Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



OSMANLICA-TÜRKÇE SÖZLÜK
C


 

câ (F.) [ 1 [جا .yer. 2.mevki. 3.makam.

ca’l (A.) [ جعل ] yapma.

ca’lî (A.) [ 1 [جعلی .yapma, uydurma. 2.sahte.

câbecâ (F.) [ جابجا ] yer yer.

câbir (A.) [ جابر ] zorlayıcı.

câdde (A.) [ جاده ] ana yol, cadde.

câdû (F.) [ 1 [جادو .büyücü. 2.cadı.

câdûger (F.) [ جادوگر ] büyücü.

câh (F.) [ جاه ] makam, mevki.

câhid (A.) [ جاهد ] çalışıp çabalayan.

câhil (A.) [ جاهل ] bilgisiz.

câhilâne (A.-F.) [ جاهلانه ] cahilce.

câiz (A.) [ جائز ] uygun.

câize (A.) [ جائزه ] ödül.

câlib (A.) [ جالب ] ilginç, çekici.

câlib -i dikkat [ جالب دقت ]dikkat çekici.

câm (F.) [ 1 [جام .kadeh. 2.şişe. 3.cam.

câme (F.) [ جامه ] giysi.

câmedân (F.) [ جامه دان ] gardrop.

câmegî (F.) [ 1 [جامگی .giysi parası. 2.hizmetçi.

câmekan (F.) [ جامکان ] hamamda soyunma odası.

câmekan (F.-A.) [ 1 [جامکان .camlı bölme. 2.vitrin.

câmeşûy (F.) [ جامه شوی ] çamaşırcı.

câmi’ (A.) [ 1 [جامع .toplayan. 2.cami.

câmia (A.) [ جامعه ] topluluk.

câmid (A.) [ 1 [جامد .cansız. 2.donuk.

câmûs (A.) [ جاموس ] manda, camız.

cân (F.) [ 1 [جان .ruh. 2.can. 3.sevgili.

cânâ (F.) [ جانا ] sevgilim, ey sevgili.

cânân (F.) [ جانان ] sevgili.

cânâne (F.) [ جانانه ] sevgili.

cânbâz (F.) [ 1 [جانباز .canını hiçe sayan. 2.fedai. 3.cambaz.

cândâr (F.) [ 1 [جاندار .canlı. 2.koruyucu.

canefşân (F.) [ جان افشان ] canını hiçe sayan, fedai.

cânefzâ (F.) [ جان افزا ] cana can katan.

cânfersâ (F.) [ جان فرسا ] ömür törpüsü, yürek tüketen.

cânfeşân (F.) [ جان فشان ] canını hiçe sayan, fedai.

cânfezâ (F.) [ جان فزا ] cana can katan.

cângüdâz (F.) [ جان گداز ] yürek yakan.

canhıraş (F.) [ جان خراش ] yürek paralayan.

cânib (A.) [ جانب ] taraf.

cânişin (F.) [ جانشين ] halef, birinin yerine oturan.

cânnisâr (F.-A.) [ جان نثار ] canını feda eden.

cânsipâr (F.) [ جان سپار ] canını feda eden.

cânsiperâne (F.) [ جان سپرانه ] canını feda edercesine.

cânsitân (F.) [ جان ستان ] can alan.

cânver (F.) [ 1 [جان ور .canlı. 2.canavar.

câr (A.) [ جار ] komşu.

cârî (A.) [ جارِ ] geçerli, yürürlükte.

câriha (A.) [ 1 [جارحه .yırtıcı kuş. 2.yırtıcı hayvan.

câriye (A.) [ جاریه ] halayık.

cârû (F.) [ جارو ] süpürge.

cârûb (F.) [ جاروب ] süpürge.

câsûsî (A.-F.) [ جاسوسی ] casusluk, ajanlık.

câvid (F.) [ جاود ] kalıcı, sonsuz, ebedi.

câvidân (F.) [ جاودان ] kalıcı, sonsuz, ebedi.

cây (F.) [ جای ] yer.

câygâh (F.) [ 1 [جایگاه .yer. 2.makam.

câyi’ (A.) [ جایع ] aç.

câynişîn (F.) [ جاینشين ] birinin yerine geçen, halef.

câzib (A.) [ 1 [جاذب .ilginç. 2.çekici.

câzibe (A.) [ جاذبه ] çekicilik.

cazibedar (A.-F.) [ جاذبه دار ] çekici, cazibeli.

câzibiyyet (A.) [ جاذبيت ] çekicilik.

cebâbire (A.) [ جبابره ] zorbalar.

cebânet (A.) [ جبانت ] korkaklık.

cebbâr (A.) [ 1 [جبار .zorba. 2.güçlü. 3.Tanrı. 4.tuttuğunu koparan, becerikli.

cebbârî (A.-F.) [ 1 [جباری .zorbalık. 2.beceriklilik, tuttuğunu koparma.

cebel (A.) [ جبل ] dağ.

cebhe (A.) [ 1 [جبهه .cephe. 2.alın. 3.yüz.

cebîn (A.) [ جبين ] korkak.

cebr (A.) [ 1 [جبر .zorlama. 2.cebir.

cebr etmek zorlamak.

cebren (A.) [ جبرا ] zorla.

cebrî (A.) [ جبری ] zoraki, zorla.

cedâvil (A.) [ جداول ] cetveller, çizelgeler.

cedd (A.) [ جد ] ata.

cedel (A.) [ 1 [جدل .tartışma. 2.mücadele.

cedelî (A.) [ جدلی ] tartışmaya dayalı, münakaşa üstüne oturmuş.

cedî (A.) [ 1 [جدی .oğlak. 2.oğlak burcu.

cedîd (A.) [ جدید ] yeni.

cedîde (A.) [ جدیده ] yeni.

cedvel (A.) [ 1 [جدول .cetvel. 2.çizelge.

cefâ (A.) [ جفا ] üzme, eziyet etme.

cefâ çekmek cefaya katlanan, üzülen.

cefâcû (A.-F.) [ جفاجو ] üzen, cefa eden.

cefâdîde (A.-F.) [ جفادیده ] üzülmüş, cefa çekmiş.

cefâkâr (A.-F.) [ 1 [جفاکار .cefa eden, üzen. 2.cefa çeken, üzülen.

cefâkârî (A.-F.) [ 1 [جفاکاری .cefa etme, üzme. 2.cefa çekme.

cefâkeş (A.-F.) [ جفاکش ] üzülen, cefa çeken, eziyete katlanan.

cefâpîşe (A.-F.) [ 1 [جفاپيشه .üzmeyi huy edinmiş, cefa eden. 2.aşığını üzen

sevgili.

cefcâf (F.) [ 1 [جفجاف .hoppa kadın. 2.orospu.

ceffelkalem (A.) [ جف القلم ] çalakalem.

cefr (A.) [ جفر ] gaipten haber veren bilim.

cehâlet (A.) [ جهالت ] cahillik, bilgisizlik.

cehd (A.) [ جهد ] çalışma, çabalama.

cehd etmek çalışıp çabalamak.

cehele (A.) [ جهله ] cahiller.

cehennemî (A.-F.) [ 1 [جهنمی .cehennemlik. 2.cehennem gibi sıcak.

cehl (A.) [ جهل ] cahillik, bilgisizlik.

cehren (A.) [ جهرا ] açıkça.

celâdet (A.) [ جلادت ] yiğitlik.

celâl (A.) [ جلال ] ululuk.

celb (A.) [ جلب ] kendine çekme.

celb edilmek 1.kendine çekilmek. 2.yazı ile çağırılmak.

celb etmek 1.kendine çekmek. 2.yazı ile çağırmak.

celbnâme (A.-F.) [ جلب نامه ] çağırı mektubu.

celeb (A.) [ جلب ] sığır tüccarı.

celesât (A.) [ جلسات ] oturumlar.

celîl (A.) [ جليل ] ulu.

celîs (A.) [ جليس ] arkadaş.

cellâd (A.) [ جلاد ] cellat.

cellâdî (A.-F.) [ جلادی ] cellatlık.

celse (A.) [ جلسه ] oturum.

cem’ (A.) [ 1 [جمع .toplama. 2.çoğul.

cem’ edilmek toplanılmak.

cem’ etmek toplamak, derlemek, bir araya getirmek.

cem’an (A.) [ جمعا ] toplam.

cem’iyyât (A.) [ جمعيات ] cemiyetler, dernekler.

cem’iyyet (A.) [ 1 [جمعيت .cemiyet, dernek. 2.topluluk.

cem’iyyet -i akvâm [ جمعيت اقوام ]Birleşmiş Milletler.

cemâat (A.) [ 1 [جماعت .topluluk. 2.camide ibadet edenler.

cemâd (A.) [ جماد ] cansız varlık.

cemâdât (A.) [ جمادات ] cansız varlıklar.

cemâhîr (A.) [ جماهير ] cumhuriyetler.

cemâl (A.) [ جمال ] yüz güzelliği.

cemel (A.) [ جمل ] deve.

cemî’ (A.) [ جميع ] tümü.

cemî’an (A.) [ جميعا ] tümüyle.

cemil (A.) [ 1 [جميل .güzel. 2.yüzü güzel.

cemîle (A.) [ جميله ] iyilik.

cemiyet (A.) [ جمعيت ] topluluk, toplum.

cemm (A.) [ جم ] kalabalık.

cenâb (A.) [ جناب ] hazret.

cenâbet (A.) [ 1 [جنابت .pis, murdar. 2.cünüplük hali.

cenâh (A.) [ جناح ] kanat.

cenb (A.) [ جنب ] taraf.

cendere (A.) [ 1 [جندره .pres. 2.basınç, baskı. 3.oklava.

ceng (F.) [ جنگ ] savaş.

ceng etmek 1.savaşmak. 2.dövüşmek.

cengâver (F.) [ جنگاور ] savaşçı.

cengâverî (F.) [ جنگاوری ] savaşçılık.

cengcû (F.) [ 1 [جنگجو .savaşçı. 2.kavgacı.

cengel (F.) [ جنگل ] orman.

cennât (A.) [ 1 [جنات .cennetler. 2.bahçeler.

cennet (A.) [ 1 [جنت .cennet. 2.bahçe.

cennet -i a’lâ [ جنت اعلی ] cennet.

cennetmekân (A.) [ جنت مکان ] mekanı cennet olan.

cenûb (A.) [ جنوب ] güney.

cenûb -i garb [ جنوب غرب ] güneybatı.

cenûb -i garbî [ جنوب غربی ] güneybatı.

cenûb -i şark [ جنوب شرق ] güneydoğu.

cenûb -i şarkî [ جنوب شرقی ] güneydoğu.

cenûbî (A.) [ جنوبی ] güneye ait.

cerâd (A.) [ جراد ] çekirge.

cerâhat (A.) [ جراحت ] yara.

cerâid (A.) [ جرائد ] gazeteler.

cerâim (A.) [ جرائم ] suçlar.

cerbeze (A.) [ جربزه ] beceriklilik.

ceres (A.) [ 1 [جرس .çan. 2.çıngırak.

cereyân (A.) [ 1 [جریان .akış. 2.oluş. 3.akım.

cereyân etmek olmak, gerçekleşmek.

cerge (F.) [ جرگه ] küme.

cerh (A.) [ 1 [جرح .yaralama. 2.çürütme.

cerh edilmek 1.yaralanmak. 2.çürütülmek.

cerh etmek 1.yaralamak. 2.çürütmek.

cerîde (A.) [ 1 [جریده .gazete. 2.tutanak.

cerîha (A.) [ جریحه ] yara.

cerîme (A.) [ 1 [جریمه .suç. 2.para cezası, cereme. 3.ceza ödeme.

cerrâh (A.) [ جراح ] operatör.

cerrâhî (A.) [ جراحی ] operatörlük.

cesâmet (A.) [ جسامت ] irilik.

cesâret (A.) [ جسارت ] cesurluk.

cesîm (A.) [ جسيم ] iri, büyük.

cesîmülcüsse (A.) [ جسيم الجثه ] iri yapılı, iriyarı.

cesûr (A.) [ جسور ] cesaret sahibi.

cev (F.) [ جو ] arpa.

cevâb (A.) [ 1 [جواب .yanıt. 2.karşılık.

cevâben (A.) [ جوابا ] yanıt olarak.

cevâd (A.) [ جواد ] cömert.

cevâhir (A.) [ 1 [جواهر .mücevherler. 2.mücevher.

cevâmi’ (A.) [ جوامع ] camiler.

cevâmid (A.) [ جوامد ] cansız varlıklar.

cevâmîs (A.) [ جواميس ] mandalar.

cevân (F.) [ جوان ] genç.

cevânib (A.) [ جوانب ] yanlar, yönler.

cevârî (A.) [ جواری ] halayıklar.

cevâz (A.) [ جواز ] izin, uygun verme.

cevâz vermek uygun vermek, olur vermek, müsaade etmek.

cevdet (A.) [ 1 [جودت iyilik. 2.olgunluk. 3.tazelik.

cevelân (A.) [ جولان ] dolaşma, gezinti.

cevelân etmek 1.dolaşmak, akmak. 2.gezinmek.

cevelângâh (A.-F.) [ 1 [جولانگاه .gezinti yeri, mesire yeri. 2.dolaşım yeri.

cevf (A.) [ جوف ] boşluk.

cevher (A.) [ 1 [جوهر .mücevher. 2.öz. 3.elmas.

cevherfürûş (A.-F.) [ جوهرفروش ] mücevherci.

cevherî (A.) [ 1 [جوهری .mücevherle ilgili. 2.mücevherli. 3.öz ile ilgili.

cevîn (F.) [ جوین ] arpadan yapılmış.

cevir (A.) [ جور ] haksızlık, üzülme, üzme, zulüm.

cevir çekmek acı çekmek, zulüm görmek.

cevr (A.) [ جور ] haksızlık, üzme, üzülme, zulüm.

cevr etmek haksızlık etmek, üzmek, acı çektirmek.

cevşen (F.) [ جوشن ] zırhlı giysi.

cevv (A.) [ 1 [جو .hava. 2.boşluk.

cevvâl (A.) [ جوال ] çok hareketli, koşan.

cevvî (A.) [ جوی ] hava ile ilgili.

cevzâ (A.) [ جوزاء ] ikizler burcu.

ceyb (A.) [ جيب ] cep.

ceyş (A.) [ جيس ] asker.

ceyyid (A.) [ جيد ] iyi, güzel.

cezâ (A.) [ 1 [جزاء .karşılık. 2.ceza.

cezâir (A.) [ جزائر ] adalar.

cezâlet (A.) [ جزالت ] akıcılık, düzgünlük.

cezb (A.) [ جذب ] kendine çekme.

cezb edilmek kendine çekilmek.

cezb etmek kendine çekmek.

cezbe (A.) [ 1 [جذبه .coşku. 2.kendinden geçiş.

cezer (A.) [ جزر ] havuç.

cezîre (A.) [ جزیره ] ada.

cezm (A.) [ جزم ] kesin karar.

cezm etmek kesin karar vermek, kesin olarak niyetlenmek.

cezzâb (A.) [ جذاب ] çekici, cazibeli.

cibâl (A.) [ جبال ] dağlar.

cibillet (A.) [ جبلت ] karakter, yaratılış.

cibilliyet (A.) [ جبليت ] karakter, yaratılış.

cibilliyetsiz (A.-T.) [ جبلتسز ] karaktersiz, kötü yaratılışlı.

cidâl (A.) [ جدال ] mücadele.

cidâlcû (A.-F.) [ جدال جو ] mücadeleci.

cidâr (A.) [ 1 [جدار .duvar. 2.zar.

cidden (A.) [ جدا ] ciddi olarak.

ciddî (A.) [ 1 [جدی .ağırbaşlı. 2.önemli.

ciddiyyet (A.) [ 1 [جدیت .ciddilik. 2.ağırbaşlılık.

cîfe (A.) [ جيفه ] leş.

ciger (F.) [ جگر ] ciğer.

cigergûşe (F.) [ 1 [جگرگوشه .ciğerköşe, evlat. 2.sevgili.

cigerpâre (F.) [ 1 [جگرپاره .ciğer parçası. 2.evlat.

cigersûz (F.) [ جگرسوز ] yürek yakan.

cihâd (A.) [ جهاد ] din uğrunda savaş.

cihâd etmek din uğrunda savaşmak.

cihân (F.) [ 1 [جهان .dünya. 2.âlem.

cihânâferîn (F.) [ جهان آفرین ] dünyayı yaratan, Tanrı.

cihandar (F.) [ جهاندار ] büyük hükümdar, imparator.

cihandîde (F.) [ جخان دیده ] görmüş geçirmiş.

cihangîr (F.) [ جهانگير ] büyük hükümdar, imparator.

cihangîrî (F.) [ جهانگيری ] büyük hükümdarlık, imparatorluk.

cihângüşâ (F.) [ جهانگشا ] dünyayı feth eden, fatih hükümdar.

cihânî (F.) [ 1 [جهانی .dünya ile ilgili. 2.insan.

cihannüma (F.) [ 1 [جهان نما .dünya atlası. 2.taraça.

cihâr (F.) [ چهار ] dört.

cihâren (A.) [ جهارا ] açıkça.

cihât (A.) [ 1 [جهات .yönler. 2.sebepler. 3.yerler.

cihâz (A.) [ 1 [جهاز .çeyiz. 2.aygıt. 3.sistem.

cihet (A.) [ 1 [جهت .yön, taraf. 2.bakım, nokta. 3.sebep.

cilâ (A.) [ 1 [جلاء .parlaklık. 2.cila.

cilâdar (A.-F.) [ جلادار ] cilalı.

cild (A.) [ 1 [جلد .deri, cilt. 2.kitap.

cilve (A.) [ 1 [جلوه .görünme. 2.kırıtma.

cilvegâh (A.-F.) [ جلوه گاه ] görünme yeri.

cilvegâh olmak yatak teşkil etmek, yurt olmak.

cilveger (A.-F.) [ 1 [جلوه گر .görünen. 2.kırıtan.

cilvesâz (A.-F.) [ جلوه ساز ] kırıtan, cilve yapan.

cimâ’ (A.) [ جماع ] cinsel ilişki.

cimâ’ etmek cinsel ilişkide bulunmak.

cinâ’î (A.) [ جنائی ] cinayetle ilgili.

cinân (A.) [ 1 [جنان .cennetler. 2.bahçeler.

cinayetkâr (A.-F.) [ جنایتکار ] câni, cinayet işleyen.

cinâze (A.) [ جنازه ] tabut.

cindar (A.-F.) [ جندار ] cinci, afsuncu.

cindarlık (A.-F.-T.) cincilik, afsunculuk, muskacılık.

cinnet (A.) [ جنت ] çıldırma.

cins (A.) [ 1 [جنس .tür. 2.soy.

cinsî (A.) [ جنسی ] cinsel.

cirm (A.) [ جرم ] cismin kapladığı yer, hacim.

cism (A.) [ 1 [جسم .cisim, madde. 2.vücut, beden.

cismânî (A.) [ 1 [جسمانی .cisim ile ilgili. 2.bedensel.

cismen (A.) [ جسما ] bedenen.

cisr (A.) [ جسر ] köprü.

civan (F.) [ جوان ] genç.

civânân (F.) [ جوانان ] gençler.

civanbaht (F.) [ جوان بخت ] talihli.

civânî (F.) [ جوانی ] gençlik.

civânmerd (F.) [ 1 [جوانمرد .cömert. 2.soylu.

civâr (A.) [ جوار ] yakın çevre.

cîve (F.) [ جيوه ] cıva.

cizye (A.) [ جزیه ] gayrimüslim vergisi.

cû (F.) [ 1 [جو .arayan. 2.arama.

cû (F.) [ جو ] çay, ırmak.

cû’ (A.) [ جوش ] açlık.

cûce (F.) [ جوجه ] civciv.

cûd (A.) [ جود ] cömertlik.

cuğd (A.) [ جغد ] baykuş.

cûlâh (F.) [ 1 [جولاه .dokumacı. 2.çulha.

cum’a (A.) [ جمعه ] cuma.

cumhûr (A.) [ 1 [جمهور .halk. 2.kalabalık.

cumhûrî (A.) [ جمهوری ] cumhuriyetle ilgili.

cumhûriyyet (A.) [ جمهوریت ] cumhuriyet.

cûş (F.) [ 1 [جوش .coşku. 2.kaynama.

cûş eylemek coşmak, coşup taşmak.

cûşâcûş (F.) [ جوشاجوش ] coşkun, coşkulu.

cûşân (F.) [ 1 [جوشان .coşan. 2.kaynayan.

cûşiş (F.) [ جوشش ] coşku.

cûy (F.) [ 1 [جوی .arayan. 2.arama.

cûy (F.) [ جوی ] çay, ırmak.

cûybâr (F.) [ جویبار ] ırmak.

cûyende (F.) [ جوینده ] arayan.

cübn (A.) [ جبن ] korkaklık.

cüdâ (F.) [ جدا ] ayrı.

cüda kalmak ayrı düşmek, uzak kalmak.

cüdâyî (F.) [ جدایی ] ayrılık.

cüdrân (A.) [ جدران ] duvarlar.

cüft (F.) [ جفت ] çift.

cüfte (F.) [ جفته ] çifte.

cühelâ (A.) [ جهلاء ] cahiller.

cühhâl (A.) [ جهال ] cahiller.

cüllâh (A.) [ جلاه ] dokumacı, çulhacı.

cülûs (A.) [ 1 [جلوس .oturma. 2.tahta geçme.

cülûs etmek tahta geçmek.

cülûsiyye (A.) [ 1 [جلوسيه .tahta çıkan hükümdarın dağıttığı bahşiş. 2.tahta çıkan

hükümdar için yazılan şiir.

cümcüme (A.) [ جمجمه ] kafatası.

cümel (A.) [ جمل ] cümleler.

cümle (A.) [ 1 [جمله .bütün, tüm. 2.tümce.

cümleten (A.) [ جملة ] tümüyle

cümûd (A.) [ جمود ] donukluk.

cümûdiyye (A.) [ جمودیه ] buzul.

cünbân (F.) [ 1 [جنبان .sallayan. 2.sallanan.

cünbiş (F.) [ جنبش ] kıpırtı, hareket, sallanma.

cünd (A.) [ 1 [جند .asker. 2.ordu.

cündî (A.) [ جندی ] usta binici.

cündîlik (A.-T.) [ ] binicilik, at binme.

cünha (A.) [ جنحه ] küçük suç.

cünûd (A.) [ 1 [جنود .askerler. 2.ordular.

cürm (A.) [ جرم ] suç.

cürûf (A.) [ جروف ] maden atığı, maden posası.

cüsse (A.) [ جثه ] gövde, yapı.

cüstücû (F.) [ جست و جو ] arayış, arama.

cüvâl (F.) [ جوال ] çuval.

cüvân bk. civan.

cüz’ (A.) [ 1 [جزء .parça. 2.medrese alfabe kitabı.

cüz’î (A.) [ جزئی ] çok az.

cüz’iyyât (A.) [ جزئيات ] küçük şeyler, önemsiz şeyler.

cüzâm (A.) [ جذام ] cüzzam.

cüzdan (A.-F.) [ 1 [جزئدان .para çantası. 2.evrak çantası.

 
Sinava Hazirlik