Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



OSMANLICA-TÜRKÇE SÖZLÜK
B

bâ (F.) [ 1 [با .ile. 2.sahip.

ba’de (A.) [ بعد ] sonra.

ba’dehu (A.) [ بعده ] daha sonra, ondan sonra.

ba’delmîlâd (A.) [ بعدالميلاد ] milattan sonra, İsa’dan sonra.

ba’demâ (A.) [ بعدما ] bundan böyle.

ba’dezin (A.-F.) [ بعدازاین ] bundan sonra, bundan böyle.

ba’s (A.) [ بعث ] diriliş.

ba’süba’delmevt (A.) [ بعث بعد الموت ] ölümden sonra diriliş.

ba’zan (A.) [ بعضا ] bazen, kimi zaman.

bâb (A.) [ 1 [باب .kapı. 2.konu. 3.bölüm.

bâbâ (F.) [ 1 [بابا .baba. 2.ata.

bâbâyâne (F.) [ بابایانه ] babaca, babacan.

bâbûne (F.) [ بابونه ] babuna, papatya.

bâc (F.) [ 1 [باج .haraç. 2.vergi. 3.gümrük vergisi.

bâcgîr (F.) [ باجگير ] vergi memuru.

bâd (F.) [ 1 [باد .rüzgar, yel. 2.defa, kez. 3.yük. 4.olsun.

bâdâm (F.) [ بادام ] badem.

bâdbân (F.) [ بادبان ] yelken.

bâdbedest (F.) [ بادبدست ] eli boş, züğürt.

bâdbîz (F.) [ بادبيز ] yelpaze.

bâde (F.) [ 1 [باده .içki. 2.şarap.

bâdefürûş (F.) [ باده فروش ] meyhaneci.

bâdehâr (F.) [ باده خوار ] içki içen.

bâdekeş (F.) [ باده کش ] şarap içen.

bâdenûş (F.) [ باده نوش ] içki içen.

bâdî (A.) [ بادی ] sebep olan, yol açan.

bâdî olmak sebep olmak, yol açmak.

bâdire (A.) [ بادره ] tehlikeli olay, felaket.

bâdiye (A.) [ بادیه ] çöl.

bâğ (F.) [ باغ ] bahçe, bağ.

bağal (F.) [ بغل ] koltuk.

bâğbân (F.) [ باغبان ] bahçıvan.

bâğçe (F.) [ باغچه ] bahçe.

bağçevan (F.) [ باغچوان ] bahçıvan.

bağteten (A.) [ بغتة ] ansızın, birdenbire.

bâh (A.) [ باه ] cinsel güç.

bahâ (F.) [ بها ] değer, kıymet.

bâhaber (F.-A.) [ باخبر ] haberli, haberdar.

bahâdar (F.) [ بهادار ] kıymetli.

bahâdır (F.) [ بهادر ] yiğit.

bahâne (F.) [ 1 [بهانه .bahane. 2.sebep.

bahânecû (F.) [ بهانه جو ] bahaneci.

bahâr (F.) [ 1 [بهار .ilkbahar. 2.bahar. 3.baharat.

bahârî (F.) [ بهاری ] ilkbahar ile ilgili.

bahâyim (A.) [ بهایم ] dört ayaklı hayvanlar.

bahîl (A.) [ بخيل ] cimri.

bâhired (F.) [ باخرد ] akıllı.

bâhis (A.) [ باحث ] bahseden, söz eden.

bahis (A.) [ 1 [بحث .konu. 2.tartışma.

bahr -i siyâh [ بحر سياه ] Karadeniz.

bahr (A.) [ بحر ] deniz.

bahr -i ahdar [ بحر احضر ] Hint Okyanusu.

bahr -i ahmer [ بحر احمر ] Kızıldeniz.

bahr -i hazer [ بحر خزر ] Hazar Denizi.

bahr -i kulzum [ بحر قلزم ] Kızıldeniz.

bahr -i muhît-i atlasî [ بحر محيط اطلسی ] Atlas Okyanusu.

bahr -i muhît-i kebîr [ بحر محيط کبير ] Büyük Okyanus.

bahr -i mutavassıt [ بحر متوسط ] Akdeniz.

bahs (A.) [ 1 [بحث .konu. 2.tartışma.

bahs edilmek ele alınmak, söz edilmek.

bahs etmek ele almak, söz etmek.

bahş (F.) [ بخش ] bağışlayan.

bahş edilmek 1.bağışlanmak. 2.verilmek.

bahş etmek 1.bağışlamak. 2.vermek.

bahşâyiş (F.) [ 1 [بخشایش .bağışlama. 2.bağış, ihsan.

bahşiş (F.) [ 1 [بخشش .bağış. 2.bahşiş.

baht (F.) [ بخت ] talih.

bahtiyârî (F.) [ بختياری ] bahtiyarlık.

bâhûr (A.) [ باخور ] aşırı sıcak.

bâhusus (F.-A.) [ باخصوص ] hele hele, özellikle.

baîd (A.) [ بعيد ] uzak.

bâis (A.) [ باعث ] yol açan, sebep olan.

bâis olmak yol açmak, sebep olmak.

bâjurnal (F.-Fr.) [ باژورنال ] tutanak ile.

bâk (F.) [ باک ] korku.

bakâyâ (A.) [ بقایا ] geriye kalanlar.

bakıyye (A.) [ بقيه ] geriye kalan, bakiye.

bâkî (A.) [ 1 [باقی .kalıcı, ölümsüz. 2.artan, geri kalan.

bâkir (A.) [ باکر ] el sürülmemiş.

bâkire (A.) [ باکره ] kızoğlan kız.

bâl (F.) [ بال ] kanat.

bâlâ (F.) [ 1 [بالا .yukarı, üst. 2.boy.

bâlâbülend (F.) [ بالابلند ] uzun boylu.

bâlâhâne (F.) [ بالاخانه ] tavan arası, çatı.

bâlâpervaz (F.) [ بالاپرواز ] yükseklerden uçan.

bâliğ (A.) [ 1 [بالغ .erişkin. 2.tutan, varan.

bâliğ olmak 1.erişkin olmak. 2.tutmak, ulaşmak, varmak

bâlîn (F.) [ 1 [بالين .başucu. 2.yastık.

bâliş (F.) [ بالش ] yastık.

bâm (F.) [ بام ] dam, çatı.

bâmazbata (F.-A.) [ بامضبطه ] tutanak ile.

bâmdâd (F.) [ بامداد ] sabah, sabahleyin.

bâmukâvele (F.-A.) [ بامقاوله ] sözleşme ile, sözleşmeli.

bâng (F.) [ 1 [بانگ .ses. 2.haykırış.

bânû (F.) [ 1 [بانو .bayan. 2.büyük hanım.

bâr (F.) [ 1 [بار .yük. 2.defa, kez. 3.Tanrı. 4.meyva. 5.yağdıran.

bâr vermek meyva vermek.

bârân (F.) [ باران ] yağmur.

bârapor (F.-Fr.) [ باراپور ] rapor ile birlikte, raporlu.

bârber (F.) [ باربر ] hamal.

bâre (F.) [ 1 [باره .defa. 2.sur.

bârgâh (F.) [ 1 [بارگاه .yüksek huzur, padişah huzuru. 2.otağ.

bârgîr (F.) [ بارگير ] beygir.

bârî (F.) [ باری ] hiç olmazsa, en azından.

bârid (A.) [ بارد ] soğuk.

bârîk (F.) [ باریک ] ince.

bârika (A.) [ بارقه ] şimşek.

bâriz (A.) [ بارز ] belirgin.

bârû (F.) [ بارو ] burç, hisar burcu.

bârver (F.) [ 1 [بارور .verimli. 2.meyvalı.

basar (A.) [ 1 [بصر .görme. 2.görme yetisi.

basîret (A.) [ بصيرت ] görüş, ileriyi görme gücü.

basît (A.) [ 1 [بسيط .sade. 2.kolay.

bast (A.) [ بسط ] yayma.

batâet (A.) [ بطائت ] ağırlık, yavaşlık.

bâtakrîr (F.-A.) [ باتقریر ] rapor halinde.

bâtıl (A.) [ 1 [باطل .hükümsüz. 2.boş.

batın (A.) [ 1 [بطن .karın. 2.kuşak, nesil.

bâtınen (A.) [ باطنا ] işin iç yüzünde.

batî (A.) [ بطی ] ağır, yavaş.

batn (A.) [ 1 [بطن .karın. 2.kuşak, nesil.

batt (A.) [ بط ] kaz.

battal (A.) [ 1 [بطال .yiğit. 2.köhnemiş. 3.hantal.

bâvekar (F.-A.) [ باوقار ] ağırbaşlı.

bâyi (A.) [ بایع ] satıcı.

bayrakdâr (A.-F.) [ بيدقدار ] bayraktar, sancaktar.

baytâr (A.) [ بيطار ] veteriner.

bâz (F.) [ 1 [باز .tekrar. 2.açık. 3.doğan.

bazargâh (F.) [ بازارگاه ] pazar yeri.

bazen (A.) [ بعضا ] kimi zaman

bazı (A.) [ بعض ] kimi.

bâzî (F.) [ بازی ] oyun.

bâzîçe (F.) [ بازیچه ] oyuncak.

bâzû (F.) [ 1 [بازو .kol. 2.güç.

be’s (A.) [ بأس ] zarar, kötü yan.

bebr (F.) [ ببر ] kaplan.

becâ (F.) [ بجا ] yerinde.

becâyiş (F.) [ بجایش ] yer değişimi.

beççe (F.) [ 1 [بچه .çocuk. 2.yavru.

bed (F.) [ بد ] kötü.

bed’ etmek başlamak.

bedahd (F.-A.) [ بدعهد ] sözünde durmayan.

bedâheten (A.) [ بداهة ] düşünmeden.

bedahlâk (F.-A.) [ بداخلاق ] ahlaksız.

bedâvâz (F.) [ بدآواز ] kötü sesli.

bedâvet (A.) [ 1 [بداوت .göçebelik. 2.bedevîlik.

bedâyi’ (A.) [ بدایع ] yeni ve güzel şeyler.

bedbaht (F.) [ بدبخت ] tahilsiz.

bedbaht etmek mutsuz etmek.

bedbîn (F.) [ بدبين ] kötümser, karamsar.

bedbû (F.) [ بدبو ] kötü kokulu.

bedcins (F.-A.) [ بدجنس ] kötü cinsli, cinsi bozuk.

bedçeşm (F.) [ بدچشم ] kötü gözlü.

beddil (F.) [ بددل ] ödlek.

bedduâ (F.-A.) [ بددعا ] ilenç.

bedelât (A.) [ بدلات ] bedeller.

bedendîş (F.) [ بداندیش ] kötü düşünceli.

bedenen (A.) [ بدنا ] vücutça.

bedestân (F.) [ بزستان ] bedesten.

bedevî (A.) [ بدوی ] çöl arabı.

bedeviyyet (A.) [ 1 [بدویت .göçebelik. 2.bedevîlik.

bedfercâm (F.) [ بدفرجام ] kötü sonlu.

bedgû (F.) [ بدگو ] dedikoducu.

bedgüher (F.) [ بدگهر ] kalbi bozuk, mayası bozuk.

bedhâh (F.) [ بدخواه ] birinin kötülüğünü isteyen, kötü niyetli.

bedhû (F.) [ بدخو ] huysuz, kötü huylu.

bedî’ (A.) [ بدیع ] güzel, yepyeni.

bedîa (A.) [ بدیعه ] yepyeni şey.

bedîhe (A.) [ بدیهه ] düşünmeden.

bedîhî (A.) [ بدیهی ] kuşkusuz.

bedkâr (F.) [ بدکار ] kötü hareketli.

bedlikâ (F.-A.) [ بدلقا ] çirkin.

bedmâye (F.) [ بدمایه ] mayası bozuk.

bedmest (F.) [ بدمست ] içip içip dağıtan.

bedmestî (F.) [ بدمستی ] içip içip dağıtma.

bedmestlik (F.-T.) [ed+mes] içip içip dağıtma.

bedmestlik etmek içip için dağıtmak.

bedmihr (F.) [ بدمهر ] sevgisiz.

bednâm (F.) [ بدنام ] adı kötüye çıkmış.

bednigâh (F.) [ بدنگاه ] kötü gözlü, kötü bakışlı.

bednihâd (F.) [ بدنهاد ] kötü yaratılışlı, soysuz.

bedr (A.) [ بدر ] dolunay.

bedre (A.) [ بدره ] para kesesi.

bedreftâr (F.) [ بدرفتار ] kötü davranışlı.

bedreka (F.) [ 1 [بدرقه .uğurlama, yolcu etme. 2.kılavuz.

bedrûd (F.) [ بدرود ] veda.

bedsigâl (F.) [ بدسگال ] kötü düşünceli.

bedsîret (F.-A.) [ بدسيرت ] ahlaksız.

bedsirişt (F.) [ بدسرشت ] kötü yaratılışlı, mayası bozuk.

bedter (F.) [ بدتر ] daha kötü, beter.

bedtıynet (F.-A.) [ بدطينت ] tıynetsiz, karaktersiz.

bedzebân (F.) [ بدزبان ] ağzı bozuk.

bedzehre (F.) [ بدزهره ] ödlek.

begâyet (F.-A.) [ بغایت ] çok, son derece.

behâ (F.) [ بها ] değer, kıymet.

behbûd (F.) [ بهبود ] sağlık.

behcet (A.) [ 1 [بهجت .sevinç. 2.güzellik.

behem (F.) [ بهم ] birlikte, beraber.

behemehâl (F.-A.) [ بهه حال ] her halükârda, mutlaka, ne olursa olsun.

beher (F.) [ بهر ] her, her biri.

behic (A.) [ بهيج ] güleryüzlü.

behîmî (A.) [ بهيمی ] hayvanî.

behîmiyyet (A.) [ بهيميت ] hayvanlık.

behişt (F.) [ بهشت ] cennet.

behiştî (F.) [ بهشتی ] cennetlik.

behiyye (A.) [ بهيه ] güzel.

behmân (F.) [ بهمان ] falan, filan.

behre (F.) [ بهره ] nasip.

behremend (F.) [ 1 [بهرمند .hisse sahibi. 2.yararlanan.

beht (A.) [ بهت ] şaşkınlık.

behte uğramak şaşakalmak, şaşkınlığından donakalmak.

bekâ (A.) [ بقا ] kalıcılık.

bekâm (F.) [ بکام ] muradına ermiş.

bekâm olmak muradına ermek.

bekâya (A.) [ بقایا ] geriye kalanlar; kalıntılar.

bekrî (A.) [ بکری ] içki düşkünü.

beksimat (F.) [ بکسمات ] peksimet.

bel (A.) [ بل ] belki.

bel’ (A.) [ 1 [بلع .yutma. 2.yutulma.

bel’ edilmek yutulmak.

bel’ etmek yutmak.

belâ (A.) [ بلا ] felaket, musibet.

belâ (A.) [ بلی ] evet.

belâdet (A.) [ بلادت ] dangalaklık.

belâdîde (A.-F.) [ بلادیده ] belaya uğramış.

belâgat (A.) [ بلاغت ] kusursuz söz söyleme

belâhet (A.) [ بلاهت ] eblehlik.

belâyâ (A.) [ بلایا ] belalar.

belde (A.) [ 1 [بلده .kent. 2.diyar, memleket.

beled (A.) [ 1 [بلد .kent. 2.memleket.

beledî (A.) [ بلدی ] kentli.

belediyye (A.) [ بلدیه ] belediye.

belî (A.) [ بلی ] evet.

belîğ (A.) [ 1 [بليغ .fasih konuşan. 2.fasih, düzgün.

beliyyât (A.) [ بليات ] belalar.

belki (F.-A.) [ بلکه ] olabilir, belki.

belût (A.) [ 1 [بلوط .pelit, palamut. 2.meşe.

benâdir (A.<F.) [ بنادر ] limanlar.

benâm (F.) [ 1 [بنام .ünlü. 2.adında.

benân (A.) [ 1 [بنان .parmaklar. 2.parmak uçları.

benât (A.) [ بنات ] kızlar.

bend (F.) [ 1 [بند .bağ. 2.zincir. 3.boğum. 4.bend, fıkra. 4.baraj, su bendi.

bend olmak bağlanmak.

bende (F.) [ 1 [بنده .kul. 2.köle.

bendegân (F.) [ 1 [بندگان .kullar. 2.köleler.

bendegî (F.) [ 1 [بندگی .kulluk. 2.kölelik.

bendehâne (F.) [ بنده خانه ] benim evim.

bender (F.) [ بندر ] liman.

bendergâh (F.) [ بندرگاه ] rıhtım.

bendezâde (F.) [ 1 [بنده زاده .köle çocuğu. 2.benim çocuğum.

benefşe (F.) [ بنفشه ] menekşe.

benefşî (F.) [ بنفشی ] mor.

beng (F.) [ بنگ ] esrar.

bengî (F.) [ بنگی ] esrarkeş.

benî (A.) [ بنی ] oğullar.

benîâdem [ بنی آدم ] insanlar, Adem oğulları.

benîisrâîl ı [ بنی اسرائيل ] İsrailoğulları.

bennâ (A.) [ بناء ] yapı ustası.

benû (A.) [ بنو ] oğullar.

ber (F.) [ 1 [بر .üzeri. 2.üzere. 3.göğüs. 4.meyva.

berâ’et (A.) [ برائت ] aklanma.

berâ’et etmek aklanmak.

berâber (F.) [ 1 [برابر .birlikte. 2.eşit.

berâberî (F.) [ 1 [برابری .birliktelik. 2.eşitlik.

berâhîn (A.) [ براهين ] deliller, kanıtlar.

berâyı (F.) [ برای ] için.

berâyı malûmât [ برای معلومات ] bilgi edinmek için, bilgi vermek için, bilgi sahibi

olmak için.

berbâd (F.) [ 1 [برباد .mahvolmuş. 2.kötü, pis, berbat.

bercâ (F.) [ برجا ] yerinde, uygun.

berceste (F.) [ برجسته ] seçkin, seçme.

berd (A.) [ برد ] soğuk.

berde (F.) [ برده ] köle.

berdevâm (F.-A.) [ بردوام ] sürekli, devam eden.

berdülacuz (A.) [ بردالعجوز ] kocakarı soğuğu.

bere (F.) [ بره ] kuzu.

berehne (F.) [ برهنه ] çıplak.

berekât (A.) [ برکات ] bereketler.

bereket (A.) [ 1 [برکت .bolluk. 2.uğur.

berevât (A.) [ بروات ] beratlar.

berf (F.) [ برف ] kar.

berfîn (F.) [ برفين ] karlı.

berg (F.) [ برگ ] yaprak.

bergüzâr (F.) [ برگذار ] hatıra, hediye, yadigâr.

berhâne (F.) [ برخانه ] harap vaziyetteki ev.

berhayât (F.-A.) [ برحيات ] hayatta olan, sağ.

berhayât bulunmak yaşamak, hayatta olmak.

berhürdâr (F.) [ برخوردار ] mutlu, muradına ermiş.

berî (A.) [ بری ] arınmış, temiz, uzak.

berîd (A.) [ 1 [برید .ulak. 2.postacı.

berîn (F.) [ برین ] yüksek, yüce.

berk (A.) [ برق ] şimşek.

berkarâr (F.-A.) [ برقرار ] yerinde duran, karar eden.

berkarâr olmak devam etmek, kalmak.

berkemâl (F.-A.) [ بزکمال ] en iyi şekilde, mükemmel.

bermâh (F.) [ برماه ] matkap, burgu.

bermu’tâd (F.-A.) [ برمعتاد ] alışıldığı gibi, mutâd olduğu üzere.

bermûcib-i (F.-A.) [ برموجب ] uyarınca, gereğince.

bernâ (F.) [ برنا ] genç.

berpâ (F.) [ برپا ] ayakta.

berr (A.) [ 1 [بر .toprak. 2.kara. 3.kıta.

berrak (A.) [ براق ] duru.

berren (A.) [ برا ] kara yolu ile.

berrî (A.) [ بری ] kara ile ilgili.

bersâbık (F.-A.) [ برسابق ] eskiden olduğu gibi.

bertaraf (F.-A.) [ 1 [برطرف .bir yana. 2.giderilmiş.

bertaraf etmek gidermek.

bertaraf olmak giderilmek.

berter (F.) [ برتر ] daha üstün.

berterîn (F.) [ برترین ] en üstün.

bervech-i (F.-A.) [ بروجه ] gibi.

berzah (A.) [ 1 [برزخ .cehennem. 2.dil, kara uzantısı. 3.sorun, dert.

berzger (F.) [ برزگر ] çiftçi.

bes (F.) [ 1 [بس .yeterli. 2.çok.

besâ (F.) [ بسا ] nice.

besâtîn (A.) [ بساتين ] bahçeler.

besend (F.) [ بسند ] yeterli.

besende (F.) [ بسنده ] yeterli.

beserüçeşm (F.) [ بسر و چشم ] başüstüne, başım gözüm üstüne.

besî (F.) [ بسی ] birçok.

besîm (A.) [ بسيم ] güleç.

beste (F.) [ 1 [بسته .kapalı. 2.beste.

bestekâr (F.) [ بسته کار ] besteci.

bestenigâr (F.) [ بسته نگار ] Türk mûsikîsinde bir makam adı.

beşâret (A.) [ بشارت ] müjde.

beşer (A.) [ 1 [بشر .insan. 2.insanlık.

beşere (A.) [ بشره ] deri, dış deri.

beşerî (A.) [ بشری ] insanlıkla ilgili, insanî.

beşeriyyât (A.) [ بشریات ] antropoloji.

beşeriyyet (A.) [ بشریت ] insanlık.

beşîr (A.) [ بشير ] müjdeci.

beşûş (A.) [ بشوش ] güleç.

beşûşâne (A.-F.) [ بشوشانه ] güleryüzle.

betâet (A.) [ بطائت ] ağırlık, yavaşlık.

beter (F.) [ بدتر ] daha kötü, beter, şiddetli.

bevl (A.) [ 1 [بول .idrar. 2.işeme.

bevlî (A.) [ بولی ] idrar ile ilgili.

bevliyye (A.) [ بوليه ] üroloji.

bevvâb (A.) [ بواب ] kapıcı.

bevvâbîn (A.) [ بوابين ] kapıcılar.

bey’ (A.) [ بيع ] satış.

beyâbân (F.) [ بيابان ] çöl.

beyân (A.) [ بيان ] açıklama, ifade etme, dile getirme.

beyân edilmek açıklanmak, dile getirilmek.

beyân etmek açıklamak, dile getirmek.

beyânât (A.) [ بيانات ] açıklamalar, demeç.

beyânnâme (A.-F.) [ بيان نامه ] bildirge.

beyâz (A.) [ بياض ] ak, beyaz.

beyhûde (F.) [ بيهوده ] boş, boşuna.

beyn (A.) [ بين ] ara, orta.

beynelmilel (A.) [ بين الملل ] uluslararası.

beyn-i (A.-F.) [ بين ] arasında, ortasında.

beynülmilel (A.) [ بين الملل ] uluslararası.

beyt (A.) [ 1 [بيت .ev. 2.konut. 3.beyit.

beytâr (A.) [ بيطار ] veteriner.

beytullah (A.) [ بيت الله ] Kâbe.

beytûtet (A.) [ بيتوتت ] geceleme.

beytülmal (A.) [ بيت المال ] hazine, maliye hazinesi.

beyzâ (A.) [ بيضا ] bembeyaz, çok beyaz.

beyze (A.) [ 1 [بيضه .yumurta. 2.husye.

beyzî (A.) [ بيضی ] oval.

beze (F.) [ 1 [بزه .günah. 2.suç.

bezekâr (F.) [ 1 [بزه کار .günahkar. 2.suçlu.

bezir (A.) [ بذر ] tohum.

bezirgân (F.) [ بازرگان ] tüccar.

bezistân (A.-F.) [ بزستان ] bedesten.

bezle (A.) [ بذله ] şaka, latife.

bezlegû (A.-F.) [ بذله گو ] şakacı.

bezm (F.) [ 1 [بزم .eğlence meclisi. 2.içki meclisi.

bezmgâh (F.) [ بزمگاه ] eğlence yeri, eğlence meclisi.

bezzaz (A.) [ بزبز ] manifaturacı, kumaşçı.

bi’r (A.) [ بئر ] kuyu.

bi’set (A.) [ بئثت ] gönderiliş, Hz. Muhammed’in peygamber olarak gönderilişi.

bîaman (F.) [ بی امان ] amansız.

bîâr (F.-A.) [ بی عار ] arsız.

bîbahâ (F.) [ بی بها ] çok değerli, paha biçilmez.

bîbedel (F.-A.) [ بی بدل ] eşsiz, benzersiz.

bîbehre (F.) [ بی بهره ] nasipsiz.

bîcâ (F.) [ بيجا ] yersiz.

bîcan (F.) [ بی جان ] cansız.

bîçâre (F.) [ 1 [بيچاره .çaresiz. 2.zavallı.

bîçâregân (F.) [ 1 [بيچارگان .çaresizler. 2.zavallılar.

bîçunuçirâ (F.) [ 1 [بی چون و چرا .sorgusuz sualsiz. 2.Tanrı.

bîd (F.) [ بيد ] söğüt.

bid’at (A.) [ 1 [بدعت .sonradan ortaya çıkma. 2.dinde yeni getirilmiş şey.

bîdâd (F.) [ بيداد ] zulüm.

bîdâdger (F.) [ بيدادگر ] zalim.

bîdâr (F.) [ بيدار ] uyanık.

bîdârbaht (F.) [ بيداربخت ] talihli.

bidâyet (A.) [ بدایت ] başlangıç.

bidâyette (A.-T.) [d] başlangıçta.

bîd-i mecnûn [ بيد مجنون ] salkımsöğüt.

bîdil (F.) [ بيدل ] aşık.

bîdin (F.-A.) [ بی دین ] dinsiz.

bîedeb (F.-A.) [ بی ادب ] terbiyesiz, edepsiz.

bîeman (F.) [ بی امان ] amansız.

bîendişe (F.) [ بی اندیشه ] düşünmeyen, umursamayan.

bîgâne (F.) [ بيگانه ] yabancı.

bîgüman (F.) [ بی گمان ] kuşkusuz.

bîgünah (F.) [ 1 [بی گناه .günahsız. 2.suçsuz.

bîh (F.) [ بيخ ] kök.

bîhaber (F.-A.) [ بی خبر ] habersiz.

bîhadd (F.-A.) [ بی حد ] sınırsız.

bihakkın (A.) [ بحق ] hakkıyla, hak ederek.

bihamdillah (A.) [ بحمدالله ] Allah’a şükürler olsun.

bihâr (A.) [ بحار ] denizler.

bîhareket (F.-A.) [ بی حرکت ] hareketsiz.

bîhâsıl (F.-A.) [ بی حاصل ] sonuçsuz.

bîhayâ (F.-A.) [ بی حيا ] utanmaz, hayasız.

bîhayat (F.-A.) [ بی حيات ] cansız, yaşamayan.

bihâzelemr (A.) [ بهذا الامر ] buna göre, bu durumda, böylelikle.

bihbûd (F.) [ بهبود ] sağlık.

bîhemtâ (F.) [ بی همتا ] benzersiz.

bîhesâb (F.-A.) [ بی حساب ] hesapsız, sonsuz.

bîhiss (F.-A.) [ بی حس ] hissiz, duygusuz.

bihişt (F.) [ بهشت ] cennet.

bîhod (F.) [ 1 [بيخود .baygın. 2.kendine olmama, kendinden geçme.

bihter (F.) [ بهتر ] daha iyi.

bîhude (F.) [ بيهده ] boşuna, beyhude.

bîinsâf (F.-A.) [ بی انصاف ] insafsız.

bîkâr (F.) [ 1 [بيکار .işsiz. 2.bekar.

bîkarâr (F.-A.) [ بی قرار ] kararsız.

bikr (A.) [ 1 [بکر .el sürülmemiş. 2.yepyeni, orijinal.

bîl (F.) [ بيل ] bel.

bilâd (A.) [ 1 [بلاد .beldeler. 2.memleketler.

bilâfâsıla (A.) [ بلافاصله ] aralıksız, kesintisiz.

bilâhareket (A.) [ بلاحرکت ] hareketsiz, hareket etmeden.

bilâhere (A.) [ 1 [بالآخره .sonradan. 2.sonunda, nihayet.

bilâinkıtâ (A.) [ بلاانقطاع ] kesintisiz, aralıksız.

bilâkayt (A.) [ بلاقيد ] kayıtsız şartsız, kesin.

bilakis (A.) [ بالعکس ] aksine, tersine.

bilâmâni’a (A.) [ بلامانعه ] engelsiz

bilâmazeret (A.) [ بلامعذرت ] mazeretsiz, özür bildirmeksizin.

bilâmerhamet (A.) [ بلامرحمت ] acımasızca.

bilâmühlet (A.) [ بلامهلت ] zaman tanımadan, süre vermeden.

bilâpervâ (A.-F.) [ بلاپروا ] korkusuzca.

bilâşikâyet (A.) [ بلاشکایت ] şikayet etmeden.

bilâte’ehhür (A.) [ بلاتأخر ] gecikmeden.

bilâtefrik (A.) [ بلاتفریق ] hiçbir ayırım gözetmeksizin.

bilâtehlike (A.) [ بلاتهلکه ] tehlikesizce.

bilâteminat (A.) [ بلاتأمينات ] güvencesiz, teminatsız.

bilâücret (A.) [ بلاأجرت ] parasız, ücretsiz.

bilcümle (A.) [ بالجمله ] tümüyle.

bilfarz (A.) [ بالفرض ] diyelim ki.

bilfiil (A.) [ بالفعل ] gerçekten, yaparak, katılarak, bizzat.

bilhassa (A.) [ بالخاصه ] özellikle, hele hele.

biliktizâ (A.) [ بالاقتضا ] gerektiğinden.

bililtizâm (A.) [ بالالتزام ] bilerek, bile bile.

bilistifade (A.) [ بالاستفاده ] yararlanarak, istifade ederek.

bilistihsâl (A.) [ بالاستحصال ] alarak, elde ederek.

biliştirâk (A.) [ بالاشتراک ] katılarak.

billûr (A.) [ بلور ] kristal.

bilmecbûriye (A.) [ بالمجبئریه ] zorunlu olarak, mecburen.

bilmukabele (A.) [ بالمقابله ] karşılığında, aynen, mukabele ederek, mukâbil olarak.

bilmünâsebe (A.) [ بالمناسبه ] bir münasebetle, sırası geldiğinde.

bilmünâvebe (A.) [ بالمناوبه ] dönüşümlü.

bilmüzakere (A.) [ بالمذاکره ] görüşülerek.

bilumum (A.) [ بالعموم ] tüm, bütün.

bilvâsıta (A.) [ بالواسطه ] dolaylı olarak.

bîm (F.) [ بيم ] korku.

bîma’nâ (F.-A.) [ بی معنی ] anlamsız.

bîmâr (F.) [ بيمار ] hasta.

bîmârân (F.) [ بيماران ] hastalar.

bîmecâl (F.-A.) [ بی مجال ] takatsiz, dermansız.

bîmekân (F.-A.) [ 1 [بی مکان .yersiz. 2.aylak.

bîmerhamet (F.-A.) [ بی مرحمت ] acımasız.

bîmeze (F.) [ بی مزه ] lezzetsiz, tatsız.

bîmihr (F.) [ بی مهر ] sevgisiz, şefkatsiz.

bîmisâl (F.-A.) [ بی مثال ] benzersiz.

bîmuhâbâ (F.-A.) [ بی محابا ] çekinmeden.

bîmübâlât (F.-A.) [ بی مبالات ] kayıtsız, umursamaz.

bîmürüvvet (F.-A.) [ بی مروت ] mürüvvetsiz.

bin (A.) [ بن ] oğul.

binâ (A.) [ بناء ] yapı.

bînâ (F.) [ بينا ] gören, iyi gören.

binâberin (A.-F.) [ بنابرین ] bundan dolayı, buna dayanarak.

binâen (A.) [ بناء ] dayanarak, göre.

binâenaleyh (A.) [ بناء عليه ] bu yüzden, bundan dolayı.

bînâm (F.) [ بينام ] adsız, tanınmamış.

bînamaz (F.) [ بی نماز ] beynamaz.

bînasîb (F.-A.) [ بی نصيب ] nasipsiz, kısmetsiz.

bînazîr (F.-A.) [ بی نظير ] benzersiz.

bînemek (F.) [ بی نمک ] tuzsuz.

bînevâ (F.) [ 1 [بينوا .zavallı. 2.yoksul.

bînî (F.) [ بينی ] burun.

bînihaye (F.-A.) [ بی نهایه ] sonsuz, bitmez tükenmez.

binnetice (A.) [ بالنتيجه ] sonuçta, sonuç olarak.

binnisbe (A.) [ بالنسبه ] bir dereceye kadar, nispeten.

bint (A.) [ بنت ] kız.

bîpâyân (F.) [ بی پایان ] sonsuz.

bîpervâ (F.) [ 1 [بی پروا .korkusuz. 2.çekinmeden.

bir gûna (T.-F.) [ ] hiçbir, herhangi bir.

bir nevi (T.-A.) [ ] adeta, bir bakıma.

birâder (F.) [ برادر ] erkek kardeş.

bîrahm (F.-A.) [ بی رحم ] merhametsiz, acımasız.

bîrayb (F.-A.) [ بی ریب ] kuşkusuz.

birinc (F.) [ برنج ] pirinç.

birişte (F.) [ برشته ] kavrulmuş.

bîrûn (F.) [ 1 [بيرون .dış. 2.dışarı.

biryân (F.) [ بریان ] kebap.

bisât (A.) [ بساط ] yaygı.

bîsebat (F.-A.) [ بی ثبات ] dayanıksız.

bîsebeb (F.-A.) [ بی سبب ] dayanıksız.

bîser (F.) [ بی سر ] başsız.

bîst (F.) [ بيست ] yirmi.

bister (F.) [ بستر ] yatak.

bîsûd (F.) [ بی سود ] yararsız.

bisyâr (F.) [ بسيار ] çok.

bîşe (F.) [ بيشه ] orman.

bîşerm (F.) [ بی شرم ] orman.

bîşuur (F.-A.) [ بی شعور ] bilinçsiz.

bîşübhe (F.-A.) [ بی شبهه ] kuşkusuz, şüphesiz.

bîşümâr (F.) [ بی شمار ] sayısız.

bîtâb (F.-A.) [ بيتاب ] yorgun, takatsiz.

bîtâb kalmak bitkin düşmek.

bîtâbane (F.) [ بيتابانه ] bitkince.

bitamâmihâ (A.) [ بتمامها ] tümüyle, tamamen.

bîtaraf (F.-A.) [ بی طرف ] tarafsız.

bîtarafâne (F.-A.) [ بی طرفانه ] tarafsızca, yan tutmadan.

bittab’ (A.) [ بالطبع ] doğal olarak.

bittafsîl (A.) [ بالتفصيل ] ayrıntılı olarak, uzun uzadıya.

bittamâm (A.) [ بالتمام ] tümüyle.

bîve (F.) [ بيوه ] dul.

bîvefâ (F.-A.) [ بی وفا ] vefasız.

bîvezen (F.) [ بيوه زن ] dul kadın.

bîzâr (F.) [ بيزار ] bıkmış, usanmış.

bîzâr olmak bıkmak, usanmak.

bizâtihi (A.) [ بذاته ] kendiliğinden.

bizzarûre (A.) [ بالضروره ] zorunlu olarak.

bostân (F.) [ بوستان ] bahçe.

bû (F.) [ بو ] koku.

bu’d (A.) [ 1 [بعد .uzaklık. 2.boyut.

bu’diyet (A.) [ بعدیت ] uzaklık, mesafe.

bûd (F.) [ بود ] varlık.

buğrâ (F.) [ بغرا ] turna.

buhalâ (A.) [ بخلا ] cimriler.

buhâr (A.) [ بخار ] buğu, buhar.

buhl (A.) [ بخل ] cimrilik.

buhrân (A.) [ بحران ] bunalım, kriz.

buht (A.) [ بهت ] şaşkınlık.

buhûr (F.) [ بخور ] tütsü.

buhurdan (F.) [ بخوردان ] tütsülük, tütsü kabı.

buk’a (A.) [ 1[بقعه .yer, diyar. 2.ülke.

buk’avî (A.) [ بقعوی ] yerel.

bûm (F.) [ 1 [بوم .yer. 2.ülke.

bûm (F.) [ بوم ] baykuş.

bûmehen (F.) [ بومهن ] deprem.

bundan mâada (T.-A.) [dan+m] bundan başka, bunun yanısıra.

bûr (F.) [ بور ] kumral.

burc (A.) [ 1 [برج .burç. 2.yıldız kümesi.

burhan (A.) [ برهان ] kanıt, delil.

bûriya (F.) [ بوریا ] hasır.

burûc (A.) [ بروج ] burçlar.

burûdet (A.) [ برودت ] soğukluk.

bûs etmek öpmek.

bûse (F.) [ بوسه ] öpücük.

bûstân (F.) [ بوستان ] bahçe.

bûte (F.) [ 1 [بوته .çalı çırpı. 2.pota.

bûtimar (F.) [ بوتيمار ] balıkçıl, botimar.

butlân (A.) [ 1 [بطلان .boşluk, anlamsızlık. 2.yalan.

butûn (A.) [ 1 [بطون .karınlar. 2.kuşaklar, nesiller.

bûy (F.) [ بوی ] koku.

bûydâr (F.) [ بویدار ] kokulu.

bûzîne (F.) [ بوزینه ] maymun.

bühtân (A.) [ بهتان ] iftira.

bühtân etmek iftira etmek.

bükâ (A.) [ بکاء ] ağlama.

bülaceb (A.) [ بوالعجب ] şaşılacak şey.

büldân (A.) [ بلدان ] beldeler, diyarlar, ülkeler.

büleğâ (A.) [ بلغاء ] belagat sahipleri.

bülend (F.) [ 1 [بلند .yüksek. 2.yüce.

bülendbâlâ (F.) [ بلندبالا ] uzun boylu.

bülendpervâz (F.) [ 1 [بلندپرواز .yükseklerden uçan. 2.şerefli.

bülheves (A.) [ بوالهوس ] maymun iştahlı.

bülûğ (A.) [ بلوغ ] erginlik.

bün (F.) [ 1 [بن .kök. 2.dip. 3.temel.

bünyâd (F.) [ 1 [بنياد .temel, kök. 2.yapı, bina.

bünye (A.) [ بنيه ] yapı.

bünyeviyat (A.) [ بنيویات ] bünye ile ilgili bilim dalı, morfoloji.

bürdbâr (F.) [ بردبار ] sabırlı.

bürde (A.) [ برده ] hırka.

bürhân (A.) [ برهان ] kanıt.

bürîde (F.) [ بریده ] kesik.

bürka (A.) [ برقع ] peçe.

bürnâ (F.) [ برنا ] genç.

bürrân (F.) [ بران ] keskin.

bürûdet (A.) [ برودت ] soğukluk.

bürûz (A.) [ بروز ] ortaya çıkma.

büstân (F.) [ بستان ] bahçe.

büşrâ (A.) [ بشرا ] müjde.

büt (F.) [ بت ] put.

büthâne (F.) [ بت خانه ] puthane.

bütperest (F.) [ بت پرست ] putperest, puta tapan.

bütûn (A.) [ 1 [بطون .karınlar. 2.kuşaklar, nesiller.

büyût (A.) [ 1 [بيوت .evler. 2.beyitler.

büz (F.) [ بز ] keçi.

büzdil (F.) [ بزدل ] ödlek.

büzûr (A.) [ بذور ] tohumlar.

büzürg (F.) [ 1 [بزرگ .büyük. 2.ulu.

büzürgân (F.) [ 1 [بزرگان .büyükler. 2.ulular.

büzürgzâde (F.) [ بزرگ زاده ] seçkin kişinin çocuğu, asilzade, kişizade.

 
Sinava Hazirlik