبرة ] ibret olsun diye, ibret olarak.

ibrîk (A.) [ ابریق ] ibrik, ıbrık, su, şarap gibi sıvı konulan kap.

ibrişim (F.) [ ابریشم ] ipek, ibrişim.

ibtâl (A.) [ ابطال ] geçersiz kılma, kaldırma, bozma.

ibtâl edilmek geçersiz kılınmak, kaldırılmak, bozulmak.

ibtâl etmek geçersiz kılmak, kaldırmak, bozmak.

ibtidâ (A.) [ 1 [ ابتدا .ilkin, ِnce. 2.başlangıç. 3.başlama.

ibtidâ’ etmek başlamak.

ibtidâ’î (A.) [ 1 [ ابتدائی .ilkel. 2.ilkokul.

ibtidâr (A.) [ ابتدار ] başlama, girişme.

ibtidâr edilmek başlanmak, girişilmek.

ibtidâr etmek başlamak, girişmek.

ibtihâc (A.) [ ابتهاج ] sevinme.

ibtilâ (A.) [ ابتلا ] tutkunluk, müptelalık, düşkünlük.

ibtinâ (A.) [ 1 [ ابتنا .bina etme. 2.dayanma. 3.bina edilme.

ibtinâ etmek 1.kurmak. 2.dayanmak.

ibtinâ’en (A.) [ ابتناء ] dayanarak.

ibzâr (A.) [ ابزار ] gِsterme.

îcâb (A.) [ ایجاب ] gerekme, gerek.

îcâbât (A.) [ ایجابات ] gereklilikler, gerekler.

icâbet (A.) [ 1 [ اجابت .kabul edilme. 2.uyma.

icâbet etmek uymak, muvafakat etmek.

îcâd (A.) [ 1 [ ایجاد .var etme, yaratma. 2.icat.

îcâd edilmek 1.var edilmek, yaratılmak. 2.icat edilmek, buluş yapılmak.

îcâd etmek 1.var etmek, yaratmak. 2.icat etmek, buluş yapmak.

icâleten (A.) [ عجالة ] aceleyle, acele olarak.

îcâr (A.) [ 1 [ ایجار .kiralama. 2.kiraya verme. 3.kira.

îcâr edilmek kiraya verilmek.

îcâr etmek kiraya vermek.

icâre (A.) [ اجاره ] kira geliri.

îcâz (A.) [ ایجاز ] veciz anlatma, ِzlü sِyleme.

icâzet (A.) [ 1 [ اجازت .izin. 2.mezuniyet belgesi, diploma.

icâzetnâme (A.-F.) [ اجازت نامه ] diploma.

icbâr (A.) [ اجبار ] zorlama.

icbâr edilmek zorlanmak.

icbâr etmek zorlamak.

iclâl (A.) [ اجلال ] ululama.

icmâ’ (A.) [ اجماع ] bir araya getirme.

icmâl (A.) [ 1 [ اجمال .ِzetleme. 2.ِzet. 3.toplam.

icmâl edilmek ِçetlenmek.

icmâl etmek ِzetlemek.

icmâlen (A.) [ اجمالا ] ِzetle, ِzetleyerek.

icmâlî (A.) [ اجمالی ] derli toplu, ِzet halinde.

icrâ (A.) [ 1 [ اجرا .yürütme, yapma, yerine getirme. 2.yapılma, yerine getirilme,

yürütülme.

icrâ edilmek yürütülmek, yapılmak, yerine getirilmek.

icrâ etmek yürütmek, yapmak, yerine getirmek.

icrâât (A.) [ اجراآت ] yapılanlar.

ictihâd (A.) [ 1 [ اجتهاد .çalışma, çabalama. 2.gِrüş. 3.dinî kaynaklar ışığında

gِrüş bildirme.

ictimâ’ (A.) [ 1 [ اجتماع .toplanma, bir araya gelme, toplantı. 2.toplum.

ictimâ’ etmek toplanmak, bir araya gelmek.

ictimâât (A.) [ اجتماعات ] toplantılar, bir araya gelişler.

ictimâî (A.) [ اجتماعی ] toplumsal, sosyal, toplumbilimsel.

ictimâileşme (A.-T.) sosyalleşme, sosyalizasyon.

ictimâîleşmek sosyalleşmek.

ictimâiyyât (A.) [ اجتماعيات ] sosyoloji, toplumbilim.

ictimâiyyâtçı (A.-T.) sosyolog, toplumbilimci.

ictimâiyyûn (A.) [ اجتماعيون ] sosyologlar, toplumbilimciler.

ictinâb (A.) [ اجتناب ] kaçınma, uzak durma, çekinme.

ictinâb etmek kaçınmak, uzak durmak, çekinmek.

ictisâr (A.) [ اجتسار ] yüreklenme, cesaret bulma.

ictisâr etmek cesaretlenmek, cesaret bulmak.

îd (A.) [ عيد ] bayram.

îd -i adhâ [ عيد اضحی ] kurban bayramı.

îd -i fıtr [ عيد فطر ] ramazan bayramı, şeker bayramı.

idâme (A.) [ ادامه ] devam ettirme, sürdürme.

idâme edilmek sürdürülmek, devam edilmek.

idâre (A.) [ 1 [ اداره .dِndürme. 2.çekip çevirme, yِnetme. 3.devlet dairesi.

4.yِnetim.

idâre -i maslahat etmek işleri ِyle veya bِyle idare etmek.

idâre -i ِrfiyye [ اداره عرفيه ] sı__________kıyِnetim.

idârehâne (A.-F.) [ اداره خانه ] yِnetim bürosu.

idârî (A.) [ اداری ] yِnetimsel.

idbâr (A.) [ ادبار ] talihsizlik.

iddiâ (A.) [ 1 [ ادعا .düşüncesinde ısrar etme. 2.dava etme. 3.inat.

idhâl (A.) [ 1 [ ادخال .içeri alma, sokma. 2.yurt dışından getirme, dışalım, ithal.

idhâl edilmek 1.içeri alınmak, sokulmak. 2.dışalım yapılmak.

idhâl etmek 1.içeri almak, sokmak. 2.yurt dışından getirmek, dışalım yapmak,

ithal etmek.

idhâlât (A.) [ ادخالات ] ithalat, dışalım malları.

îdiyye (A.) [ عيدیه ] bayramlık, bayram bahşişi.

idmân (A.) [ 1 [ ادمان .alıştırma. 2.spor, egzersiz.

idrâk (A.) [ 1 [ ادراک .kavrama, anlama. 2.erişme.

idrâk edilmek 1.kavranmak, anlaşılmak. 2.yaşanmak.

idrak etmek1.kavramak, anlamak. 2.yaşamak, gِrmek.

idrâr (A.) [ ادرار ] sidik.

îfâ (A.) [ 1 [ ایفا .yapma, yerine getirme. 2.ِdeme.

îfâ edilmek 1.yapılmak, yerine getirilmek. 2.ِdenmek.

îfâ etmek 1.yapmak, yerine getirmek. 2.ِdemek.

îfâ -yı vazife [ ایفای وظيفه ] gِrev yapma.

îfâ -yı vazife etmek gِrev yapmak, gِrevini yerine getirmek.

ifâdât (A.) [ افادات ] ifadeler.

ifâde (A.) [ افاده ] sِylem, anlatım, dile getirme.

ifâde edilmek anlatılmak, belirtilmek, dile getirilmek.

ifâde etmek anlatmak, belirtmek, dile getirmek.

ifâkat (A.) [ افاقت ] iyileşme.

ifâkat bulmak iyileşmek.

ifâze (A.) [ 1 [ افاضه .taşma. 2.bereketlendirme.

iffet (A.) [ عفت ] namusluluk, namus düşkünlüğü.

ifhâm (A.) [ افهام ] anlatma.

ifhâm etmek anlatmak.

iflâh (A.) [ افلاح ] rahata erme, kurtulma.

iflâh etmek ondurmak, dertten kurtarmak.

iflâh olmak iyileşmek, kurtulmak.

iflâs (A.) [ افلاس ] her şeyini yitirme, bitip tükenme.

ifnâ (A.) [ افنا ] yok etme.

ifrâğ (A.) [ افراغ ] dِkme, boşaltma.

ifrât (A.) [ افراط ] aşırıya kaçma.

ifrâtkâr (A.-F.) [ افراطکار ] aşırıya kaçan.

ifratperestî (A.) [ افراط پرستی ] aşırıcılık.

ifrâz (A.) [ 1 [ افراز .parçalara bِlme. 2.parselleme. 3.salgı.

ifraz edilmek salgılanmak, çıkarılmak.

ifrâzât (A.) [ 1 [ افراضات .salgılar. 2.parsellemeler.

ifrît (A.) [ عفریت ] mitolojik canavar.

ifsâd (A.) [ 1 [ افساد .bozma. 2.bozgunculuk yapma.

ifsâd etmek bozmak, fesada sürüklemek.

ifşâ (A.) [ افشا ] açığa vurma.

ifşâ edilmek açığa vurulmak.

ifşâ etmek açığa vurmak.

ifşâât (A.) [ افشاآت ] açığa vurmalar.

iftâr (A.) [ 1 [ افطار .oruç açma. 2.Ramazan ayında verilen akşam yemeği.

iftâr etmek oruç açmak.

iftâriyye (A.) [ افطاریه ] iftarlık, iftar için hazırlanan yiyecek.

iftihâr (A.) [ افتخار ] ِvünme, kıvanma, kıvanç.

iftihar etmek ِvünmek, gurur duymak.

iftihâr etmek ِvünmek, kıvanç duymak.

iftikâr (A.) [ افتقار ]yoksulluk çekme.

iftirâ (A.) [ افترا ] birine işlemediği suçu yıkma.

iftirâk (A.) [ افتراق ] ayrılık.

iftirâs (A.) [ افتراس ] parçalama.

iftitâh (A.) [ 1 [ افتتاح .açılış. 2.başlama.

iftizâh (A.) [ افتضاح ] rezillik, skandal.

iğbirâr (A.) [ اغبرار ] kırılma, alınma, gücenme.

iğfâl (A.) [ 1 [ اغفال .aldatma, kandırma. 2.ırza geçme.

iğfâl edilmek 1.aldatılmak, kandırılmak. 2.ırzına geçilmek.

iğfâl etmek 1.aldatmak, kandırmak. 2.ırzına geçmek.

iğlâk (A.) [ اغلاق ] üstü kapalı konuşma.

iğlât (A.) [ اغلاط ] yanıltma.

iğmâz (A.) [ اغماض ] gِrmezden gelme, gِz yumma.

iğnâ (A.) [ اغنا ] zengin etme, kimseye muhtaç olmayacak hale getirme.

iğrâk (A.) [ 1 [ اغراق .boğma. 2.abartma.

iğtinâm (A.) [ 1 [ اغتنام .ganimet bilme. 2.ganimet alma.

iğtişâş (A.) [ اغتشاش ] karışıklık, kargaşa, anarşi.

iğtişâşât (A.) [ اغتشاشات ] karışıklıklar, anarşiler.

iğvâ (A.) [ اغوا ] azdırma, ayartma.

iğvâ etmek azdırmak, ayartmak.

ihâle (A.) [ احاله ] havale etme, bırakma.

îhâm (A.) [ ایهام ] iki anlama gelen kelimenin uzak anlamını kasdetme.

ihânet (A.) [ اهانت ] hainlik.

ihâta (A.) [ 1 [ احاطه .kavrama. 2.kuşatma, sarma.

ihâta edilmek çevrelenmek, sarılmak, kuşatılmak.

ihâta etmek 1.kavramak. 2.kuşatmak, sarmak.

ihbâr (A.) [ اخبار ] bildirme, haber verme.

ihbar etmek bildirmek, haber vermek.

ihbârnâme (A.-F.) [ اخبارنامه ] bildiri kağıdı.

ihdâ (A.) [ اهدا ] hediye etme.

ihdâ edilmek hediye edilmek.

ihdâ etmek hediye etmek.

ihdâs (A.) [ احداث ] kurma, oluşturma, meydana getirme.

ihdâs edilmek kurulmak, oluşturulmak, meydana getirilmek.

ihdâs etmek kurmak, oluşturmak, meydana getirmek.

ihdas olunmak kurulmak, oluşturulmak, konulmak.

ihfâ (A.) [ اخفا ] gizleme, saklama.

ihfâf (A.) [ اخفاف ] hafife alma.

ihkâk (A.) [ احقاق ] hakkını verme.

ihkâk -ı hak [ احقاق حق ] hakkını verme.

ihlâ (A.) [ اخلا ] boşaltma.

ihlâk (A.) [ اهلاک ] helak etme, yok etme, ِldürme.

ihlâl (A.) [ اخلال ] bozma, lekeleme, halel getirme.

ihlâl edilmek bozulmak, halel getirilmek.

ihlâl etmek bozmak, halel getirmek.

ihlâs (A.) [ اخلاص ] içtenlik, dürüstlük.

ihmâl (A.) [ اهمال ] ِnemsememe, savsaklatma.

ihmâlkâr (A.-F.) [ اهمالکار ] ihmalci.

ihrâc (A.) [ 1 [ اخراج .çıkartma. 2.dışsatım, yurt dışına gِnderme.

ihrâc edilmek 1.çıkarılmak. 2.dışsatım yapılmak, ihraç edilmek.

ihrâc etmek 1.çıkarmak. 2.dışsatım yapmak, ihraç etmek.

ihrac olunmak çıkarılmak.

ihrâcât (A.) [ 1 [ اخراجات .çıkarmalar. 2.dışsatımlar.

ihrâk (A.) [ احراق ] yakma.

ihrak edilmek yakılmak.

ihrak olunmak yakılmak.

ihrâm (A.) [ احرام ] hac zamanı giyilen beyaz giysi.

ihrâz (A.) [ احراز ] kazanma, elde etme.

ihraz etmek kazanmak, elde etmek.

ihsâ (A.) [ احصا ] sayma.

ihsâî (A.) [ احصائی ] sayım ile ilgili, istatistik.

ihsâiyyât (A.) [ احصائيات ] istatistik.

ihsâiyye (A.) [ احصائيه ] istatistik.

ihsân (A.) [ 1 [ احسان .bağış. 2.iyilik.

ihsâs (A.) [ احساس ] hissettirme.

ihtâr (A.) [ اخطار ] uyarı, hatırlatma.

ihtâr edilmek uyarılmak, hatırlatılmak.

ihtâr etmek uyarmak, hatırlatmak.

ihticâc (A.) [ احتجاج ] kanıt gِsterme.

ihtidâ (A.) [ اهتدا ] hidayete erme, müslüman olma.

ihtidâ etmek hidayete ermek, müslüman olmak.

ihtifâ (A.) [ اختفا ] gizlenme.

ihtifâl (A.) [ احتفال ] anma tِreni.

ihtikâr (A.) [ احتکار ] vurgun.

ihtilâc (A.) [ 1 [ اختلاج .çırpınma. 2.seğirme.

ihtilâf (A.) [ اختلاف ] uyuşmazlık.

ihtilâfat (A.) [ اختلافات ] uyuşmazlıklar.

ihtilâl (A.) [ 1 [ اختلال .bozukluk, arıza. 2.ihtilal.

ihtilâlat (A.) [ 1 [ اختلالات .bozukluklar. 2.ihtilaller.

ihtilâm (A.) [ احتلام ] düşazma, şeytan aldatması.

ihtilâs (A.) [ اختلاس ] zimmetine para geçirme, para çalma.

ihtilât (A.) [ 1 [ اختلاط .karışma. 2.gِrüşme, kaynaşma.

ihtilât etmek karışmak.

ihtimâl (A.) [ 1 [ احتمال .olasılık. 2.yüklenme. 3.belki.

ihtimal ki (A.-F.) [ احتمال که ] belki de, muhtemelen.

ihtimal vermek sanmak, tahmin etmek.

ihtimâlât (A.) [ احتمالات ] olasılıklar.

ihtimâm (A.) [ اهتمام ] ِzen.

ihtinâk (A.) [ اختناق ] boğulma.

ihtirâ (A.) [ اختراع ] icat, buluş.

ihtirâat (A.) [ اختراعات ] buluşlar.

ihtirak (A.) [ احتراق ] yanma.

ihtirâm (A.) [ احترام ] saygı duyma, hürmet etme.

ihtirâmen (A.) [ احتراما ] saygıyla, saygı duyarak.

ihtirâs (A.) [ احتراص ] aşırı hırs.

ihtirâz (A.) [ احتراز ] kaçınma, çekinme, uzak durma, geri durma.

ihtirâz etmek kaçınmak, çekinmek, uzak durmak, geri durmak.

ihtisâr (A.) [ اختصار ] kısaltma, ِzetleme.

ihtisâr edilmek kısaltılmak, ِzetlenmek.

ihtisâr etmek kısaltmak, ِzetlemek.

ihtisâren (A.) [ اختصارا ] ِzetle, kısaltarak, kısaca.

ihtisâs (A.) [ اختصاص ] uzmanlık.

ihtişâm (A.) [ احتشام ] gِrkem.

ihtitâm (A.) [ اختتام ] sona erme.

ihtivâ (A.) [ احتوا ] içerme.

ihtivâ etmek içermek.

ihtiyâc (A.) [ 1 [ احتياج .gereksinim2.yoksulluk.

ihtiyâcât (A.) [ احتياجات ] gereksinimler.

ihtiyâl (A.) [ احتيال ] hile yapma.

ihtiyâr (A.) [ 1 [ اختيار .seçme. 2.seçilme. 3.seçme hakky. 4.yaşlı.

ihtiyârî (A.) [ اختياری ] kişisel seçime bağlı, isteğe bağlı.

ihtiyât (A.) [ 1 [ احتياط .tedbirli davranış. 2.yedek.

ihtiyâten (A.) [ احتياطا ] tedbirli davranarak, ihtiyatlı olarak.

ihtiyatkâr (A.-F.) [ احتياط کار ] tedbirli, ihtiyatlı.

ihtizâr (A.) [ احتضار ] can çekişme.

ihtizâz (A.) [ اهتزاز ] titreme, titreyiş.

ihvân (A.) [ اخوان ] dostlar.

ihyâ (A.) [ 1 [ احيا .diriltme, yaşatma. 2.canlılık kazandırma. 3.geceyi ibadet

ederek geçirme.

ihyâ olunmak yaşatılmak, canlandırılmak.

ihzâr (A.) [ 1 [ احضار .çağırma, huzura getirme. 2.hazırlama. 3.hazırlanma.

ihzar etmek 1.hazırlamak. 2.getirmek.

ihzârî (A.) [ احضاری ] hazırlayıcı.

ik’âd (A.) [ اقعاد ] oturtma.

îkâ (A.) [ ایقا ] yapma.

îka etmek vermek, bırakmak.

ikâb (A.) [ عقاب ] ceza.

ikâl (A.) [ 1 [ عقال .bağ. 2.kِstek, pranga.

ikâme (A.) [ 1 [ اقامه .kaldırma. 2.oturma. 3.yerine koyma.

ikâme etmek yerine koymak.

ikâmet (A.) [ 1 [ اقامت .oturma. 2.namaza durma.

ikâmetgah (A.-F.) [ اقامتگاه ] oturma yeri.

îkâz (A.) [ 1 [ ایقاظ .uyandırma. 2.uyarma.

îkâz edilmek uyarılmak.

îkâz etmek uyarmak.

ikbâl (A.) [ 1 [ اقبال .talih. 2.mutluluk.

ikdâm (A.) [ اقدام ] girişim.

iklîm (A.) [ 1 [ اقليم .ülke, yer, diyar. 2.coğrâfî yaşam koşulları.

ikmâl (A.) [ 1 [ اکمال .tamamlama, bitirme. 2.bütünleme.

ikmâl edilmek tamamlanmak, bitirilmek.

ikmâl etmek tamamlamak, bitirmek.

iknâ (A.) [ اقناع ] razı etme.

iknâ etmek razı etmek.

ikrâh (A.) [ اکراه ] tiksinme, iğrenme.

ikrâh etmek tiksinmek, iğrenmek.

ikrâhen (A.) [ اکراها ] tiksinerek, iğrenerek.

ikrâm (A.) [ 1 [ اکرام .cِmertlik. 2.sunma, armağan etme.

ikrâmiyye (A.) [ 1 [ اکراميه .bahşiş. 2.ikrâm olarak verilen para veya eşya.

ikrâr (A.) [ 1 [ اقرار .itiraf. 2.dile getirme. 3.kabullenme.

ikrâr etmek 1.itiraf etmek. 2.dile getirmek. 3.kabullenmek.

ikrâz (A.) [ اقراض ] borçlandırma, borç verme.

iksîr (A.) [ اکثير ] olağanüstü etkileri olan şurup.

iktibâs (A.) [ اقتباس ] alıntı.

iktibâs edilmek alınmak.

iktibâs etmek alıntı yapmak, ِdünç almak.

iktibâsât (A.) [ اقتباسات ] alıntılar.

iktidâ (A.) [ اقتدا ] uyma.

iktidâ etmek uymak.

iktidâr (A.) [ 1 [ اقتدار .güçlülük, kudret. 2.gِrev başındaki yِnetim.

iktifâ (A.) [ اکتفا ] yetinme.

iktifâ edilmek yetinilmek.

iktifâ etmek yetinmek.

iktihâl (A.) [ اکتحال ] sürme çekme.

iktirâh (A.) [ اقتراه ] içinden gelerek konuşma.

iktirân (A.) [ اقتران ] yakınlaşma, yaklaşma.

iktisâ (A.) [ اکتسا ] giyinme, bürünme.

iktisâ etmek giymek

iktisâb (A.) [ اکتساب ] kazanma, çalışarak kazanma.

iktisâb etmek kazanmak.

iktisâb eylemek kazanmak.

iktisâd (A.) [ 1 [ اقتصاد .tutum. 2.ekonomi.

iktisâdî (A.) [ اقتصادی ] ekonomik.

iktisâdiyyât (A.) [ اقتصادیات ] ekonomi.

iktisâdiyyûn (A.) [ اقتصادیون ] iktisatçılar, ekonomistler.

iktisâr (A.) [ اقتصار ] kısaltma.

iktitâf (A.) [ اقتطاف ] derme, devşirme, seçme.

iktizâ (A.) [ 1 [ اقتضا .gerekme. 2.ihtiyaç.

iktizâ etmek gerekmek.

ilâ (A.) [ الی ] –e kadar.

ilâc (A.) [ 1 [ علاج .ilaç. 2.tedavi. 3.çare.

ilâcnâpezîr (A.-F.) [ علاج ناپذیر ] tedavi edilmez.

ilâh (A.) [ الخ ] ve benzerleri, ve diğerleri.

ilâh (A.) [ اله ] tanrı, ilah.

ilâhe (A.) [ الهه ] tanrıça.

ilâhî (A.) [ 1 [ الهی .tanrısal. 2.ilahî, dinî şarkı.

ilâhî (A.) [ الهی ] Tanrım.

ilâhiyyât (A.) [ الهيات ] tanrıbilim, teoloji.

ilânihâye (A.) [ الی نهایه ] sonuna kadar.

ilâvât (A.) [ علاوات ] ilaveler, ekler.

ilâve (A.) [ علاوه ] ek.

ilave etmek eklemek.

ilâveten (A.) [ علاوة ] ek olarak, yanı sıra.

ilel (A.) [ 1 [ علل .hastalıklar. 2.sebepler.

ilelebed (A.) [ الی الابد ] sonsuza dek.

ilgâ (A.) [ الغا ] lağvetme, kaldırma.

ilgâ eylemek lağvetmek, kaldırmak.

ilhâd (A.) [ الحاد ] dinden çıkma, dinsizlik.

ilhâk (A.) [ 1 [ الحاق .katma, karıştırma. 2.katılma.

ilhak olunmak katılmak.

ilhâm (A.) [ الهام ] esin.

ilhâmât (A.) [ الهامات ] ilhamlar, esinler.

ilim (A.) [ علم ] ilim.

ilkâ (A.) [ القا ] atma, bırakma.

ilkâ etmek atmak.

ilkâh (A.) [ القاح ] aşılama, dِlleme.

illâ (A.) [ 1 [ الا . -den başka. 2.ille de, mutlaka. 3.yoksa, aksi takdirde.

illet (A.) [ 1 [ علت .hastalık. 2.sebep.

illî (A.) [ علی ] nedensel.

illiyyet (A.) [ عليت ] nedensellik.

ilm (A.) [ علم ] bilim.

ilmî (A.) [ علمی ] bilimsel.

ilmiyye (A.) [ علميه ] din bilginleri.

ilsâk (A.) [ الصاق ] bitiştirme, yapıştırma, kavuşturma.

iltibâs (A.) [ التباس ] benzerlik.

ilticâ (A.) [ التجا ] sığınma.

ilticâgâh (A.-F.) [ التجاگاه ] sığınak, sığınma yeri.

iltifat (A.) [ 1 [ التفات .dِnme. 2.ilgi gِsterme. 2.gِnül alma.

iltihâb (A.) [ 1 [ التهاب .alevlenme. 2.yangı.

iltihak (A.) [ التحاق ] katılma.

iltihak etmek katılmak.

iltihâm (A.) [ التهام ] yara kapanması.

iltimâs (A.) [ التماس ] kayırma.

iltisâk (A.) [ التصاق ] kavuşma, yapışma.

iltisak etmek kavuşmak.

iltiyâm (A.) [ التيام ] yara iyileşmesi.

iltizâm (A.) [ 1 [ التزام .gerekli gِrme. 2.taraf tutma.

iltizâz (A.) [ التذاذ ] lezzet alma.

ilzâm (A.) [ الزام ] susturma.

îmâ (A.) [ ایما ] dolaylı anlatım, işaret.

îmâ etmek işaret etmek, gِstermek.

imâd (A.) [ عماد ] direk.

imâl etmek yapmak.

imâle (A.) [ اماله ] kısa heceyi uzun okuma.

imâm (A.) [ 1 [ امام .namaz kıldıran. 2.ِnder, lider. 3.Hz. Ali’nin soyundan gelen.

îmân (A.) [ ایمان ] inanma.

iman etmek inanmak.

imâret (A.) [ 1 [ عمارت .aşevi. 2.bayındırlık.

imdâd (A.) [ امداد ] yardım isteme, imdat.

imhâ (A.) [ 1 [ امحا .yok etme. 2.yok edilme.

imhâ edilmek yok edilmek.

imhâ etmek yok etmek.

imkân (A.) [ امکان ] olanak.

imlâ (A.) [ 1 [ املا .doldurma. 2.yazı bilgisi. 3.yazı

imrâr (A.) [ امرار ] geçirme.

imsâk (A.) [ امساک ] orucun başlangıç saati.

imsâkiyye (A.) [ امساکيه ] oruca başlama ve oruç açma saatlerini gِsteren

çizelge.

imtidad etmek uzanmak.

imtihân (A.) [ 1 [ امتحان .sınav. 2.deneme.

imtinâ (A.) [ امتناع ] kaçınma.

imtinâ etmek kaçınmak, geri durmak.

imtisâl (A.) [ 1 [ امتثال .boyun eğme. 2.verilen işi yapma.

imtiyâz (A.) [ 1 [ امتياز .ayrıcalık. 2.kapitülasyon.

imtizâc (A.) [ امتزاج ] uyuşma, uzlaşma.

imtizâc etmek uyuşmak, uzlaşmak.

în (F.) [ این ] bu.

in’âm (A.) [ 1 [ انعام .bağış, ihsan. 2.bahşiş.

in’ikâd (A.) [ 1 [ انعقاد .bağlanma. 2.toplanma.

in’ikâs (A.) [ اهعکاس ] yanıyma.

in’itâf (A.) [ 1 [ انعطاف .bükülme. 2.dِnme.

in’itâf etmek çevrilmek, dِnmek.

inâd (A.) [ عناد ] inat.

inân (A.) [ عنان ] dizgin.

inâre (A.) [ اناره ] aydınlatma.

inâyât (A.) [ عنایات ] iyilikler.

inâyet (A.) [ عنایت ] iyilik.

incizâb (A.) [ انجذاب ] cazibeye kapılma.

ind (A.) [ 1 [ عند .kat. 2.gِrüş. 3.yan.

indî (A.) [ عندی ] kişisel, kişinin kendi kanısına dayanan.

indifâ (A.) [ اندفاع ] püskürme.

indifâ etmek püskürmek.

ineb (A.) [ عنب ] üzüm.

infâk (A.) [ انفاق ] geçindirme, nafakalandırma.

infâz (A.) [ انفاذ ] uygulama, yerine getirme, yapma.

infiâl (A.) [ انفعال ] kırılma, gücenme.

infikâk (A.) [ انفکاک ] ayrılış.

infilâk (A.) [ انفلاق ] patlama.

infirâd (A.) [ انفراد ] bir başına kalma.

infirâd ettirilmek bir başına bırakılmak.

infisâl (A.) [ انفصال ] ayrılma.

inhibât (A.) [ انهباط ] düşüş.

inhidâm (A.) [ انهدام ] yıkılma.

inhilâl (A.) [ 1 [ انحلال .çِzülme, ayrışma. 2.dağılma.

inhimâk (A.) [ انهماک ] aşırı düşkünlük.

inhinâ (A.) [ 1 [ انحنا .eğri, yay. 2.kıvrılma, bükülme, yay şeklini alma.

inhirâf (A.) [ انحراف ] sapma.

inhiraf olunmak dِnülmek.

inhisâf (A.) [ 1 [ انخساف .ay tutulması. 2.gelişimini yitirmek, parlaklığını

kaybetmek.

inhisâr (A.) [ انحصار ] tekel.

inhitat (A.) [ انحطاط ] çِküş, düşüş.

inhizâm (A.) [ انهزام ] bozguna uğrama.

inkâr (A.) [ انکار ] yadsıma, reddetme.

inkâr edilmek yadsınmak.

inkâr etmek yadsımak.

inkılâb (A.) [ 1 [ انقلاب .devrim. 2.değişim, dِnüşüm.

inkılâb etmek dِnüşmek.

inkırâz bulmak tükenmek, çِkmek.

inkıtâ (A.) [ انقطاع ] kesilme, kesintiye uğrama.

inkıyâd (A.) [ انقياد ] bağlanma, boyun eğme.

inkızâ (A.) [ انقضا ] geçip gitme.

inkibâz (A.) [ انقباض ] kabızlık.

inkirâz (A.) [ انقراض ] çِkme, tükeniş.

inkisâm (A.) [ انقسام ] bِlünme.

inkisâm etmek bِlünmek.

inkisâr (A.) [ 1 [ انکسار .ilenme, beddua etme. 2.kırılma.

inkişâf (A.) [ 1 [ انکشاف .ortaya çıkma. 2.gelişim, gelişme.

inkişaf bulmak gelişmek.

inkişaf etmek gelişmek.

insâf (A.) [ انصاف ] acıma.

insânî (A.) [ 1 [ انسانی .insanlık. 2.insan ile ilgili.

insaniyu’l-merkez (A.) [ انسانی المرکز ] insan merkezli.

insâniyyet (A.) [ انسانيت ] insanlık.

insibab etmek dِkülmek.

insicâm (A.) [ انسجام ] düzen, sıra.

insiyâk (A.) [ انسياق ] içgüdü.

insiyâkî (A.) [ انسياقی ] içgüdüsel.

insücin (A.) [ انس و جن ] insanlar ve cinler.

inşâ (A.) [ 1 [ انشا .yapma. 2.güzel yazı yazma. 3.kompozisyon.

inşiâb (A.) [ 1 [ انشعاب .bِlünme. 2.dallanma.

inşikâk (A.) [ انشقاق ] yarılma, bِlünme.

inşikâk etmek yarılmak, bِlünmek.

inşirâh (A.) [ انشراح ] açılma, ferahlama.

intâc (A.) [ 1 [ انتاج .sonuçlandırma. 2.doğurma.

intâc etmek 1.sonuçlandırmak. 2.doğurmak.

intâk (A.) [ انطاق ] konuşturma.

intânî (A.) [ انتانی ] mikroplu.

intibâ (A.) [ 1 [ انطباع .izlenim. 2.basılma.

intibâh (A.) [ انتباه ] uyanış.

intibâk (A.) [ انطباق ] uyum.

intifâ (A.) [ انطفا ] ateşin sِnmesi.

intifâ’ (A.) [ انتفاع ] yararlanma.

intihâ (A.) [ 1 [ انتها .son. 2.sona erme.

intihâb (A.) [ 1 [ انتخاب .seçme. 2.seçilme. 3.seçim.

intihâb edilmek seçilmek.

intihab eylemek seçmek.

intihâbât (A.) [ انتخابات ] seçimler.

intihâl (A.) [ انتحال ] bir başkasının eserini sahiplenme.

intihâr (A.) [ انتحار ] kendini ِldürme, canına kıyma.

intihâr etmek kendini ِldürmek, canına kıymak.

intikâd (A.) [ انتقاد ] eleştiri, tenkit.

intikâl (A.) [ 1 [ انتقال .gِçme, taşınma. 2.kavrama. 3.miras geçmesi.

intikal etmek geçmek

intikâm (A.) [ انتقام ] ِc.

intikam almak ِc almak.

intikâmcû (A.-F.) [ انتقام جو ] intikamcı.

intisâb (A.) [ 1 [ انتساب .bir yere mensup olma. 2.bir yere bağlanma, bir yerde

çalışmaya başlama.

intişâr (A.) [ 1 [ انتشار .yayılma. 2.yayınlanma. 3.üreme.

intişâr etmek 1.yayılmak. 2.yayınlanmak.

intizâ’ (A.) [ انتزاع ] sِküp alma.

intizâm (A.) [ انتظام ] düzen.

intizamperver (A.-F.) [ انتظام پرور ] düzeni seven, düzenli, tertipli.

intizâr (A.) [ انتظار ] bekleme, bekleyiş.

intizâr etmek beklemek.

inzâl (A.) [ انزال ] indirme.

inzibât (A.) [ انضباط ] zapturapt altında bulunma, düzen.

inzimâm (A.) [ انضمام ] eklenme.

inzivâ (A.) [ انزوا ] kِşesine çekilme, tek başına yaşama.

inzivagâh (A.-F.) [ انزواگاه ] kِşeye çekilme yeri, inziva yeri.

irâ’e (A.) [ ارائه ] gِsterme.

irâ’e etmek gِstermek.

îrâd (A.) [ 1 [ ایراد .getirme, sِyleme. 2.gelir, kazanç.

irâde (A.) [ 1 [ اراده .istek. 2.buyruk.

irâdet (A.) [ ارادت ] isteme, istek.

îrânî (F.) [ ایرانی ] İranlı.

ircâ’ (A.) [ ارجاع ] eski haline dِndürme, çevirme.

ircâ’ etmek dِndürmek, çevirmek.

irfân (A.) [ 1 [ عرفان .bilme. 2.kültür.

irfanperver (A.-F.) [ عرفان پرور ] kültürlü.

irs (A.) [ 1 [ ارث .miras. 2.soyaçekim, kalıtım.

irsâl (A.) [ ارسال ] gِnderme.

irsen (A.) [ ارثا ] kalıtımsal, miras yoluyla.

irsî (A.) [ ارثی ] kalıtımsal.

irsiyyet (A.) [ ارثيت ] kalıtımsallık, irsîlik.

irşâd (A.) [ ارشاد ] hidayete erdirme, doğru yolu gِsterme.

irşâd etmek hidayete erdirmek, doğru yolu gِstermek.

irtiâş (A.) [ ارتعاش ] titreme.

irtibât (A.) [ ارتباط ] bağlantı, ilişki, ilgi.

irticâ (A.) [ 1 [ ارتجاع .geriye dِnüş. 2.gericilik.

irticakâr (A.-F.) [ ارتجاعکار ] gerici.

irticâlen (A.) [ ارتجالا ] düşünmeden sِyleyerek.

irtidâd (A.) [ ارتداد ] dinden çıkma.

irtifâ (A.) [ ارتفاع ] yükseklik.

irtihâl (A.) [ 1 [ ارتحال .gِçme. 2.ِlüm.

irtihâl etmek ِlmek.

irtikâ (A.) [ 1 [ ارتقا .yükselme. 2.yüksek mevkiye gelme.

irtikâb (A.) [ ارتکاب ] suç işleme.

irtisam etmek resmedilmek, izi düşmek.

irtişâ (A.) [ ارتشا ] rüşvet yeme.

irtizâk (A.) [ ارتزاق ] rızıklanma.

irzâ (A.) [ ارضا ] ikna etme, razı etme.

irzâ’ (A.) [ ارضاع ] emzirme, süt verme.

is’âd (A.) [ اصعاد ] yükseltme.

is’âd etmek yükseltmek, çıkartmak.

is’âd olunmak yükseltilmek.

is’af olunmak yerine getirilmek.

is’âr (A.) [ اسعار ] fiyat belirleme.

isâbet (A.) [ اصابت ] rastgelme. 2.tutarlılık.

isâet (A.) [ اسائت ] kِtülük etme.

îsâl (A.) [ ایصال ] kavuşturma, ulaştırma.

isâl etmek ulaştırmak.

isâle (A.) [ اساله ] akıtma.

isbât (A.) [ اثبات ] kanıtlama.

isbât -ı vücûd etmek bir yerde bulunmak, varlığını gِstermek.

îsevî (A.) [ عيسوی ] Hıristiyan.

îseviyyet (A.) [ عيسویت ] Hıristiyanlık.

isfenc (F.) [ اسفنج ] sünger.

ishâl (A.) [ اسهال ] sürgün, cırcır olma.

iskân (A.) [ 1 [ اسکان .yerleştirme. 2.yerleştirilme.

iskân edilmek yerleştirilmek.

iskân etmek yerleştirmek.

iskat (A.) [ اسقاط ] düşürme.

iskât (A.) [ اسکات ] susturma.

iskât etmek susturmak.

islâm (A.) [ 1 [ اسلام .müslümanlık. 2.müslüman.

islâmiyyet (A.) [ اسلاميت ] müslümanlık.

ism (A.) [ اسم ] ad.

ismet (A.) [ 1 [ عصمت .masumluk. 2.haramdan kaçınma.

isnâ’aşer (A.) [ اثنی عشر ] oniki.

isnâd (A.) [ 1 [ اسناد .dayama, yükleme. 2.iftira.

isneyn (A.) [ اثنين ] pazartesi.

isrâf (A.) [ اسراف ] savurganlık.

istî’âb (A.) [ استيعاب ] kapasite, alım gücü, sığıdırma.

isti’câl (A.) [ استعجال ] aceleci davranış.

isti’fâ (A.) [ 1 [ استعفا .affını isteme. 2.gِrevinden ayrılma.

isti’kâf (A.) [ اسعکاف ] bir yere kapanma.

isti’lâm (A.) [ استعلام ] bilgi isteme.

isti’mâl (A.) [ 1 [ استعمال .kullanma. 2.kullanılma. 3.yapılma.

isti’mâl edilmek kullanılmak.

isti’mâl etmek kullanmak.

istiâne (a.) [ استعانه ] yardım isteme.

istiâne olunmak yardım istenmek.

istib’âd (A.) [ استبعاد ] uzak gِrme.

istibdâd (A.) [ استبداد ] baskı rejimi.

istibdâdkâr (A.-F.) [ استبدادکار ] baskıcı.

isticâbet (A.) [ استجابت ] kabul edilme.

isticvâb etmek sorgulamak.

istid’â (A.) [ 1 [ استدعا .dilekçe. 2.yalvararak isteme.

istid’ânâme (A.-F.) [ استدعانامه ] dilekçe.

istîdâd (A.) [ استعداد ] yetenek.

istidlâl (A.) [ استدلال ] delil ile hüküm çıkarma, akıl yürütme, delillerin ışığında

yargıda bulunma.

istifâdebahş (A.-F.) [ استفاده بخش ] yararlı.

istifhâm (A.) [ 1 [ استفهام .sorma. 2.soru işareti.

istifrâğ (A.) [ استفراغ ] kusma.

istifrâğ etmek kusmak.

istifsâr etmek açıklama istemek.

istigâse (A.) [ استغاثه ] yardım isteme.

istiğnâ (A.) [ 1 [ استغنا .kimseye muhtaç olmama. 2.eyvallah etmeme.

3.tokgِzlülük.

istiğrâk (A.) [ 1 [ استغراق .dalma, gِmülme. 2.boğulma. 3.kendinden geçme.

istihâle (A.) [ 1 [ استحاله .başkalaşım, değişim. 2.imkansızlık.

istihâre (A.) [ استخاره ] bir işin nasıl sonuçlanacağını anlamak için ibadetten

sonra uykuya yatma.

istihâse (A.) [ استحاثه ] fosilleşme.

istihbâr (A.) [ استخبار ] duyum, haber alma.

istihbârât (A.) [ استخبارات ] duyumlar, haber almalar.

istihdâf (A.) [ استهداف ] hedef edinme.

istihdaf eylemek hedef edinmek.

istihdâm (A.) [ استخدام ] hizmete alma.

istihfâf (A.) [ استخفاف ] hafife alma, küçümseme.

istihfâfkâr (A.-F.) [ استخفافکار ] hafife alan, küçümseyen.

istihfafkârlık (A.-F.-T.) küçümseme, hafife alma.

istihkak (A.) [ 1 [ استحقاق .hak etme. 2.hak edilmiş şey.

istihkâm (A.) [ 1 [ استحکام .sağlamlık. 2.siper.

istihkâr (A.) [ استحقار ] aşağılama.

istihlâk (A.) [ استهلاک ] tüketim.

istihlâk etmek tüketmek, harcamak.

istihmâm (A.) [ استحمام ] banyo yapma, yıkanma.

istihrâc (A.) [ 1 [ استخراج .çıkarma. 2.hüküm çıkarma. 3.anket.

istihrâc etmek çıkarmak.

istihsâl (A.) [ 1 [ استحصال .elde etme. 2.elde edilme. 3.üretim.

istihsân (A.) [ استحسان ] güzel bulma, beğenme.

istihyâ (A.) [ استحيا ] utanma.

istihzâ (A.) [ استهزا ] alay.

istihzâ etmek alay etmek.

istihzâr (A.) [ 1 [ استحضار .hazırlama. 2.hazırlanma. 2.huzura çağırma.

istikâmet (A.) [ 1 [ استقامت .doğruluk. 2.dürüstlük. 3.yِn.

istikamet vermek yِn vermek.

istikbâh (A.) [ استقباح ] ayıplama.

istikbâl (A.) [ 1 [ استقبال .karşılama. 2.gelecek. 3.kıbleye dِnme.

istikbal etmek karşılamak.

istikbâr (A.) [ استکبار ] büyüklenme.

istikfâf (A.) [ استکفاف ] yetinme.

istiklâl (A.) [ استقلال ] bağımsızlık.

istikmâl (A.) [ استکمال ] tamamlama.

istikrâh (A.) [ استکراه ] iğrenme, tiksinme.

istikrâh etmek iğrenmek, tiksinmek.

istikrâr (A.) [ استقرار ] kararlılık.

istikrâz (A.) [ استقراض ] borçlanma.

istikşâf (A.) [ استکشاف ] keşif çalışması yapma.

istîlâ (A.) [ استيلا ] yayılma, ele geçirme.

istîlâ etmek yayılmak, ele geçirmek.

istilzâm (A.) [ استلزام ] gerekme, gerektirme.

istilzâm etmek gerekmek, gerektirmek.

istilzâm eylemek gerektirmek.

istimâ’ (A.) [ استماع ] dinleme, kulak verme.

istimâ’ etmek kulak vermek, dinlemek.

istimdâd (A.) [ استمداد ] yardım isteme.

istimhâl (A.) [ استمهال ] ek süre isteme.

istimlâk (A.) [ استملاک ] kamulaştırma.

istimlâk edilmek kamulaştırılmak.

istimlâk etmek kamulaştırmak.

istimnâ’ (A.) [ استمناء ] mastürbasyon.

istimrâr (A.) [ استمرار ] süreklilik.

istinâd (A.) [ 1 [ استناد .dayanma. 2.güvenme.

istinâd etmek dayanmak.

istinâden (A.) [ 1 [ استنادا .dayanarak. 2.güvenerek.

istinadgâh (A.-F.) [ استنادگاه ] dayanak.

istînâf (A.) [ استيناف ] üst mahkemeye başvurarak alt mahkemenin kararının

feshini isteme.

istinbât (A.) [ استنباط ] anlam çıkarma, hüküm çıkarma.

istinkâf (A.) [ استنکاف ] çekimserlik.

istinkâf etmek çekimser kalmak.

istinşâk (A.) [ استنشاق ] buruna su çekme.

istintâk (A.) [ استنطاق ] sorgulama.

istintâk etmek sorgulamak, sorguya çekmek.

istirâhat (A.) [ استراحت ] dinlenme.

istirâhat etmek dinlenmek.

istirâk-ı sem’ etmek kulak misafiri olmak.

istirdâd (A.) [ استرداد ] geri isteme, geri alma.

istirdâd edilmek geri alınmak.

istirdâd etmek geri almak.

istirhâm (A.) [ استرحام ] rica etme, yalvararak isteme.

istirhâm etmek rica etmek, yalvararak istemek.

istirhamkâr (A.-F.) [ استرحامکار ] yalvarırcasına.

istirkab etmek çekememek.

istiskâ (A.) [ 1 [ استسقا .yağmur duasına çıkma. 2.vücutta su toplanması.

istiskâl (A.) [ استثقال ] hoş karşılamama, yüz vermeme.

istisnâ (A.) [ استثنا ] kural dışı.

istisnâ’î (A.) [ استثنائی ] kural dışı.

istişâre (A.) [ استشاره ] danışma.

232

istişâre etmek danışmak.

istişhâd (A.) [ 1 [ استشهاد .kanıt gِsterme. 2.ِrnek verme.

istişhâd yapmak ِrnek vermek.

istitâat (A.) [ استطاعت ] güç.

istitâr (A.) [ استتار ] ِrtünme.

istitrâden (A.) [ استطرادا ] sırası gelmişken.

istivâ (A.) [ 1 [ استوا .eşitlik. 2.düzlük.

istiz’âf (A.) [ استضعاف ] zayıf düşürme, zayıf gِrme.

istîzâh (A.) [ استيضاح ] gensoru.

istîzân (A.) [ استيذان ] izin isteme.

isyân (A.) [ عصيان ] başkaldırı.

îş (A.) [ 1 [ عيش .yaşama. 2.eğlenme, gününü gün etme.

iş’âr (A.) [ اشعار ] bildirme, gِsterme.

işâa (A.) [ اشاعه ] duyurma, yayma.

işârât (A.) [ اشارات ] işaretler.

işâret (A.) [ 1 [ اشارت .gِsterme. 2.alamet. 3.iz.

işâreten (A.) [ اشارة ] işaret ederek.

işbâ’ (A.) [ 1 [ اشباع .doyurma. .doldurma.

işgâl (A.) [ 1 [ اشغال .meşgul etme. 2.ele geçirme.

işgal etmek 1.meşgul etmek. 2.ele geçirmek.

işhâd (A.) [ اشهاد ] tanık getirme.

işkence (F.) [ اشکنجه ] acı verme, eziyet etme.

işmi’zâz (A.) [ 1 [ اشمئزاز .surat ekşitme. 2.ürperme.

işrâk (A.) [ 1 [ اشراق .doğma. 2.aydınlatma.

işrâkî (A.) [ اشراقی ] Pisagorcu.

işret (A.) [ 1 [ عشرت .içki. 2.içki alemi.

işrîn (A.) [ عشرین ] yirmi.

iştiâl (A.) [ اشتعال ] alevlenme, yalazlanma, parlama, tutuşma.

iştibâh (A.) [ اشتباه ] kuşkuya düşme.

iştigâl (A.) [ اشتغال ] uğraşı.

iştigâl etmek uğraşmak, meşgul olmak.

iştihâ (A.) [ اشتها ] iştah.

iştihâengîz (A.) [ اشتها انگيز ] iştah açıcı, iştah verici.

iştihâr (A.) [ اشتهار ] meşhur olma.

iştihâr etmek meşhur olmak.

iştikâk (A.) [ اشتقاق ] türeme.

iştimâl (A.) [ اشتمال ] kapsama.

iştirâ (A.) [ اشترا ] satın alma.

iştirâ etmek satın almak.

iştirâk (A.) [ 1 [ اشتراک .katılım. 2.ortaklık.

iştirâkiyye (A.) [ اشتراکيه ] komünizm.

iştiyâk (A.) [ اشتياق ] şevklenme, şevk duyma.

îşü nûş etmek yiyip içmek, gününü gün etmek.

işve (A.) [ عشوه ] cilve, naz, eda.

işvebâz (A.-F.) [ عشوه باز ] işveli.

işveger (A.-F.) [ عشوه گر ] işveli.

işvekâr (A.-F.) [ عشوه کار ] işveli, şivekâr.

it’âm (A.) [ اطعام ] doyurma, yemek verme.

itâat (A.) [ اطاعت ] uyma, boyun eğme.

itâat etmek uymak, boyun eğmek.

itâb (A.) [ عتاب ] azarlama, paylama, çıkışma.

itâle (A.) [ اطاله ] uzatma.

itbâ (A.) [ اتباع ] tabi kılma.

itfâ (A.) [ اطفا ] sِndürme.

itfâ etmek sِndürmek.

itfâiyye (A.) [ اطفائيه ] yangın sِndürme teşkilatı.

ithâf (A.) [ 1 [ اتحاف .hediye etme. 2.eser sahibinin eserini birine veya bir

kuruluşa manen hediye etmesi.

ithâm (A.) [ اتهام ] suçlama, tِhmet altında bırakma.

itham etmek suçlamak.

itibâr (A.) [ اعتبار ] saygınlık.

itibar etmek 1.değerlendirmek, dikkate almak.

itibâren (A.) [ اعتبارا ] –den beri.

itibârî (A.) [ 1 [ اعتباری .gِz kararı. 2.var sayılan.

itibariyle (A.-T.) bakımından.

itidâl (A.) [ اعتدال ] denge, ِlçülü olma.

itikâd (A.) [ اعتقاد ] inanç.

itikâd etmek inanmak.

itikâdât (A.) [ اعتقادات ] inançlar.

itikadiyât (A.) [ اعتقادیات ] inançla ilgili şeyler.

itikadperverlik (A.-F.-T.) inanç besleme.

itilâf (A.) [ 1 [ ائتلاف .uzlaşma, gِrüş birliğine varma. 2.alışma.

itilafkâr (A.-F.) [ ائتلافکار ] uzlaştırıcı, birleştirici.

itimâd (A.) [ اعتماد ] güven.

itimâd edilmek güvenilmek.

itimâd etmek güvenmek.

itimâden (A.) [ اعتمادا ] güvenerek.

itimâdnâme (A.-F.) [ اعتمادنامه ] güven mektubu.

itinâ (A.) [ اعتنا ] ِzen.

itinâ edilmek ِzen gِsterilmek.

itinâ etmek ِzen gِstermek.

itinakâr (A.-F.) [ اعتناکار ] ِzen gِsteren, itinalı.

itirâf (A.) [ 1 [ اعتراف .sakladığı şeyi sِyleme. 2.hakkın verme.

itisâf (A.) [ اعتساف ] yolsuzluk.

itiyâd (A.) [ اعتياد ] alışkanlık.

itiyâd kesb etmek alışkanlık kazanmak.

itizâm -ı mâ lâ yelzem [ التزام ما لا یلزم ] abesle iştigal etmek.

itkân (A.) [ 1 [ اتقان .emin olma. 2.sağlamlaştırma.

itlâf (A.) [ اتلاف ] ِldürme, telef etme, ortadan kaldırma.

itmâm (A.) [ اتمام ] tamamlama, bitirme.

itmâm edilmek tamamlanmak, bitirilmek.

itmâm etmek tamamlamak, bitirmek.

itmînân (A.) [ اطمينان ] emin olma, kendine güvenme.

ittibâ (A.) [ اتباع ] uyma, izleme.

ittibâ etmek uymak, izlemek.

ittibâen (A.) [ اتباعا ] uyarak, izleyerek, ardından giderek.

ittifâk (A.) [ اتفاق ] birleşme.

ittifâken (A.) [ اتفاقا ] tesadüfen, rastgele.

ittifâkî (A.) [ اتفاقی ] tesadüfî.

ittihâd (A.) [ اتحاد ] birlik.

ittihâd -ı islâm [ اتحاد اسلام ] panislamizm.

ittihâm (A.) [ اتهام ] tِhmet altında kalma.

ittihâz (A.) [ 1 [ اتخاذ .alma. 2.kabul etme. 3.kullanma. 4.değerlendirme.

ittihâz edilmek 1.alınmak. 2.kabul edilmek. 3.kullanılmak. 4.değerlendirilmek.

ittihâz etmek 1.almak. 2.kabul etmek. 3.kullanmak. 4.değerlendirmek.

ittikâ (A.) [ اتکا ] dayanma, yaslanma.

ittikâ etmek dayanmak, yaslanmak.

ittisâ (A.) [ 1 [ اتساع .genişlik. 2.genişleme.

ittisâl (A.) [ 1 [ اتصال .birleşme, kavuşma. 2.bitişik.

ityân (A.) [ اتيان ] getirme.

ivaz (A.) [ عوض ] karşılık, bedel.

ivazan (A.) [ عوضا ] karşılığında, karşılık olarak.

iyâbüzihâb (A.) [ عياب و ذهاب ] gidiş geliş.

iyâl (A.) [ عيال ] hanım, eş.

iyân (A.) [ عيان ] açık, ayan beyan.

iz’âc etmek rahatsız etmek.

iz’âf (A.) [ اضعاف ] zayıflatma.

iz’ân (A.) [ 1 [ اذعان .kavrayış. 2.terbiye.

iz’ân etmek akıl etmek.

izâbe (A.) [ اذابه ] eritme.

izâe (A.) [ اضائه ] aydınlatma.

izâfe (A.) [ اضافه ] ekleme.

izâfet (A.) [ 1 [ اضافت .ilgi, bağ. 2.tamlama.

izâfeten (A.) [ اضافة ] ek olarak, yanı sıra.

izâfî (A.) [ اضافی ] gِreceli.

izâfiyyet (A.) [ اضافيت ] gِrecelilik.

îzâh (A.) [ ایضاح ] açıklama.

îzâh edilmek açıklanmak.

îzâh etmek açıklamak.

îzâhât (A.) [ ایضاحات ] açıklamalar.

îzâhât vermek açıklamada bulunmak, açıklama yapmak.

îzâhen (A.) [ ایضاحا ] açıklayarak.

izâle (A.) [ 1 [ ازاله .yok etme. 2.giderme.

izâle edilmek 1.yok edilmek. 2.giderilmek.

izâle etmek 1.yok etmek. 2.gidermek.

izâm (A.) [ عظام ] büyükler, ulular.

izâr (A.) [ ازار ] peştemal.

izâr (A.) [ عذار ] yanak.

izdihâm (A.) [ ازدحام ] aşırı kalabalık, aşırı yığılma.

izdivâc (A.) [ ازدواج ] evlilik.

izdiyâd (A.) [ ازدیاد ] artış, çoğalma.

îzed (F.) [ ایزد ] Tanrı.

izhâr (A.) [ اظهار ] gِsterme.

izhâr etmek gِstermek, belli etmek, açığa vurmak.

izin (A.) [ اذن ] izin.

izkâr (A.) [ اذکار ] zikretme, dile getirme, hatırlatma.

izlâl (A.) [ اذلال ] alçaltma.

izmihlâl (A.) [ اضمحلال ] yok olma.

izn (A.) [ اذن ] izin.

izz (A.) [ 1 [ عز .değer. 2.yücelik.

izzet (A.) [ 1 [ عزت .değer. 2.yücelik. 3.saygı.

 

J

jâj (F.) [ ژاژ ] anlamsız sِz, zırva.

jâjhây (F.) [ ژاژخای ] boşboğaz, zevzek.

jâle (F.) [ ژاله ] çiy, şebnem.

jeng (F.) [ ژنگ ] pas.

jengâr (F.) [ ژنگار ] pas.

jerf (F.) [ ژرف ] derin.

jerfâ (F.) [ ژرفا ] derinlik.

jerfbîn (F.) [ ژرف بين ] ayrıntılı düşünen, dikkatli.

jinde (F.) [ 1 [ ژنده .yırtık, eski. 2.yamalı hırka.

jindepûş (F.) [ 1 [ ژنده پوش .yamalı hırka giyen. 2.derviş.

jiyân (F.) [ 1 [ ژیان .kükremiş. 2.kızgın.

jülîde (F.) [ ژوليده ] dağınık, karışık.

Sinava Hazirlik