Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



SÖZCÜKTE ANLAM
Mecaz Anlam

Sözcüklerin cümle, dize veya deyim içine girdiklerinde, gerçek anlamlarından tamamen sıyrılarak başka bir sözcük ya da kavram yerine kullanılmasıyla kazandığı anlama mecaz (değişmece) anlam denir. Mecaz anlam, Sözcüğün sürekli olmayan, kullanım içinde geçici olarak üstlendiği anlamdır.

Örnek :

Þ Müşteriden para sızdırmak için elinden geleni yapardı.
Þ Satıcının o ince ve tiz sesi kulaklarımızda patlıyordu.
Þ Bugünlerde havasından yanına varılmıyor.
Þ Bu hayırsız evlat için insan kendisini ateşe atar mı?

Mecaz Türleri

Benzetme (Teşbih) :

Aralarında benzerlik bulunan iki varlıktan (kavramdan) niteliği zayıf olanın, niteliği üstün, belirgin olana benzetilmesidir.

Benzetme, Sözü daha etkili ve gözle görünür kılmak amacıyla kullanılan bir mecaz türüdür. Benzetmenin dört öğesi vardır :

1- Benzeyen                (niteliği zayıf olan)
2- Benzetilen                (niteliği, üstün, belirgin olan)
3- Benzetme yönü        (benzerlik ilgisi gösteren)
4- Benzetme edatı        (gibi, kadar, sanki, misali)

Örnek :
Kızın deniz gibi masmavi gözleri vardı.
           
Bezetilen: deniz
Benzeyen: göz
Benzetme edatı: gibi
Benzetme yönü: masmavi

Benzetmeyle İlgili Uyarılar :

Þ  Benzetmenin oluşabilmesi için benzeyen ve kendisine benzetilenin kullanılması şarttır.
Þ  Bunlar, benzetmenin temel öğeleridir.
Þ  Dört öğesinin dördünün de kullanıldığı benzetmelere ayrıntılı benzetme,  benzetme edatının olmadığı benzetmelere kısaltılmış benzetme, yalnızca temel öğelerin kullanıldığı benzetmelere teşbih-i beliğ denir.

Örnek :
Sular öyle temiz ki annemin yüzü  gibi.              (Ayrıntılı Benzetme)

Bezetilen: annemin yüzü
Benzeyen: sular
Benzetme edatı: gibi
Benzetme yönü: temiz

Adam cesurlukta aslandı.                                           (Pekiştirilmiş Benzetme)

Bezetilen: aslan
Benzeyen: Adam
Benzetme yönü: cesurluk

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.  (Kısaltılmış benzetme)
                    
Bezetilen: dev
Benzeyen: ordu
Benzetme edatı: gibi

Gider oldum kömür gözlüm elveda.                            (Teşbih-i beliğ)
                  
Bezetilen: kömür
Benzeyen: göz



Eğretileme (İstiare) :

İstiare Arapça bir sözcük olup "bir şeyi iğreti, ödünç alma" anlamındadır. Ya benzeyenle ya da benzetilenle yapılan benzetmedir.

Örnek :
Þ Aslan gibi güçlü bir adamdı.                (benzetme)
Þ Soruyu doğru yanıtlayınca "Aslan be!" dedi. (eğretileme)

Eğretileme üç çeşittir.

Açık Eğretileme : Yalnızca kendisine benzetilenin kullanılmasıyla yapılan eğretilemedir. Örnek :
Þ Havada bir dost eli okşuyor tenimizi.
Benzeyen:Rüzgar(yok) Benzetilen:Bir dost eli

Þ Kurban olam kurban olam
     Beşikte yatan kuzuya                
Benzeyen  : Bebek, çocuk (yok)  Benzetilen : Kuzu

Kapalı Eğretileme : Yalnızca benzeyen ile yapılan, benzetilenin de bir özelliğinin belirtildiği (genel olarak benzetme yönü) eğretilemedir.
Örnek :
Þ Oğlu büyüyünce yuvadan uçup gitti.
   Benzeyen  : Oğul    Benzetilen :  Kuş  (yok)    Benzetme yönü : Uçup gitmek

Þ Ay zeytin ağaçlarının arasından yere damlıyordu.
   Benzeyen  : ay     Benzetilen : su (yok)     Benzetme yönü : yere damlaması

Yaygın (Temsili) Eğretileme : Benzetmenin temel öğeleriyle birlikte, birden çok benzetme yönünün bulunduğu eğretilemedir. Yaygın eğretilemede bir "gizleme" vardır. Açıkça söylenmeyen ya da söylenmek istenmeyen sözler, benzetme yoluyla ve sözlük anlamına gizlenerek söylenir, şairler bunu çoğu kez güzel ve etkili bir anlatım için kullanırlar.
Örnek :
Þ Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan

Eğretileme Yolları

İnsana özgü kavramların, doğaya (dış dünyadaki varlıklara) aktarılmasıyla;

Örnek :
   İnsan         "Derinden derine  ırmaklar   ağlar".      Kapalı Eğretileme
Benzetilen                                Benzeyen

Doğaya özgü kavramların insana aktarılmasıyla;

Örnek :
Askerin ölümü    "Bir hilal uğruna ya Rab ne   güneşler batıyor."    Açık Eğretileme 
   Benzeyen                                                            Benzetilen

Doğadaki bir varlığa ait özelliğin, bir başka varlığa aktarılmasıyla;

Örnek :
  Bulut            Yüce dağ başında bir top   pamuk     var.         Kapalı Eğretileme
Benzeyen                                              Benzetilen

Bir duyuya ait bir kavramın bir başka duyuya aktarılmasıyla;

Örnek :
              Sıcak bakışlarıyla ısıtırdı içimizi.                      Kapalı Eğretileme

Ad Aktarması : (Mürsel Mecaz)

Bir sözü benzetme amacı gütmeden bir başka söz yerine kullanmaktır. Sözcüklerin yeni anlamlar yüklenmesinde bir etken de ad aktarmasıdır.

Ad aktarması şu ilişkiler çerçevesinde kurulabilir :

Þ Sanatçı verilir, yapıtı anlatılır.
Örnek : Yaşar Kemal'i lise yıllarımda okudum. (Yaşar Kemal'in romanlarını)

Þ İçteki varlık verilir, dışındaki anlatılır ya da dıştaki varlık verilir içindeki anlatılır.
Örnek :   
Haberi duyunca bütün ev ayağa kalktı.        (Evin içindeki insanlar)
Ayağını çıkarmadan içeri girme.                (Ayakkabını)

Þ Parça verilir, bütün anlatılır ya da bütün verilir, parça anlatılır.
Örnek :
Bu acılı haberi ona hangi dil söyleyebilir?        (İnsan)
Gemi Mersin'e yanaştı.                        (Mersin Limanı)

Þ Bir yer adı verilir, o yerde yaşayan insanlar anlatılır.
Örnek :
Bütün köy meydanda toplandı.                (köy halkı)
Erzurum, Mustafa Kemal'e kucak açtı.        (Erzurum Halkı)

Þ Bir yön adı verilir, o yöndeki bölgeler ya da ülkeler anlatılmak istenir.
Örnek :
Batı bu duruma müdahale etmedi.                (Batı ülkeleri)

Þ Bir eşya adı verilir, onu kullananlar anlatılmak istenir.
Örnek :
Koştu, yokuş aşağı bir şapka.                (İnsan)

Þ Soyut bir ad verilip, somut bir varlık anlatılır.
Örnek :
Bu sonucu Türk gençliğine armağan ediyorum.        (Genç insanlar)
Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı.                (insanlar)

Þ Sonuç verilir, bunun nedeni kastedilir.
Örnek :
Gökten sicim gibi bereket yağıyor. (bereket, sonuçtur, nedeni yağmur anlatılmıştır)

Kinaye (Dolaylı Söz Söyleme)

Sözcüklerin çok anlamlı olarak kullanılmasında kinayenin de büyük bir önemi vardır. Kinaye bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek bir biçimde kullanılmasıdır. Kinayede gerçek anlam verilir, mecaz anlam kastedilir.

Örnek :
Þ Bu çocuğun elinden tutsan ne kaybedersin?
Þ Bulmadım dünyada gönüle mekan
Þ Nerde gül bitse etrafı diken
Þ Şu karşıma göğüs geren
    Taş bağırlı dağlar mısın?


Tariz (Taşlama)

Bir kimseyi iğnelemek, onunla alay etmek amacıyla bir sözü gerçek anlamının tam karşıtı bir anlamda kullanmaktır.

Örnek :
Þ Randevuna sadıkmışsın, beklemekten kök saldık.
Þ O kadar çok konuştu ki söylediklerinden hiçbir şey anlamadık.
Þ Biraz daha hızlı yürürsen karıncalar bile bizi geçecek.

Teşhis - İntak (Kişileştirme - Konuşturma)

İnsana özgü nitelikleri insan dışındaki varlıklara aktarmaya kişileştirme denirken, bu varlıkların insan gibi konuşturulmasına da konuşturma denir.

Örnek :
Þ Güneş ışığında yağmurunu döken bulutlar sanki gülüyordu. (Teşhis)
Þ Ufukta günün boynu büküldü.                                (Teşhis)
Þ Dal, bir gün dedi ki tomurcuğuna :
    Tenimde bir yara işler gibisin.                                (İntak)

Abartma (Mübalağa)

Bir durumu olduğundan çok ya da az göstermektir.

Örnek :
Þ Bütün gün çalışmaktan iğne ipliğe döndü.
Þ Alem sele gitti gözüm yaşından
Þ Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
   Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

Dolaylama

Bir kelimeyle anlatılabilecek bir durumu birden fazla kelimeyle anlatmaya denir.

Örnek:
Þ yavru vatan: Kıbrıs,
Þ büyük kurtarıcı: Atatürk,
Þ ulu önder:Atatürk
Þ derya kuzuları: balık,
Þ file bekçisi:kaleci
Þ Türkiye'nin kalbi: Ankara

Sinava Hazirlik