Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ
Milli Edebiyat Döneminde Diğer Türler

Milli Edebiyat döneminde, roman, öykü, şiir, tiyatro türlerinde olduğu gibi, yergi ve gülmece, edebi eleştiri, edebiyat tarihi türlerinde de bir gelişme göze çarpar.

Yergi ve Gülmece

Divan edebiyatından başlayarak örnekleri verilen yergi ve gülmecenin, Milli Edebiyat'a gelinceye değin daha çok bireysel çizgide kaldığı görülür. Özellikle yergide zaman zaman ölçünün kaçırılarak hakarete vardığı da dikkati çeker. Milli Edebiyat döneminde bireysellikten büyük ölçüde sıyrılma, siyaset ve sosyal konulara yöneliş, bu türde yeni bir çizgiye gelindiğini gösterir. Ayrıca yergi ve gülmece için gerekli olan, düşünce yapısı, ince buluşlar ve nüktenin de bu dönemde gülmece ve yergiye yansıdığını görüyoruz.

Milli Edebiyat döneminde bu türde gerek düzyazı gerekse koşuk biçiminde ürünler verilmiştir.

Dönemin yergi ve gülmece şairi olarak tanınanların başında Neyzen Tevfik Kolaylı (1879-1953) gelir. Küçük yaşta ney çalmaya başladığı için "neyzen" lakabıyla anılan şairde gülmece, özellikle yergi yeteneğinin gelişmesinde, genç yaşlarda İzmir'de tanıştığı Şair Eşref'in de etkisi olduğu düşünülebilir. Gülmeceden çok yergi niteliği taşıyan şiirlerinde siyasal olaylarla birlikte bireyleri de ele alan Neyzen Tevfik zaman zaman hakarete vardırdığı yergileriyle Divan şairlerini anımsatır. Hem mevleviliği hem de bektaşiliği benimseyen şair dünyanın kötülüklerini yererken coşkulu ve acımasızdır. Zekası ve esprileriyle de ün kazanan Neyzen Tevfik'in şiirleri Hiç (1919) ve Azab-ı Mukaddes (1924, 1949) adlı kitaplarda bir araya toplanmıştır.

Neyzen Tevfik'le birlikte, gülmece ve yergi şairi olarak Halil Nihat Boztepe (1882- 1949) ile İhsan Hamami (1884-1948)'nin adları sayılabilir. Divan şiiri koşuk biçimlerini de kullanan bu iki şair yergiden çok gülmeceyi yeğlemiştir. Kırıcı olmayan, ince bir zekânın yarattığı gülmece şiirleri Halil Nihat'ın, Siham-ı İlham(1924), Maytab( 1924) adlı kitaplarında bir araya toplanmıştır. İhsan Hamami'nin düzyazıyla yazdığı gülmecelerini topladığı Hamsi-name (1928)'si vardır.

Edebiyatın başka türlerinde ün kazanan şair ve yazarların da bu konuya eğildikleri dikkati çekiyor. Roman yazarları arasında bu konuya en çok eğilen Refik Halit Karay'dır. Refik Halit bir bölüğünü Kirpi adıyla yayımladığı gülmece fıkralarını Kirpinin Dedikleri (1918,1929,1940), Sakın Aldanma, İnanma Kanma (1919,1941), Ago Paşa'nın Hatıratı (1922,1939), Guguklu Saat (1922,1940) adlı kitaplarında bir araya toplamıştır.

Hecenin beş şairinden Orhan Seyfi, Yusuf Ziya, Faruk Nafiz ve onlarla aynı çizgide olan İbrahim Alaattin Gövsa'nın da bu türde örnekler verdiğini görüyoruz. Refik Halit gibi bu şairler de gülmece yazılarında takma adlar kullanmışlardır.

Fiske adını kullanan Orhan Seyfi şiir ve fıkralarını Fiskeler (1922), Asrî Kerem (1942), Kulaktan Kulağa (1943); Çimdik adıyla yazan Yusuf Ziya gülmece yazılarını Şen Kitap (1919), Beşik (1943,48), Ocak (1943), Sarı Çizmeli Mehmet Ağa (1956), Gün Doğmadan (1961); Çam Deviren ve Deli Ozan adlarıyla yazan Faruk Nafiz, şiirlerini Tatlı Sert (1938); Kıvılcım adıyla yazan İbrahim Alaattin de yazılarını Şen Yazılar (1926) adlı kitaplarında bir araya toplamışlardır.

Milli Edebiyat yıllarında tanınıp Cumhuriyet döneminde de ünlerini sürdüren bu şairlerle yazarlar, gülmece ve yergiyi geniş bir okuyucu kitlesine tanıtmak ve benimsetmekte önemli rol oynamışlardır.

Edebiyat Eleştirisi

Tanzimat Döneminde Batı edebiyatından edebiyatımıza yeni giren türlerle birlikte gelen "Edebiyat eleştirisi" bu dönemden başlayıp gittikçe gelişerek Milli Edebiyat dönemine gelmiştir.

Bütün edebiyat akımlarının ve hareketlerinin daha çok başlama, gelişme evrelerinde görüldüğü gibi, Milli Edebiyat hareketinin bu evrelerinde de gerek polemikte gerekse eleştiride bir yoğunleşma göze çarpar.

Özellikle Genç Kalemler'de Ali Canip ve Ömer Seyfettin'in, Milli Edebiyat anlayışı ve yeni lisan hareketini yaygınlaştırmak, savunmak için yayımladıkları polemik ve eleştiriler bu türün ilk güçlü örnekleridir.

Ömer Seyfettin'in Genç Kalemler kapandıktan sonra, aynı amaçla, Türk Yurdu, Yeni Mecmua gibi dergilerle, Gazetelerde yayımladığı yazıları; Ali Canip'in, Milli Edebiyat hareketine karşı olan Cenap Şahabettin'le yaptığı, sonradan (Milli Edebiyat Meselesi ve Cenap Bey'le Münakaşalarım 1918) adlı kitapta bir araya topladığı tartışmalar o yılların en çok ilgi uyandıran edebiyat eleştirileridir.

Ali Canip gibi, önce Fecr-i Ati topluluğunda yer alıp, daha sonra yerleştikçe Milli Edebiyat hareketine geçen Hamdullah Suphi, Yakup Kadri, Fuat Köprülü ve Raif Necdet de bu türde önemli yapıtlar bırakmışlardır. Bu yazarların polemik ve eleştirilerinde Milli Edebiyat, yeni lisanla ilgili olanların yanında, Servet-i Fünun, Fecr-i Ati dönemleri için yapılan değerlendirmeler de yer alır.

Örneğin: Hamdullah Suphi, Yakup Kadri ve Fuat Köprülü'nün bu konularla ilgili polemikleriyle eleştirileri, kimi yapıtları değerlendiren yazıları Servet-i Fünun dergisinde yayımlanmıştır. Fuat Köprülü polemik ve eleştirilerinin bir bölüğünü Bugünkü Edebiyat (1924) adlı kitapta bir araya toplamıştır. Ayrıca Batı edebiyatıyla ilgili makalelerini topladığı Hayat-ı Fikriye (1910), Şahabettin Süleyman ile birlikte hazırladıkları, edebiyat bilgileriyle ilgili yazılarını kapsayan Malumat-ı Edebiye (1914- 1915) adlı yapıtları bu alanda önem taşır. Raif Necdet de özellikle Fecr-i Ati'ye karşı olduğunu belirten eleştirileriyle, değişik kişilerle, edebiyatı sorunlarıyla ilgili polemik ve eleştirilerini Hisler ve Fikirler (1901-1910), Hayat-ı Edebiye (1909-1922) adlı kitaplarda bir araya toplamıştır.

Milli Edebiyat döneminde yayımlanan eleştiri ve polemikleri gözden geçirdiğimizde, bireysellikten oldukça uzaklaşıldığı, ağırlığın üzerinde tartışılan konuya yöneltildiği görülür.

Edebiyat Tarihi

Bir toplumun geçirdiği evrelere bağlı olarak edebiyatındaki gelişmesi bakımından önem taşıyan edebiyat tarihi denemeleri, edebiyatımızda Tanzimat döneminin sonlarında başlar. II. Meşrutiyet'in ilk yıllarına değin sürdürülen denemelerden sonra edebiyat tarihçiliğinin bilimsel bir yöntemle ele alınması Milli Edebiyat döneminde başlar.

Edebiyat tarihinde yöntem denilince ilk akla gelen ad Fuat Köprülü'dür.

1909'da Fecr-i Ati topluluğuna giren Köprülü, değişik dergilerde yayımla nan şiirleri, polemikleri ve eleştirileriyle adını duyurmuştur. Köprülü'nün ilk olarak Bilgi Dergisi S.1' de yayımlanan Türk Edebiyatı Tarihinde Usul başlıklı makalesi, bir edebiyat tarihinin nasıl yazılacağı, edebiyat tarihçisinin karşılaştığı güçlükler, nasıl bir yöntem izlemesi gerektiği gibi noktalar üzerinde durularak, edebiyat tarihi yazılmasına bilimsellik getiren ilk incelemedir. Ancak makalenin yayımlanmasından üç yıl sonra Şahabettin Süleyman'la birlikte hazırladıkları Yeni Osmanlı Tarih-i Edebiyatı'nda göze çarpan yöntem eksiklikleri, ortaya konulan bilgilerin henüz tam olarak uygulanamadığını gösteriyor.

Yöntem eksiklikleri görülmekle birlikte Köprülü'nün edebiyat tarihi olarak bize bıraktığı yapıtlarının önemini yadsıyamayız.

Bu türde ilk büyük çalışması Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar'dı. Onu izleyerek Türk Edebiyatı Tarihi gelir. Bu edebiyat tarihinin İslamiyetten Önceki Türk Edebiyatı adını taşıyan birinci bölüğü 1920'de İslamiyetten Sonraki Türk Edebiyatı: Vezin ve Şekil adını taşıyan ikinci bölüğü 1921'de basılmlştır. Daha sonra ikisini bir arada XIV. Yüzyıl Çağatay edebiyatına değin genişleterek yeniden bastırmıştır (1926,1928). Bu yapıtın önemi ilk olarak Türk Edebiyatı tarihinin sınırlarını Osmanlı edebiyatı sınırları dışına çıkarmasıdır. Edebiyat tarihi sayılabilecek öteki yapıtları, Azeri Edebiyatına Ait Tetkikler (Bakü 1926), Milli Edebiyat Cereyanının İlk Mübeşşirleri ve Divan-ı Türki-i Basit (1928), XVII. Asır Sonuna kadar Türk Saz Şairleri (1930), Türk Dili ve Edebiyatı Hakkında Araştırmalar (1934) adlarını taşıyanlardır.

Köprülü'nün, edebiyatımızın değişik alanlarında ve değişik konularda yazdığı makaleleri de edebiyat tarihi açısından ayrı bir önem taşır.

Bu makaleler arasında özellikle, Türk Edebiyatının menşei (Milli Tetebbular Mecmuası 1915, C.II), Türk Edebiyatında Aşık Tarzının Menşe ve Tekamülü Hakkında Bir Tecrübe (Milli Tetebbular Mecmuası 1915, C.I s.1), Türk Edebiyatının Ermeni Edebiyatına Tesiri (Edebiyat Fakültesi Mecmuası 1922, S.2), Anadolu'da Türk Dili ve Edebiyatının Tekamülüne Umumi Bir Bakış (Yeni Türk Mecmuası 1933, S.4,5,7), Gazneliler Devrinde Türk Şiiri (Edebiyat Fakültesi Mecmuası 1929, S.1) adlarını taşıyanlar edebiyat tarihi niteliğinde olanlardır. Bu makaleleri ile edebiyatımızın değişik kişileri ve konuları ile ilgili yazıları Edebiyat Araştırmaları I (1966,1986,1989) ile Edebiyat Araştırmaları II (1989) olmak üzere iki kitapta toplanmıştır.

Aynı dönemde yetişen yazarlardan Ali Canip'in XVIII. Yüzyıl şairleriyle ilgili makaleleriyle, Ömer Seyfettin Hayatı ve Eserleri (1925-1947) incelemesi; Yakup Kadri'nin aynı nitelikte Ahmet Haşim'i, Mithat Cemal'in Namık Kemal – Devrinin İnsanları ve Olayları Arasında (I.C.1.Kısım 194;, II.C.1. Kısım 1949; II.Cilt 2. Kısım 1956), Mehmet Akif (1939), Sarıklı İhtilalci Ali Suavi (1946); İbrahim Alaattin'in Süleyman Nazif (1933) adlı yapıtları edebiyat tarihi olmamakla birlikte, edebiyat tarihi hazırlamak isteyenler için kaynak yapıt olarak önem taşırlar.

Milli Edebiyat Dergileri

1908-1923 yılları arasında, 1908'den sonra ortaya çıkan değişik ideolojileri yansıtanlarla birlikte, "Milli Edebiyat hareketinin düşünceye ve sanata yansıyan tönleri ni kamuoyuna duyuran dergilerle karşılaşıyoruz.

Düşüncenin sanata yansıyan yönlerini dergiler duyururlar. 1911'de yayımlanan Genç Kalemler, 1917'den sonra, bir çok edebiyat hareketinin tanınmasında önemli rol oynayan Servet-i Fünun, Yusuf Ziya'nın yayımladığı Nedim (1918), Halit Fahri' nin yönettiği Şair (1919), Sabiha Zekeriya'nın çıkardığı Büyük Mecmua (1919) ve Mustafa Nihat'ın çıkardığı Dergah (1921) dergileri "Milli Edebiyat" hareketinin daha çok sanat ve edebiyat yönüne ağırlık vermişlerdir. Hareketin bilimsel yönünü yansıtan dergiler olarak, Fuat Köprülü'nün yönettiği Milli Tetebbular Mecmuası (1915) ile Celal Sahir'in yönettiği Bilgi (1913)' yi sayabiliriz. Milliyetçiliği ideolojik yönden ele alan dergiler ise, Türk Derneği'nin adını alan Türk Derneği (1911) ile Türk Yurdu'nun çıkarmaya başlayıp, Türk Ocağı'nın sürdürdüğü Türk Yurdu (1912) ve Yeni Mecmua (1917)'dır.





Sinava Hazirlik