Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



OSMANLICA-TÜRKÇE SÖZLÜK
H
 
2. Sayfa >>>


 

h [ 1 [ ه ح خ . Osmanlı alfabesinin sekizinci harfi. 2.Ebced alfabesine gِre sayısal

değeri: 8.

hâ (F.) [ خا ] çiğneyen.

hâ (F.) [ ها ] çoğul eki: -ler, -lar.

hâb (F.) [ 1 [ خواب .uyku. 2.rüya.

habâb (A.) [ حباب ] hava kabarcığı.

habâbe (A.) [ حبابه ] hava kabarcığı.

habâis (A.) [ خبائث ] kِtülükler.

hâbâlûd (F.) [ خواب آلود ] uykulu.

hâbâlûde (F.) [ خواب آلوده ] uykulu.

habâset (A.) [ خباثت ] kِtülük, alçaklık.

habb (A.) [ 1 [ حب .çekirdek, tohum. 2.hap.

habbât (A.) [ 1 [ حبات .hava kabarcıkları. 2.haplar.

habbâz (A.) [ خباز ] ekmekçi.

habbe (A.) [ حبه ] taneler.

habbe-i hadrâ [ حبهء حضرا ] çitlembik.

habbe-i sevdâ [ حبهء سودا ] çِrekotu.

habbezâ (A.) [ حبذا ] ne güzel.

habbülbülûğ (A.) [ حب البلوغ ] ergenlik sivilcesi.

hâbcâme (F.) [ 1 [ خواب جامه .gecelik. 2.pijama.

haber (A.) [ خبر ] haber.

haberdar (A.-F.) [ خبردار ] haberli.

habeşe (A.) [ 1 [ حبشه .Habeşistan. 2.Habeş.

hâbgâh (F.) [ خوابگاه ] yatak odası.

habîb (A.) [ 1 [ حبيب .sevgili. 2.dost. 3.Hz. Muhammed

habîr (A.) [ خبير ] haberli.

habis (A.) [ خبيث ] kِtü, pis.

habl (A.) [ حبل ] ip.

hablülmesâkin (A.) [ حبل المساکن ] sarmaşık.

hâbnâk (F.) [ خوابناک ] uykulu.

hâbnâme (F.) [ خواب نامه ] rüya tabiri kitabı.

habr (A.) [ حبر ] bilgin.

habs (A.) [ 1 [ حبس .hapis. 2.tutma.

habshâne (A.-F.) [ حبس خانه ] hapishane, tutukevi.

habt (A.) [ خبط ] yanlış hareket.

habtühata (A.) [ خبط و خطا ] yanlış yapma.

hac (A.) [ حاج ] hacı.

hacâlet (A.) [ خجالت ] utanma.

hacâletâver (A.) [ خجالت آور ] utanç verici.

hacamat (A.) [ حجامت ] kan alma.

hacamat yapmak kan almak.

hacâmet (A.) [ حجامت ] kan alma, hacamat.

hâcât (A.) [ 1 [ حاجات .ihtiyaçlar. 2.istekler.

haccâm (A.) [ حجام ] hacamatçı.

haccar (A.) [ حجار ] taş işçisi, taşçı.

hâcce (A.) [ حاجه ] bayan hacı.

hâce (F.) [ 1 [ خواجه .hoca. 2.efendi. 3.ağa. 4.sahip. 5.vezir.

hâcegân (F.) [ 1 [ خواجگان .hocalar. 2.efendiler.

hâcegî (F.) [ 1 [ خواجگی .hocalık. 2.efendilik. 3.ağalık. 4.sahiplik. 5.tüccar.

hacel (A.) [ خجل ] utanma.

hacer (A.) [ حجر ] taş.

hacer-i esved [ حجر اسود ] karataş.

hacer-i semâî [ حجر سمائی ] gِktaşı.

hâceserâ (F.) [ خواجه سرا ] harem ağası.

hâcet (A.) [ حاجت ] ihtiyaç.

hâcetmend (A.-F.) [ حاجتمند ] muhtaç.

hacı (A.) [ حاجی ] hacı.

hacıyân (A.-F.) [ حاجيان ] hacılar.

hâcî (A.) [ هاجی ] hicveden, yeren.

hâcib (A.) [ 1 [ حاجب .kapıcı. 2.perdedar. 3.engel. 4.kaş.

hacîl (A.) [ خجيل ] utangaç.

hâcir (A.) [ هاجر ] gِçmen.

hâciz (A.) [ 1 [ حاجز .ayıran. 2.haczeden.

hacle (A.) [ حجله ] gerdek odası.

haclegâh (A.-F.) [ حجله گاه ] gerdek odası.

haclet (A.) [ خجلت ] utanma.

hacletâver (A.-F.) [ خجلت آور ] utanç verici.

hacm (A.) [ حجم ] hacim.

hacmen (A.) [ حجما ] hacimce.

hacz (A.) [ حجز ] haciz.

hadâik (A.) [ حدائق ] bahçeler.

hâdd (A.) [ 1 [ حاد .keskin. 2.sivri. 3.dar.

hadd (A.) [ 1 [ حد .sınır. 2.şer’î ceza.

hadd (A.) [ خد ] yanak.

hadd⒠(A.) [ خداع ] düzenbaz.

haddâd (A.) [ حداد ] demirci.

haddâdî (A.-F.) [ حدادی ] demircilik.

hadd-i asgarî [ حد اصغری ] en az.

hadd-i azamî [ حد اعظمی ] en çok.

hadd-i tabiî [ حد طبيعی ] normal hal.

hadd-i zâtında aslında.

hadeb (A.) [ حدب ] kamburluk.

hadem (A.) [ خدم ] hizmetçiler.

hademe (A.) [ خدمه ] hizmetçiler.

hadeng (F.) [ خدنگ ] ok.

hader (A.) [ خدر ] uyuşma.

hades (A.) [ حدس ] sezi, tahmin.

hâdî (A.) [ هادی ] doğru yolu gِsteren.

hâdi’ (A.) [ خادع ] düzenbaz.

hadîka (A.) [ حدیقه ] bahçe.

hâdim (A.) [ خادم ] hizmetçi.

hâdim olmak hizmet etmek.

hâdime (A.) [ خادمه ] bayan hizmetçi.

hâdis (A.) [ 1 [ حادث .meydana gelen. 2.yeni.

hadîs (A.) [ حدیث ] hadis, Peygamber sِzü.

hâdisat (A.) [ حادثات ] olaylar.

hâdise (A.) [ حادثه ] olay.

hadnâşinas (A.-F.) [ حدناشناس ] haddini bilmez.

hadrâ (A.) [ حضرا ] yeşil.

hads (A.) [ 1 [ حدس .tahmin. 2.seziş.

hadşe (A.) [ خدشه ] ürküntü.

hadşeâver (A.-F.) [ خدشه آور ] ürküntü verici.

hafâ (A.) [ خفا ] gizlilik.

hafâfîş (A.) [ خفافيش ] yarasalar.

hafâgâh (A.-F.) [ خفاگاه ] gizlenilecek yer.

hafâir (A.) [ 1 [ حفائر .çukurlar. 2.oyuklar.

hafakan (A.) [ خفقان ] yürek çarpıntısı.

hafâyâ (A.) [ خفایا ] gizli şeyler.

hafız (A.) [ 1 [ حافظ .koruyan. 2.ezberleyen. 3.Kur’ân hafızı.

hafıza (A.) [ حافظه ] bellek.

hâfız-ı kütüb [ حافظ کتب ] kütüphaneci.

hâfî (A.) [ حافی ] yalınayak koşan.

hafî (A.) [ خفی ] gizli

hafîd (A.) [ حفيد ] torun.

hafîde (A.) [ حفيده ] kız torun.

hafif (A.) [ خفيف ] hafif.

hâfir (A.) [ حافر ] kazan, kazıcı.

hafîr (A.) [ 1 [ حفير .çukur. 2.mezar.

hafiyyât (A.) [ خفيات ] gizli şeyler.

hafiyye (A.) [ خفيه ] gizli polis.

hafiyyen (A.) [ خفيا ] gizlice.

hafr (A.) [ حفر ] kazma.

hafriyyât (A.) [ حفریات ] kazı.

haftân (A.) [ خفتان ] kaftan.

hâh (F.) [ خواه ] isteyen.

hâhân (F.) [ خواهان ] isteyen, istekli.

hâher (F.) [ خواهر ] kızkardeş.

hâherzâde (F.) [ خواهرزاده ] yeğen, kızkardeşin çocuğu.

hâhiş (F.) [ خواهش ] rica, istek.

hâhişger (F.) [ خواهشگر ] istekli.

hâhişkâr (F.) [ خواهشکار ] istekli.

hâhişkerde (F.) [ خواهش کرده ] istekli.

hâhnâhâh (F.) [ خواه ناخواه ] ister istemez.

hâif (A.) [ خائف ] korkak.

hâifen (A.) [ خائفا ] korkarak.

hâil (A.) [ هائل ] korkunç.

hâin (A.) [ 1 [ خائن .hain. 2.acımasız.

hâinâne (A.-F.) [ خائنانه ] haince.

hâiz (A.) [ حائز ] sahip, bulunduran.

hâiz olmak bulundurmak, sahip olmak.

hâiz-i ehemmiyet [ حائز اهميت ] ِnemli.

hak (A.) [ 1 [ حق .Tanrı. 2.doğru. 3.pay.

hâk (F.) [ خاک ] toprak.

hak etmek kazanmak.

hâk ile yeksân edilmek yerle bir edilmek.

hâk ile yeksân etmek yerle bir etmek.

hâk ile yeksân olmak yerle bir olmak.

Hak Teâlâ (A.) [ حق تعالی ] Yüce Tanrı.

hakâik (A.) [ حقائق ] gerçekler.

hakâret (A.) [ حقارت ] aşağılama, hakaret.

hakaretâmiz (A.-F.) [ حقارت آميز ] aşağılayıcı.

hakâyık (A.) [ حقایق ] gerçekler.

hâkbîz (F.) [ خاک بيز ] kalbur.

hakem (A.) [ حکم ] hakem.

hâkezâ (A.) [ هکذا ] aynı şekilde.

hakgû (A.-F.) [ حق گو ] doğru sِzlü.

hâkî (A.) [ حاکی ] hikaye eden.

hâkî (F.) [ 1 [ خاکی .hâki, toprak rengi. 2.toprak ile ilgili.

hakîkat (A.) [ حقيقت ] gerçek.

hakîkaten (A.) [ حقيقة ] gerçekten.

hakikat-ı halde aslında, gerçekte, işin aslında.

hakikatperver (A.-F.) gerçekçi.

hakikî (A.) [ حقيقی ] gerçek.

hakikiye (A.) [ حقيقيه ] gerçek.

hakîm (A.) [ 1 [ حکيم .Tanrı. 2.hakim, yargıç.

hâkimiyet (A.) [ حاکميت ] egemenlik.

hakîr (A.) [ 1 [ حقير .değersiz. 2.küçük. 3.bendeniz, ben.

hâkister (F.) [ خاکستر ] kül.

hâkisterî (F.) [ خاکستری ] kül rengi.

hakk (A.) [ 1 [ حق .Tanrı. 2.doğru. 3.hak.

hakk (A.) [ حک ] kazıma.

hakkâ [ حقا ] gerçekten.

hakkâk (A.) [ 1 [ حکاک .mühürcü. 2.kazıyıcı.

hakkaniyet (A.) [ حقانيت ] doğruluk.

hâkkedilmek kazılmak.

hâkketmek kazımak.

hâkrûb (F.) [ خاکروب ] süpürge.

hakşinas (A.-F.) [ حق شناس ] haktanır.

hakşinâsî (A.-F.) [ حق شناسی ] haktanırlık.

hâl (A.) [ 1 [ حال .hal, durum. 2.şimdiki durum, şimdiki zaman.

hâl (A.) [ خال ] dayı.

hâl (F.) [ 1 [ خال .ben. 2.benek.

hal’ (A.) [ خلع ] tahttan indirme.

hal’edilmek tahttan indirilmek.

hal’etmek tahttan indirmek.

hâlâ (A.) [ حالا ] şimdi, hâlâ.

halâ (A.) [ 1 [ خلا .tuvalet. 2.boş.

halâik (A.) [ 1 [ خلائق .yaratıklar. 2.halayık.

halâl (A.) [ خلال ] mesafe, aralık, açıklık.

halâs (A.) [ خلاص ] kurtuluş, kurtulma.

halâs bulmak kurtulmak.

halâs olmak kurtulmak.

halaskâr (A.-F.) [ خلاصکار ] kurtarıcı.

hâlâşina (A.-F.) [ حال آشنا ] halden anlayan.

hâlât (A.) [ حالات ] haller.

halâvet (A.) [ حلاوت ] tatlılık.

haldâr (F.) [ خالدار ] benli.

hâle (A.) [ 1 [ خاله .hala. 2.teyze.

hâle (A.) [ هاله ] ayça, hâle.

halecan (A.) [ خلجان ] çarpıntı.

halef (A.) [ 1 [ خلف .evlat, oğul. 2.halef, yerine geçen, arkadan gelen

halel (A.) [ خلل ] bozukluk.

halel gelmek bozulmak, lekelenmek, gِlge düşmek.

haleldâr (A.-F.) [ خللدار ] bozulmuş, bozuk.

haleldâr etmek bozmak, halel getirmek.

haleldâr olmak bozulmak, halel gelmek.

halen (A.) [ حالا ] şimdilik, henüz.

hâlet (A.) [ 1 [ حالت .hal. 2.nitelik.

hâlet-i ruhiye [ حالت روحيه ] ruhsal durum.

halhal (A.) [ خلخال ] ayak bileziği, halhal.

hâlık (A.) [ خالق ] Yaratan, Tanrı.

hâlî (A.) [ خالی ] boş.

hâlî kalmak geri durmak.

halîb (A.) [ حليب ] süt.

halîc (A.) [ خليج ] kِrfez.

hâlid (A.) [ خالد ] sonsuz, ebedî.

halîfe (A.) [ 1 [ خليفه .halife. 2.kalfa.

halihazır (A.-F.) [ حال حاضر ] şimdiki durum.

hâlik (A.) [ 1 [ خالق .Tanrı. 2.yaratan.

hâlikiyet (A.) [ خالقيت ] yaratıcılık.

halîm (A.) [ حليم ] yumuşak huylu.

hâlis (A.) [ 1 [ خالص .katışıksız, saf, som.

hâlisâne (A.-F.) [ خالصانه ] içtenlikle.

halîta (A.) [ 1 [ خليطه .karışım. 2.alaşım.

hâliyâ (A.) [ حاليا ] şimdi, şu anda.

halk (A.) [ حلق ] boğaz.

halk (A.) [ 1 [ خلق .yaratma. 2.yaratılma. 3.halk.

halk etmek yaratmak.

halka (A.) [ حلقه ] halka.

halkabegûş (A.-F.) [ حلقه بگوش ] kِle.

halkiyat (A.) [ خلقيات __________] folklor, halk bilimi.

hall (A.) [ 1 [ حل .çِzülme, erime. 2.çِzme.

hallâc (A.) [ حلاج ] halaç.

hallâk (A.) [ خلاق ] yaratıcı.

hallâl (A.) [ حلال ] çِzen.

hallüfasl (A.) [ حل و فصل ] halletme, yoluna koyma.

halt (A.) [ خلط ] karıştırma.

halûk (A.) [ خلوق ] iyi huylu.

halvet (A.) [ 1 [ خلوت .tenha. 2.başbaşa kalma.

halvetgâh (A.-F.) [ خلوتگاه ] başbaşa kalınacak yer.

ham (F.) [ خام ] çiğ, ham.

ham (F.) [ 1 [ خم .eğik eğri, bükük.

hamâil (A.) [ حمائل ] kılıç kayışı.

hamâkat (A.) [ حماقت ] ahmaklık.

hamâme (A.) [ حمامه ] güvercin.

hamâse (A.) [ حماسه ] kahramanlık şiiri.

hamâset (A.) [ حماست ] kahramanlık şiiri, hamase.

hamd (A.) [ حمد ] şükür.

hâme (F.) [ خامه ] kalem.

hamel (A.) [ حمل ] kuzu.

hamelât (A.) [ حملات ] saldırılar, hamleler.

hâmî (A.) [ حامی ] gِzeten, himaye eden.

hâmid (A.) [ حامد ] hamd eden, şükreden.

hamîde (F.) [ خميده ] eğik, eğri.

hâmil (A.) [ 1 [ حامل .taşıyan. 2.hamile. 3.sahip.

hâmil olmak taşımak.

hâmile (A.) [ حامله ] gebe, hamile.

hamîr (A.) [ حمير ] hamur.

hâmis (A.) [ خامس ] beşinci.

hâmisen (A.) [ خامسا ] beşincisi.

hâmiş (A.) [ هامش ] mektup ilavesi.

hâmiz (A.) [ 1 [ حامض .ekşi. 2.kekre.

haml (A.) [ 1 [ حمل .taşıma. 2.gebelik. 3.yükleme.

hamle (A.) [ 1 [ حمله .saldırı. 2.atak.

hamletmek yüklemek.

hammâl (A.) [ حمال ] hamal.

hammâm (A.) [ 1 [ حمام .banyo. 2.hamam.

hammâr (A.) [ خمار ] meyhaneci.

hamr (A.) [ خمر ] şarap.

hamrâ (A.) [ خمرا ] kırmızı, kızıl.

hamrâlanmak kızarmak, kırmızılaşmak, al al olmak.

hams (A.) [ خمس ] beş.

hamse (A.) [ خمسه ] beş mesnevîlik eser.

hamsin (A.) [ خمسين ] elli.

hamûl (A.) [ حمول ] dayanıklı.

hamûle (A.) [ حموله ] yük.

hâmûn (F.) [ هامون ] çِl.

hâmûş (F.) [ خاموش ] suskun, sessiz.

hamyâze (F.) [ خميازه ] esneme.

hamz (A.) [ حمض ] ekşilik.

hân (F.) [ خوان ] okuyan.

hân (F.) [ خوان ] sofra.

hanâzir (A.) [ خنازیر ] domuzlar.

hancer (A.) [ خنجر ] hançer.

hancere (A.) [ حنجره ] gırtlak, hançere.

handan (F.) [ خندان ] güleç, gülen.

handan etmek güldürmek.

hande (F.) [ خنده ] gülüş.

handek (A.) [ خندق ] hendek.

handerûy (F.) [ خنده روی ] güleryüzlü.

hâne (F.) [ خانه ] ev.

hanedan (F.) [ خاندان ] sülale, hanedan.

hâneharâb (F.) [ 1 [ خانه خراب .perişan. 2.evsiz yurtsuz. 3.cahil.

hânende (F.) [ 1 [ خواننده .şarkıcı. 2.okuyucu.

hanif [ حنيف ] İslâmiyetten ِnce Tanrı’ya inanan.

hânkah (A.) [ خانقاه ] tekke.

hânman (F.) [ خانمان ] ev bark, yurt.

hannas (A.) [ خناس ] şeytan.

hânsâlar (F.) [ خوان سالار ] kilerci.

hânüman (F.) [ خانمان ] ev bark, yurt.

hapis (A.) [ حبس ] bir yere kapatma veya kapanma.

hapishane (A.-F.) [ حبس خانه ] tutukevi, mahpushane.

hâr (F.) [ خار ] diken.

har (F.) [ خر ] eşek.

hâr (F.) [ خوار ] aşağılık, adi.

hâr (F.) [ خوار ] yiyen.

harâb (A.) [ 1 [ خراب .yıkık, harap. 2.fitil gibi sarhoş.

harâb etmek yıkmak, bozmak, tahrip etmek.

harâb olmak yıkılmak, bozulmak, kırılmak.

harâbat (A.) [ خرابات ] meyhane.

harâbe (A.) [ خرابه ] yıkıntı, harabe.

harâc (A.) [ خراج ] haraç.

haram (A.) [ حرام ] haram.

harâmi (A.) [ حرامی ] eşkıya.

haramzâde (A.-F.) [ حرام زاده ] piç.

harâret (A.) [ 1 [ حرارت .sıcaklık.

harâtin (A.) [ خراطين ] solucan.

harb (A.) [ حرب ] harp, savaş.

harbe (A.) [ حربه ] süngü.

harb-i umûmî [ حرب عمومی ] Birinci Dünya Savaşı.

harbiye (A.) [ حربيه ] harp okulu.

harbiye nezareti savunma bakanlığı.

harbiyeli Harp Okulu ِğrencisi.

harbüze (F.) [ خربزه ] kavun.

harc (A.) [ 1 [ خرج .vergi. 2.masraf.

harcıâlem [ خرج عالم ] herkese açık, herkese uygun.

harcırah [ خرج راه ] yol parası.

harçeng (F.) [ خرچنگ ] yengeç.

hardal (A.) [ خردل ] hardal.

hâre (F.) [ خاره ] granit, sert taş.

harekât (A.) [ حرکات ] hareketler.

hareket (A.) [ 1 [ حرکت .hareket. 2.davranış.

hareketsizlik hareket etmeme.

harem (A.) [ حرم ] harem, herkesin giremeyeceği yer.

haremlik (A.-T.) harem dairesi, evde harem kısmy, herkesin uluorta

giremeyeceği yer.

haremserây (A.-F.) [ حرم سرای ] harem dairesi.

harf (A.) [ 1 [ حرف .harf. 2.sِz.

hargâh (F.) [ خرگاه ] otağ.

hargûş (F.) [ خرگوش ] tavşan.

hârî (F.) [ خواری ] düşkünlük.

hârib (A.) [ هارب ] kaçan.

hâric (A.) [ خارج ] dış, dışarı.

hâricen (A.) [ خارجا ] dıştan, dışarıdan.

hâricî (A.) [ خارجی ] dış ile ilgili.

hariciye (A.) [ 1 [ خارجيه .dışa bağlı, dışarıya ilişkin. 2.dışişleri bakanlığı.

harîd (F.) [ خرید ] satın alma.

harîdâr (F.) [ خریدار ] müşteri, alıcı.

harîf (A.) [ 1 [ حریف .rakip. 2.meslektaş.

harîk (A.) [ حریق ] yangın.

hârika (A.) [ خارقه ] harika.

hârikulâde (A.) [ خارق العاده ] olağanüstü.

harîm (A.) [ 1 [ حریم .kutsal. 2.harem. 3.avlu.

harîm-i ismet (F.) [ حریم عصمت ] kutsal saha.

harîr (A.) [ حریر ] ipek.

harîrî (A.) [ حریری ] ipekli.

hâris (A.) [ حارث ] çiftçi.

hâris (A.) [ حارس ] bekçi.

harîs (A.) [ حریص ] hırslı.

hâristan (F.) [ خارستان ] dikenlik.

harita (A.) [ خریطه ] harita.

harmen (F.) [ خرمن ] harman.

harmengâh (F.) [ خرمنگاه ] harman yeri.

harmühre (F.) [ خرمهره ] katır boncuğu.

harnub (A.) [ خرنوب ] keçi boynuzu.

hârpuşt (F.) [ خارپشت ] kirpi.

hârr (A.) [ حار ] kızgın, yakıcı.

harrât (A.) [ خراط ] doğramacı.

hars (A.) [ حرث ] kültür.

harsî (A.) [ حرثی ] kültürel.

harvâr (F.) [ خروار ] eşek yükü.

hârzâr (F.) [ خارزار ] dikenlik.

hâs (A.) [ 1 [ خاص .ِzgü, has. 2.saf. 3.ِzel.

has (F.) [ خس ] çِp.

hasâdet (A.) [ حسادت ] kıskançlık.

hasâil (A.) [ خصائل ] hasletler, tabiatlar.

hasâis (A.) [ خصائص ] nitelikler, ِzellikler.

hasâr (A.) [ خسار ] zarar, hasar.

hasarât (A.) [ خسرات ] zararlar.

hasardîde (A.-F.) [ خساردیده ] hasarlı.

hasâret (A.) [ خسارت ] zarar, hasar.

hasâset (A.) [ خساست ] pintilik.

hasb (A.) [ حسب ] gِre.

hasbe (A.) [ حصبه ] kızamık.

hasbelkader (A.) [ حسب القدر ] kaderden ileri gelen, kadere bak.

hasbetenlillah (A.) [ حسبة لله ] Allah rızası için.

hasbihal (A.-F.) [ حسب حال ] halleşme, dertleşme.

hasbihal etmek halleşmek, dertleşmek.

hasbü’l-mâhiye (A.) [ حسب الماهيه ] yapı bakımından.

hasebe (A.) [ حصبه ] kızamık.

hased (A.) [ حسد ] kıskançlık.

hased etmek kıskanmak.

hasen (A.) [ حسن ] güzel.

hasenât (A.) [ حسنات ] iyilikler.

hasene (A.) [ حسنه ] güzel, iyi.

hasenülhulk (A.) [ حسن الخلق ] huyu güzel.

hasf (A.) [ خسف ] ay tutulması.

hâsıd (A.) [ حاصد ] ekin biçen, hasatçı.

hâsıl (A.) [ حاصل ] ortaya çıkan, var olan.

hasıl etmek meydana getirmek, ortaya çıkarmak.

hâsıl olmak ortaya çıkmak, var olmak.

hâsılat (A.) [ حاصلات ] kazanç, gelir.

hâsılât-ı gayr-i sâfiye [ حاصلات غير صافيه ] brüt gelir.

hâsılât-ı sâfiye [ حاصلات صافيه ] net gelir.

hasıl-ı kelâm [ حاصل کلام ] sِzün kısası.

hâsılı kısacası, sonuç olarak.

hasım (A.) [ خصم ] düşman.

hasîb (A.) [ 1 [ حسيب .değerli. 2.muhasebeci.

hâsid (A.) [ حاسد ] kıskanç.

hasîn (A.) [ حصين ] sağlam, müstahkem.

hasîr (A.) [ حصير ] hasır.

hâsir (A.) [ خاسر ] zarar eden, hüsrana uğrayan.

hasis (A.) [ خسيس ] pinti.

hasîsa (A.) [ خصيصه ] karakter.

hasiy (A.) [ خصی ] iğdiş, hadım edilmiş.

haslet (A.) [ خصلت ] tabiat, yaratılıştan gelen huy.

hasm (A.) [ خصم ] düşman, hasım.

hasmâne (A.-F.) [ خصمانه ] düşmanca.

hasmî (A.-F.) [ خصمی ] düşmanlık.

hasnâ (A.) [ حسنا ] güzel kız, güzel kadın.

hasr (A.) [ حصر ] tahsis etme, ayırma, vakfetme, adama.

hasret (A.) [ حسرت ] ِzlem.

hasret çekmek ِzlem duymak.

hasretkeş (A.-F.) [ حسرت کش ] hasret çeken.

hasretmek adamak, ayırmak, tahsis etmek.

hassa (A.) [ خاصه ] ِzellik.

hassâd (A.) [ حصاد ] orakçı.

hassas (A.) [ حساس ] duygulu, hassas.

hassâsiyyet (A.) [ حساسيت ] hassaslık.

hâsse (A.) [ خاصه ] duyu.

hâsseten (A.) [ خاصة ] ِzellikle, hele hele.

hâssuâmm [ خاص و عام ] herkes.

hâste (F.) [ خاسته ] kalkmış, ayağa kalkmış.

haste (F.) [ خسته ] hasta.

hâste (F.) [ 1 [ خواسته .istemiş. 2.istek.

hastegî (F.) [ خستگی ] hastalık.

hâstgâr (F.) [ خواستگار ] gِrücü.

hâstgârî (F.) [ خواستگاری ] gِrücülük.

hasûd (A.) [ حسود ] kıskanç.

hasûdâne (A.-F.) [ حسودانه ] kıskanarak, kıskançlıkla.

hasûdî (A.-F.) [ حسودی ] kıskançlık.

hâşâ (A.) [ حاشا ] uzak dursun, hâşa.

hâşâk (F.) [ خاشاک ] çerçِp.

haşeb (A.) [ خشب ] odun.

haşem (A.) [ حشم ] maiyet.

haşerat (A.) [ حشرات ] haşereler, bِrtü bِcek.

haşere (A.) [ حشره ] bِcek, haşere.

haşhaş (A.) [ خشخاش ] haşhaş.

haşîn (A.) [ خشين ] kaba, sert.

hâşiye (A.) [ 1 [ حاشيه .kenar. 2.şerh kitabı.

haşmet (A.) [ 1 [ حشمت .gِrkem. 2.hiddet.

haşmetmeab (A.) [ حشمت مآب ] gِrkemli, haşmetli.

haşmgîn (F.) [ خشمگين ] ِfkeli, hışımlı.

haşr (A.) [ حشر ] kıyamet, haşır.

haşv (A.) [ 1 [ حشو .doldurulmuş, yararsız sِz. 2.kuru ot.

haşyet (A.) [ خشيت ] korkma.

haşyetengiz (A.-F.) [ خشيت انگيز ] korku salan, korkunç.

hatâ (A.) [ 1 [ خطا .yanlış, hata. 2.kusur.

hataâlûd (A.-F.) [ خطا آلود ] hatalı, yanlış dolu.

hatab (A.) [ حطب ] odun.

hatâbahş (A.-F.) [ خطا بخش ] hataları affeden.

hatâen (A.) [ خطاء ] yanlışlıkla.

hatâiyyât (A.) [ خطائيات ] hatalar, yanlışlıklar.

hatakâr (A.-F.) [ خطاکار ] hatalı, hata yapan.

hatâpûş (A.-F.) [ خطاپوش ] hataları ِrten.

hatar (A.) [ خطر ] tehlike.

hatarât (A.) [ خطرات ] tehlikeler.

hatarnâk (A.-F.) [ خطرناک ] tehlikeli.

hatâyâ (A.) [ خطایا ] yanlışlar, hatalar.

hâtem (A.) [ 1 [ خاتم .mühür. 2.yüzük.

hâtıf (A.) [ هاتف ] gaipten gelen ses.

hâtır (A.) [ خاطر ] hatır, gِnül.

hâtıra (A.) [ خاطره ] hatıra, hatıra gelen.

hatıra getirmek aklına getirmek, düşünmek.

hâtıra hutûr etmek hatırlamak, anımsamak.

hâtırat (A.) [ 1 [ خاطرات .hatıralar. 2.anı kitabı.

hâtırâzâr (A.-F.) [ خاطر آزار ] gِnül inciten, hatır kıran.

hâtırâzürde (A.-F.) [ خاطر آزرده ] kalbi kırık.

hâtırşinâs (A.-F.) [ خاطرشناس ] hatırbilir.

hatîa (A.) [ خطيئه ] kabahat.

hatîb (A.) [ خطيب ] hatip.

hâtime (A.) [ خاتمه ] son.

hâtime vermek son vermek.

hatîr (A.) [ 1 [ خطير .tehlikeli. 2.yüce.

hatm (A.) [ 1 [ ختم .hatim, hatim indirme. 2.mühürleme.

hatn (A.) [ ختن ] sünnet.

hatt (A.) [ 1 [ خط .çizgi. 2.yol. 3.yeni terlemiş bıyık.

hattâ (A.) [ حتی ] üstelik, hatta.

hattâb (A.) [ حطاب ] oduncu.

hattat (A.) [ خطاط ] hattat, güzel yazı yazan.

hatve (A.) [ خطوه ] adım.

havâ (A.) [ هوا ] hava.

havadar (F.) [ هوادار ] açık mekanlı

havâdis (A.) [ 1 [ حوادث .yeni haberler. 2.olaylar.

havaî (A.) [ هوائی ] havaya ait.

havâkin (T.>A.) [ خواقين ] hakanlar.

havale (A.) [ حواله ] ısmarlama, havale.

havali (A.) [ حوالی ] yِre.

havârik (A.) [ خوارق ] harikalar.

havâss (A.) [ 1 [ خواص .seçkin kişiler. 2.nitelikler.

havâtîn (T.>A.) [ خواتين ] hatunlar, saygın hanımlar.

havâyic (A.) [ حوایج ] ihtiyaçlar, gereksinimler.

hâven (A.) [ هاون ] havan.

hâver (F.) [ خاور ] doğu.

hâveran (F.) [ خاوران ] doğu ve batı.

hâverşinas (F.) [ خاورشناس ] doğubilimci, oryantalist, müsteşrik.

havf (A.) [ خوف ] korku.

havf eylemek korkmak.

havfnâk (A.-F.) [ خوفناک ] korkulu.

hâvî (A.) [ حاوی ] içeren, ihtiva eden.

havl (A.) [ 1 [ حول .güç. 2.çevre.

havsala (A.) [ حوصله ] kavrama gücü, havsala.

havz (A.) [ حوض ] havuz.

hayâ (A.) [ حيا ] utanma, haya, ar.

hayâl (A.) [ خيال ] hayal, düş.

hayâlât (A.) [ خيالات ] hayaller, düşler.

hayâlen (A.) [ خيالا ] hayali olarak.

hayâlet (A.) [ خيالت ] hayalet.

hayalî (A.) [ 1 [ خيالی .hayalî, hayal ürünü. 2.Karagِz oynatan.

hayalperest (A.-F.) [ خيال پرست ] hayalci.

hayat (A.) [ حيات ] yaşam.

hayatbahş (A.-F.) [ حيات بخش ] hayat veren.

hayât-ı cinsiye [ حيات جنسيه ] cinsel yaşam.

hayât-ı diniye [ حيات دینيه ] dinsel yaşam.

hayât-ı rûz-i merre [ حيات روز مره ] gündelik yaşam.

hayatî (A.) [ حياتی ] hayatla ilgili, yaşamsal.

hayâtiyyât (A.) [ حياتيات ] biyoloji, yaşambilim.

haydud (Macarca>A.) [ حيدود ] eşkiya, haydut, yolkesen.

hâye (F.) [ خایه ] yumurta, haya.

hayf (A.) [ حيف ] yazık, vah vah.

hayır (A.) [ خير ] iyilik, hayır.

hayırhah (A.-F.) [ خيرخواه ] iyiliksever.

hayız bk. hayz.

hayl (A.) [ 1 [ خيل .yılkı, at sürüsü. 2.zümre.

hayli (F.) [ خيلی ] çok, fazla.

hayme (A.) [ خيمه ] çadır.

haymegâh (A.-F.) [ خيمه گاه ] çadır kurulan yer.

haymenişin (A.-F.) [ خيمه نشين ] gِçebe, çadırda yaşayan.

hayr (A.) [ خير ] iyilik, hayır.

hayran (A.) [ 1 [ حيران .şaşkın. 2.hayran, tutkun.

hayrendiş (A.-F.) [ خيراندیش ] iyi düşünceli.

hayret (A.) [ حيرت ] şaşkınlık.

hayretbahş (A.-F.) [ حيرت بخش ] hayret verici.

hayretkâr (A.-F.) [ حيرت کار ] hayret eden.

hayretzede (A.-F.) [ حيرت زده ] şaşkın.

haysiyyet (A.) [ حيثيت ] şeref, onur.

hayvan (A.) [ 1 [ حيوان .canlı. 2.hayvan.

hayvanî (A.) [ حيوانی ] hayvansal.

hayvaniye (A.) [ حيوانيه ] hayvana ِzgü, hayvansal.

hayy (A.) [ حی ] diri.

hayyât (A.) [ خياط ] terzi.

hayye (A.) [ حيه ] yılan.

hayyir (A.) [ خير ] çok iyilik eden.

hayz (A.) [ خيض ] regl, aybaşı.

hazâin (A.) [ خزائن ] hazineler.

hazân (F.) [ خزان ] güz, sonbahar.

hazar (A.) [ حضر ] güvenlik.

hazer (A.) [ حذز ] sakınma.

hazerat (A.) [ حضرات ] hazretler.

hazf (A.) [ حذف ] silme, kaldırıp atma.

hâzık (A.) [ حاذق ] usta, yetenekli, ehil.

hazır (A.) [ 1 [ حاضر .huzurda. 2.hazır, mevcut.

hâzırûn (A.) [ حاضرون ] bulunanlar, hazır olanlar.

hâzi (A.) [ خاضع ] alçakgِnüllü.

hazîn (A.) [ حزین ] hüzün dolu.

hâzin (A.) [ خازن ] haznedar.

hazine (A.) [ خزینه ] hazine.

hazinedar (A.-F.) [ خزینه دار ] haznedar, hazinenin birinci derecede sorumlusu.

hazîre (A.) [ حظيره ] etrafı çevrili yer (mezarlık vs.)

hazm (A.) [ حضم ] sindirim.

hazret (A.) [ حضرت ] sayın, hazret.

hazz (A.) [ حظ ] sevinç, haz.

 

                                                                                        2. Sayfa >>>

.

.

 
Sinava Hazirlik