Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        YGS - LYS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



              LYS 3 - TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DENEME SINAVI

 

1. Ceyhun Atuf Kansu, kendi kuşağından birçok şairin tersi­ne, dikkati üstüne çok geç çekmeye başlamıştır. Öyle ki onun birinci planda görünmeye başlaması, birçok arkada­şının çağını kapatır gibi olmasından sonra olmuştur. Ger­çekten Garip'in parlak günlerinde ve daha sonraları uzun­ca bir süre, Ceyhun Atuf Kansu gölgede kalmış sanılan bir şairdi. Herkes onu seviyor, tutumuna saygı duyuyor, ama kimse onu pek fazla önemsemiyordu. 

Yukarıdaki parçada geçen "gölgede kalmış sanılan bir şair" sözüyle, Ceyhun Atuf Kansu ile ilgili olarak vur­gulanmak istenen, aşağıdakilerden hangisi olabilir? 

A) Adını şiirleriyle değil, başka türden yapıtlarıyla duyur­duğu

B) Şiirde yaratacağı etkinin, çağdaşı şairlerinki kadar be­lirgin olamayacağının düşünüldüğü

C) Kendisiyle ilgili olumsuz değerlendirmelere rağmen şi­iri bırakmak istemeyeceğine inanıldığı

D)  O dönemde herhangi bir edebi akıma bağlanmadan var olunamayacağına dair ön yargıları çürüttüğü

E) Dönemindeki şairleri, geçmiş dönemlerin şairleri kadar dikkate almak istemediği


2. (I) Vüs'at O. Bener, öykücülüğümüzün olanaklarını zen­ginleştiren yazarların ilk akla gelenlerindendir. (II) Bener'in "Yaşamasız" adlı ikinci kitabından sonra yazdığı öyküler­de, geleneksel kısa öykü çizgisinden bütünüyle koptuğu, kendine özgü yenilikçi bir anlatım kurduğu açıkça görülür. (III) 1950'lerden sonra yayımlanan bu öyküler, o yıllarda oldukça tuhaf, aykırı ve kapalı bulunmuştu. (IV) Oysa on­lar, bugün çok yalın, titizlikle ve özenle örülmüş, usta işi öyküler olarak görülüyor. (V) Demek ki giderek çetrefilleştiği düşünülen sonraki dönem öyküleri de yakın bir gelece­ğin okurlarına açık ve dolaysız gelecektir. 

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde, kendinden önceki yargıdan varılan bir çıkarım söz ko­nusudur? 

A) I.                    B) II.          C) III.          D) IV.          E) V. 


3. Birikimlerini kısa sürede yazıp ortaya koyan sanatçıların yazdıklarında bir sığlık, bir yalın katlık sezmez miyiz? Ön­ce yazdıklarıyla sonra yazdıkları arasındaki benzerlik, hat­ta yapıtlarındaki tekdüzelik neyin nesidir? Georges Sime- non, Agatha Christie çok roman yazmış olmakla anılır. Ama ne kadar da birbirinin tekrarıdır o romanlar! Bir de Tolstoy'un, Faulkner'in, Gorki'nin kaç roman yazdıklarını düşünelim. 

Bu parçadaki altı çizili cümleyle anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

 

A) Bilgi birikimini zenginleştirmeden yola çıkan sanatçı­nın soluğunun çabuk tükeneceği

B) Sanatçının zorlamayla ürettiği yapıtın, okuru etkileme­yeceği

C) Yaşamdan özümsenenlerin demlenmeden aktarıldığı yapıtların derinlikten yoksun olacağı

D) Yaptığı işe emek vermeyen sanatçının, zamanla kendini tekrara düşeceği

E) Birikim sağlamadan sanat yapıtı üretmeye kalkışanla­rın taklitten öteye geçemeyecekleri 


4.(I) İstanbul’da doğdum, elli üç yıldır bu şehirde yaşıyorum. (II) New York'ta geçirdiğim üç yılın dışında başka hiçbir şehirde yaşamadım. (III) Benim için, İstanbul’dan başka, insanın başka şehirleri, başka ülkeleri, başka hayatları kı­yaslayacağı bir yer yoktur. (IV) Kimi zaman, yalnızca İstanbullu olduğum için, bu şehrin yazarı olduğum için ken­dimi talihli hissederim. (V) Kimi zaman da binlerce yazara yüzlerce yıl yetecek kadar hikâyeyle kaynaşan İstanbul, bende eksik olduğum duygusu yaratır. 

Bu parçayı oluşturan cümlelerle ilgili olarak aşağıda söylenenlerden hangisi yanlıştır? 

A) I. cümlede, "geçmişte başlayıp devam etme" anlamı vardır.

B) II. cümlede, genel durumu bozmayan, istisnai bir du­rumdan söz edilmiştir.

C) III. cümleden itibaren İstanbul’la ilgili beğenme duygu­su yansıtılmıştır.

D) IV. cümlede, gerçekleşmemiş bir beklentiden söz edil­miştir.

E) V. cümlede bir kaygı, kuşku yansıtılmıştır. 


5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde adlaşmış sıfata ör­nek yoktur?

A) Doğru olanı görüp de yapmayan, cesaretten yoksun­dur.

B) Altın ateşle sınanırmış, güçlüler de acı ve gözyaşıyla.

C) Güler yüzle verilen armağan, çifte armağandır.

D) Kıskanç, komşusu semirip yağ bağladıkça eriyip iğne ipliğe döner.

E) Sessizliğin insana verdiği korkuyu yalnızlar bilir. 


6. Aşağıdakilerin hangisinde cümle, ögelerine yanlış ay­rılmıştır? 

A) Kitabın ilk bölümünde / yer alan şiirler / rahat bir söyleyişle / yazılmış.

B) Mesai saatlerinin dışındaki boş zamanlarını / değiş­mez bir program içinde / geçirir.

C) Bu eserde yararlandığım asıl kaynak / hatıralarımdı.

D) Bu dizeler / şairin çocukluk dönemiyle sürekli hesaplaşmasını / dile getirir.

E) Koşuk tarzı şiirlerden / iyice / uzaklaşmıştım. 


7. (I) Melodramın heyecan verici yanı, adalet ve özgürlük dü­şüncesini vurgulamasıdır. (II) Bunun için de bu tür oyun­larda, olgular art arda sıralanır. (III) Oyun kişileri birer ka­lıptırlar. (IV) Dramatik gelişim içinde hiçbir değişikliğe uğ­ramazlar, başta neyseler sonda da öyledirler. (V) Bütün bu kişilerin değerleri ve nitelikleri önceden saptanmıştır. 

Bu parçadaki numaralanmış cümleler için aşağıdakilerden hangisi söylenemez? 

A) I. açıklama cümlesidir.

B) II. bileşik yapılı bir cümledir.

C) III. içinde ad tamlaması olan ad cümlesidir.

D) IV. ortak özneye bağlanan sıralı cümledir.

E) V. yüklemi edilgen eylem olan bir cümledir. 


8. Bir şeyi kazanmak için bazı şeyleri kaybetmeyi göze almalısın; unutma ki kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde yenilirsin. 

Bu cümle ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söy­lenemez? 

A) Başarıya ulaşmada yılgınlığa düşmemenin önemi vur­gulanmıştır.

B)İsim-fiille öbekleşmiş edat kullanılmıştır.

C) Amaç ve koşul belirten yan cümlecikler vardır.

D) Gereklilik ve emir kipleriyle çekimlenmiş eylemler var­dır.

E) Ad soylu sözcükler yüklem olarak kullanılmıştır. 


9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?

A) Küçük kardeşi, konservatuvar sınavlarına hazırlanı­yordu.

B) Sanatçı, repertuvarındaki şarkılardan bazılarını ses­lendirecek.

C) Yeni aldığı kışlık montun fermuvarı bozuk çıkmış.

D) Çocuklardan biri tuvalete gitmek için izin istiyordu.

E) Her gün tuvalin başına geçiyor, saatlerce çalışıyordu.


 

10. Harvard Üniversitesinden Prof. R. Wrangham () şempanzelerde gözlemlenen insana benzer davranışlar konusun­daki çalışmalarını şöyle anlatıyor ( ) "14 yıl boyunca Ugan­da'da şempanzelerin sopa kullanmalarıyla ilgili gözlem yaptık. Şempanzeler, değişik nedenlerle sopa kullanıyor () oyuk araştırma, korkutma, oyuncak bebek ()" 

Bu parçada boş parantezlerle gösterilen yerlere aşağıdakilerin hangisinde verilen noktalama işaretleri sırasıyla getirilmelidir?

A) (;) (:) (;) (...)                                   B) (,) (:) (:) (...)

C) (,) (:) (;) (.)                                     D) (:) (.) (:) (;)

E) (:) (:) (;) (...) 


11.      Birden gökyüzünden gecenin karanlığı kalkıyor. Alacakaranlık bürüyor doğayı. Doğacak güneşin kızıllığı yayılıyor dağların ardından bozkıra. O an bozkırı çok sevdiğimi dü­şünüyorum. Çocukken ıslak topraktan çıkardığımız solucanları, karlar altından fışkıran mavi, sarı, mor çiğdemleri, toprağın ıslaklığının güzelliğini düşünüyorum. Sayısız gü­zellikler işte bu bozkırı, tarlaları, güneşin kızıllığını, insan sevgisini öğretti bana, diyorum. Hiç de belirli bir insan üzerinde toplanmıyor bu sevgi. Toprak altındaki solucanlar­dan, gökyüzünde yükseklere tırmanan ve gerilerinde bulutlardan yollar bırakan uçaklardan da öteye gidiyor. 

Bu parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez? 

A) Deyimler ve ikilemeler kullanılmıştır.

B) Kurallı ve devrik cümlelere yer verilmiştir.

C) İzlenimler yansıtılmış, betimleyici ögelerden yararlanıl­mıştır.

D) Deneyimlerin oluşturduğu bir duygudan söz edilmiştir.

E) Yapıları açısından birbirinden farklı cümlelerden yararlanılmıştır. 


12. Bülbülün güle aşkı, eski şairlerin kaside ve gazellerinde defalarca dillendirilmiştir. Rengi, şekli, kokusu, dikenleri ve kısa ömürlü oluşu sebebiyle gül, yalnızca sevgilinin sem­bolü olmamış, sık sık ateşe benzetilmiştir. Ateşin de güle benzetildiği olur. Divan şairleri, İbrahim peygamberin ate­şe atılması ve bu ateşin Tanrı'nın emriyle gül bahçesine dönüşmesi hakkındaki efsaneye sık sık telmihte bulun­muşlardır. Hatta bazen "gülşen" ile "külhan" arasında anlam ilişkisi kurmuşlardır. Bilindiği gibi "gülşen", gül bahçe­si demektir. "Külhan" ise hamamlarda suyun ısıtıldığı bölümdür. İçinde ateş yakıldığı için, divan şairleri külhanı, gül bahçesine benzetmişlerdir. Gül bahçesindeki serviler de şekil bakımından külhandan yükselen dumana benzetilir. Ateş, aşk ateşidir; duman da aşk ateşiyle yanan âşığın "âh"ı.

 

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

 

A) Bilgilendirme amaçlı açıklama yapılmıştır.

B) Tanımlamaya başvurulmuştur.

C) Neden-sonuç ilgisine yer verilmiştir.

D) Yaygın bir düşünce çürütülmeye çalışılmıştır.

E) Dilin göndergesel işlevinden yararlanılmıştır. 


13.  Sonbahar yağmurlarının, o ağrılı hüznü içimize doldurduğu ıslak akşamlarda kahvede buluşur, suskun, sokağa ba­kardık. İkide bir buğusunu alırdık camın, çay kokardı ocakta demlenen keder. Liseli kızlar, aydınlık, çocuksu yüzleriyle kitapçılardan çıkar, vitrinler boyunca yürürdü. Kurduğumuz roman kişilerini hatırlatırdı telaşlı adımlarla uzaklaşan etekler. İçimizde patlayan yanardağlara inat, taş gibi donuk, sessiz dururduk. Bizim genç şair gelirdi tam o sıra. Cebinden minicik, ıslanmış kâğıtlar çıkarır, ye­ni şiirlerinden okurdu: "Sevincimin kumaşında parlayan üzüntü lekeleridir / Silip de bir türlü çıkaramadığım içimin dökülen mürekkebidir" Sokaktan gelen mızıka sesi içeriyi doldururdu. Sigara üstüne sigara yakardı parmaklar. Ge­ce çökerdi ağır ağır. Turşuydu, pastırmaydı, şiirdi, mızı­kaydı derken şenlenirdi bizim de kederli gecemiz. 

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

 

A) Günün belli bir zamanı anlatılmıştır.

B) Tanık göstermelere başvurulmuştur.

C) Sözcüklerin duygusal anlamından yararlanılmıştır.

D) Okuyucuda izlenim uyandırma amaçlanmıştır.

E) Benzetme ve mürsel mecazlara yer verilmiştir. 


14. Şehirlerin ruhu var mıdır? (I) Varsa nedir bir şehrin ruhunu oluşturan şey? (II) Büyüklüğü mü, kültürü, tarihi ve yapılarının içimize işleyen etkisi mi? (III) Şehrin kalabalığı mı ya da içinden bir nehir geçmesi mi? (IV) Şehre yüksek bir tepeden bakarken mi, yerin altındaki tarihi bir geçitte mi? (V) Belki de uğultulu bir sabah işe giderken, akşama doğ­ru şehrin bütün yorgunluğunu üstümüzde evimize taşırken ya da bütün şehirle birlikte bir gece yatağımıza uzanırken... 

Düşüncenin akışına göre, bu parçada numaralanmış yerlerden hangisine "Peki, nerede, ne zaman hissederiz şehrin ruhunu?" cümlesinin getirilmesi uygun olur? 

A) I.                   B) II.          C) III.          D) IV.          E) V. 


15. Bir yabancı dili ne kadar iyi öğrenirseniz öğrenin, ana dili­niz kadar egemen olamazsınız o dile. Bu nedenle kendi dilinizden yabancı dile çeviri yapmak, o dilden kendi dilini­ze çeviri yapmaktan çok daha zordur. Bu zorluk nedeniyle çevirmenlerin çoğu  --- .

 

Bu parçanın son cümlesi, aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanabilir? 

A) ana dillerinin inceliklerini öğrenmek istemezler

B) çeviri işinin bir ana dili yeterliliği olduğunu bilmezler

C) işe yabancı dillerden dilimize çeviri yapmakla başlarlar

D) yabancı dilleri de iyi bilmek gerektiğini savunurlar

E) yapıtın aslına bağlı kalmanın gereksizliğini ileri sürerler 


16. Az bilinen dünya dillerinden Batı dillerine kitapları çevrilen bütün yazarlar şu sorunu yaşamıştır: Romancı kendi ya­şamının şiirselliğinden ya da gizemli yanlarından içtenlik­le bahseder; eleştirmenler ve okurlar ise yazarın ülkesindeki hayatın şiirselliğinden ya da gizemli yanlarından söz açıldığını düşünerek okurlar onu. Romancıların en gizli hayalleri ve kişisel yaratıcılığı, ait olduğu ulusun ilginç bir tasviri olarak algılanır. 

Bu parçanın ilk cümlesinde sözü edilen sorun aşağıdakilerden hangisidir? 

A) Kitapları başka dillere çevrilmeyen yazarların Batı'da tanınmaması

B) Yazarın kimliğiyle ulusunun kimliğinin birbirine karıştrılması

C) Sanatsal başarının diğer alanlardaki başarının gölgesinde kalması

D) Bir ülkenin başarısının başka ülkelerce gasp edilmesi

E) Bir topluma özgü hayallerin başka toplumlarca anlaşılamaması 


17. Küçüklüğümde benim yaşlarımda bir çocuk, elindeki sapanı gerip taşı atarak beni gözümün altından yaraladı. Ço­cuğun adı Hasan'dı. Yıllar sonra kitaplarımı okuyan bir başka Hasan, romanlarımdaki bütün Hasanların neden kötü olduklarını bana sorunca hatırladım bunu. Küçükken annemle alışverişe çıktığımızda, kanlı önlükler içinde uzun bıçaklarıyla çalışan, verdikleri yağlı et parçalarını yiyemediğim kasapları hiç sevmezdim. Kasaplar, kitapla­rımda kaçak hayvan kesen, karanlık işler yapan kişiler olarak gözükür.

 

Bu parçada yazarın asıl söylemek istediği aşağıdakilerden hangisidir? 

A) Roman kahramanlarını genellikle kötü kişilerden seçti­ğini

B) Kitaplarını oluştururken okurlarının düşüncesine önem verdiğini

C) Roman ve öykülerini çocukların da okuması gerektiği­ni

D) Kahramanlarını oluştururken, çocukluğunda yaşadık­larından etkilendiğini

E) Çocukluğunda sürekli olumsuz durumlarla karşılaştığı­nı 

18. Avrupa bize şiiri öğretemezdi, çünkü şiiri biz ona öğrete­cek durumdaydık. Edebiyatımız baştanbaşa şiirdi, saray da, medrese de, tekke de şair yetiştiriyor, herkes şiirle il­gileniyordu. Fransız edebiyatında "bulunmaz Hint kumaşı" olan "güzel dize" bizde sıradan hâle gelmişti. Yani Fransız şiirinin aradığı hayal ve ahenk sarhoşluğundan biz bez­miştik. Ama bayağılıktan kurtulmak, eşsiz düşlerin tadı ile yaşamak isterken yeryüzü ile bağlarımızı kopardık. Güze­li yalnız gökyüzünde görüyor, iç âlemden çıkarıyorduk. O kadar ki yaşayabilmek için yeryüzüne inmek, yanımızı yö­remizi görmek, "bayağılaşmak" zorunda kaldık. Avrupa bi­ze güzeli yeryüzünde görmeyi öğretti. 

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir? 

A) Eski edebiyatımıza hâkim türün şiir olduğuna

B) Şiirin Türk edebiyatında Avrupa'dakinden daha köklü ve gelişmiş bir tür olduğuna

C) Eski şiirimizdeki güzellik anlayışının yaşamın somut gerçeklerinden uzaklığına

D) Türk şiirinin yüzünü yaşamdaki somut gerçeklere dön­mesinde Batı kültürünün etkisine

E) Eski Türk şiirinde güzel dize kurmaya önem verilmediğine    


19. Orhan Kemal köşeli bir yazardır. Ne söylemek istediğini, siyasi görüşlerini, toplumsal kaygılarını netlikle ortaya koymuştur. Bir yazın adamı olarak tüm yapıtlarını koyu bir gerçekçilik anlayışıyla kaleme almıştır. Yaşadığı Çukuro­va'nın sıcağını, sivrisineğini, iri çekirdekli şeker gibi karpu­zunun tadını, vardiya çıkışında yorgun işçileri, komşu ka­dınların iğneli sözlerini, pazar yerinin gürültüsünü, işçi ve işverenin bitmez tükenmez kavgalarını, büyük kent düşle­ri kuran genç kızları bulursunuz onun romanlarında. 

Bu parçada Orhan Kemal'le ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir? 

A) Farklı kesimlerden kahramanlarla özdeşleşmeyi başardığına

B)Toplum sorunlarına duyarsız kalmadığına

C) Gerçekleri değiştirmeden yansıtmayı ilke edindiğine

D) Yapıtlarında açık sözlü, doğrudan bir yol izlediğine

E) Gözlemlerinden yararlandığına 


20. Meslek sahipleri, halkla olan ilişkilerinde dile gereken öne­mi vermiyorlar. Hastasıyla yalnızca meslektaşlarının anlayabileceği bir dille konuşan bir doktoru düşünün. iyi ileti­şim kurduğunu söyleyebilir miyiz? Yine bunun gibi bir avu­katın, bir yargıcın ağır hukuk terimleriyle yurttaşları yasalar konusunda ne derece aydınlattığı sorulabilir. Bu ne­denle terim kullanmaktan kaçınılmalı, bunları aşağı yuka­rı karşılayan ifadeler seçilmelidir. İşini iyi bilen bir meslek adamı, sorunları günlük, konuşulan dille anlatan, bunu ba­şaran kişidir. 

Bu parçada aşağıdakilerden hangisi anlatılmak istenmemiştir? 

A) Terimlerle yüklü ifadeler kullanılmadan da uzmanlık alanlarıyla ilgili bilgi verilebileceği

B) Halkla iletişim kurmada en büyük güçlüğü tıp ve hukuk adamlarının yaşadığı

C) Gündelik dilin, bilimsel sorunların anlatılmasında yetersiz kalmayacağı

D) Sorunları, halka halkın anlayabileceği bir dille aktar­mak gerektiği

E) Meslekteki başarının halkla iletişimde kullanılan dille ilişkili olduğu 


21.(I) Türk şiirine yeni bir kişilik kazandırma çabalarına, Şinasi'nin çeviri şiirleriyle başlattığı yeni biçim arayışları öncülük etmiştir. (II) Şinasi, Mustafa Reşit Paşa için yazdığı kasidede eşleme kafiye biçimi kullanarak kaside yapısında değişiklik yapmış, Namık Kemal de "Hürriyet Kasidesi"nde onu izlemiştir. (III) Tanzimat Döneminde eski nazım biçimlerinin bazıları terk edilmiş; terk edilmeyenler arasında en çok tercih edilen, gazel olmuştur. (IV) Gazel türü de Ziya Paşa ve Namık Kemal'le birlikte klasik özelliklerini kaybet­meye başlamıştır. (V) Ancak Tanzimat'ın II. kuşağından Abdülhak Hâmit, ilk dönemde başlayan yenileşme çabalarını sekteye uğratmış ve eski şiirin biçim özelliklerine ısrar­la bağlı kalmıştır. 

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bil­gi yanlışı vardır? 

A) I.                    B) II.          C) III.          D) IV.          E) V. 


22.    ---, şiirin konusunda yaptıkları değişikliklere, kendilerinden önceki dönemin getirmiş olduğu "her güzel şeyin" şi­ire konu olabileceği formülündeki "güzellik" kaydını kaldır­makla başladılar. Böylece şairin bir yönden ilgisini çeken her şeyin şiire konu olabileceği kabul edilmiş oldu. Bununla birlikte gerek kendi yapıları gerekse yaşadıkları döne­min ağır siyasi ve toplumsal koşulları yüzünden çoğunluk­la kişisel duygu ve hayallere, aşk, doğa, aile hayatı gibi te­malara yer verdiler. Toplumsal konulardan uzak durdular. Fransız şiirini çok iyi tanıdıklarından, o kanaldan yeni bir duyuş ve hayal kuruş tarzı, yeni bir zevk ve estetik, yeni biçimler getirdiler. 

Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangi­si getirilmelidir? 

A) Fecr-i Aticiler                                  B) Tanzimatçılar

C) Servet-i Fünuncular                      D) Genç Kalemler

E) Garipçiler 


23.    

Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş

Eşini gâib eyleyen bir kuş

      gibi kar

Geçen eyyâm-ı nevbahârı arar... 

Bu dizelerden hareketle, Servet-i Fünun şiiri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez? 

A) Ahengini yalnız sözcüklerin uyum içerisinde bir araya getirilmesinden alan bu şiirde, ölçü ve uyak ihmal edil­miştir.

B) Fransız edebiyatının etkisiyle şiirde orijinal imgeler kullanmaya ve söz sanatlarından yararlanmaya özen gösterilmiştir.

C) Uzun sesli ve ahenkli söyleyişe, müzik değeri olan sözcüklere ve Farsça tamlamalara yer verilmiş, doğal dilden uzaklaşılmıştır.

D) Sosyal temalardan uzaklaşılmış; yalnızlığın, sükûnetin ve hastalıklı duyuşların hâkim olduğu bir şiir yaratılmıştır.

E) Şiirde bir cümlenin, bir dizede tamamlanmayarak diğer dizelere taşması sonucunda, şiir düz yazıya yaklaştırılmıştır. 


24.    "Celalettin Harzemşah" adlı tiyatro eserinin "Celal Mukad­dimesi" olarak bilinen ön sözünde, divan şiiri konusunda özetle şunlar yer alır: "Divanlardan biri okunurken insan içine girdiği dünyayı zihninde canlandırırsa ayağını Satürn'ün tepesine basmış, hançerini Merih'in göğsüne saplamış kahramanlar; göğü tersine çevirmiş de kadeh diye önüne koymuş, cehennemi alevlendirmiş de dağ diye göğsüne yapıştırmış, bağırdıkça gökleri sarsan, ağladıkça dünyayı kan tufanlarına boğan âşıklar; boyu serviden uzun, beli kıldan ince, ağzı zerreden ufak, kılıç kaşlı, kargı kirpikli, yılan saçlı sevgililer göreceğinden kendini devler, gulyabaniler âleminde zanneder." 

Bu parçadan yola çıkılarak aşağıdakilerin hangisi söylenemez?

 

A) Namık Kemal, yazdığı bir tiyatro eserinin ön sözünde şiir hakkındaki düşüncelerini açıklamıştır.

B) Tanzimat Döneminde divan şiirine yönelik alaycı eleştiriler yapılmıştır.

C) Namık Kemal, tiyatro ve romanlarında realizmin ilkelerini eksiksiz uygulamıştır.

D) Namık Kemal, eski edebiyatın mübalağalı anlatımını eleştirmiştir.

E) Namık Kemal'e göre, divan edebiyatında mazmunlara dayalı bir anlatım söz konusudur.


 25. Samipaşazade Sezai, Dilber adlı güzel ve içli bir Çerkez kızının başından geçen olayları konu ettiği "Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat" adlı romanında, kölelik-cariyelik kurumlarının da eleştirisini yapar, esaretin insanlık dışı olduğu üzerinde durur. 

Bu cümledeki bilgi yanlışı aşağıdakilerin hangisinde belirtilmiştir? 

A) Samipaşazade Sezai'nin romanı "Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat" değil "Sergüzeşt"tir.

B) "Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat" roman değil, tiyatro türünde bir yapıttır.

C) Samipaşazade Sezai, esaret konusunu değil, görücü usulü evlilik konusunu ele almıştır.

D) "Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat"ın yazarı Samipaşazade Sezai değil, Ahmet Mithat Efendi'dir.

E) Söz konusu romanın kahramanı olan genç kızın adı Dilber değil, Zehra'dır. 


26.    Aşağıda verilen bilgilerden hangisi, ayraç içinde adı verilen sanatçıya ait değildir?

A)İlk romanı olan "Nadide"de halk dilinden gelen sözcük ve deyimlere yer vermiş, meddah tarzını andıran bir üslup kullanmıştır. Daha çok eleştiri alanında tanıdığımız yazar, Servet-i Fünun'da dili en sade kullananlar­dan biridir. (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

B) Servet-i Fünun şiir estetiğinin oluşumunda büyük emeği geçen şair, sembolizmden etkilenmiştir. Daha çok aşk ve tabiatın değişen hâllerini konu ettiği şiirle­rinde aşırı duygusallığı elden bırakmamıştır. (Cenap Şahabettin)

C) Temel eksenini aşk duygusunun oluşturduğu öykü ve romanlarında üslup dağınıktır. Aşk ve masumiyet duygularını ön plana çıkardığı "Eylül" romanı, edebiyatı­mızda ilk güçlü psikolojik roman sayılır. (Mehmet Rauf)

D) Parnasyenlerin ayrıntılara bakma ve onları dikkatle işleme çabaları, sembolistlerin ahenge olan düşkünlük­leri, onun sanatının özünü oluşturmuştur. Fakirlik ve merhamet konusunu ele aldığı şiirlerindeyse Coppee etkisi görülür. (Tevfik Fikret)

E) Romanlarında realizmin ilkelerini başarıyla uygulamış, modern Türk romancılığının babası sayılmıştır. Men­sur şiir tarzının da öncülüğünü yapan yazar, bu türdeki yazılarını "Mezardan Sesler"de toplamıştır. (Halit Zi­ya Uşaklıgil)


27. I. İlk döneminde İngiliz edebiyatının etkisinde romanlar yazmış, bu romanlarında aşkı işlemiş, kadın psikoloji­si üzerinde durmuştur.

II. İlk romanlarından "Seviye Talip" ve "Handan", ilk öykü kitabı "Harap Mabetler", edebiyat çevrelerinde ilgiyle karşılanmıştır.

III. Ünlü "Sultanahmet Mitingi" ile halkı coşturmuş, "Milli Mücadele"de bizzat rol almıştır.

IV. Romanlarında başkahramanlar, genellikle üstün özelliklere sahip kadınlardır.

V. Yapıtlarında mizah ve eleştiri vardır, yapıtlarının en önemli özelliği hicivdir. 

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde Halide Edip'le ilgili bilgi yanlışı vardır? 

A) I.       B) II.     C) III.       D) IV.                E) V. 


28. 1908'den sonra, sadece bireysel temaları işleyen, dilde Servet-i Fünun nesrinin bir devamı olan, sosyal hayat ve onun sorunları ile genellikle ilgisiz --- tarzının yanı başın­da; daha çok hayata ve sosyal sorunlara yönelen, yapma dil ve üslubu bir yana bırakarak konuşma dilini ve üslubu­nu temel almaya çalışan yeni bir hikâye ve roman tarzının yer almaya başladığı görülür. Bunların arasında Ebubekir Hâzım'ın Küçük Paşa romanı ile --- Memleket Hikâyeleri gibi, olayların geçtiği yerleri İstanbul dışına çıkaranlar ol­duğu gibi hikâyeleri gibi milliyetçiliği sosyal bir davranış olarak ön plana çıkaranlar da vardır.

 

Bu parçada boş bırakılan yerlere getirilmesi gereken­ler aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir? 

A) Fecr-i Ati, Refik Halit'in, Ziya Gökalp'in

B) Milli Edebiyat, Mehmet Emin'in, Ömer Seyfettin'in

C) Cumhuriyet, Ziya Gökalp'in, Mehmet Emin'in

D) Fecr-i Ati, Yakup Kadri'nin, Ömer Seyfettin'in

E) Fecr-i Ati, Refik Halit'in, Ömer Seyfettin'in 


29. ---, Servet-i Fünun romanının gözde olduğu dönemde --- tarafından açılan popüler roman çığırını devam ettiren bir yazar oldu. Bu roman tarzını benimserken ustasının romanlarındaki bazı teknik kusurları da benimseyecek kadar ileriye gitmesine karşın, onun gibi, çok değişik roman anlayışlarına ve çeşitlerine örnek verme yoluna sapmaya­rak genellikle tek bir roman anlayışında ve çeşidinde ısrar etti. Tarz olarak gözleme dayalı romanlar, çeşit olarak da mizaha sırtını dönmeyen töre romanları yazdı.

 

Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla getirilmesi gereken adlar, aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir? 

A) Ahmet Rasim, Namık Kemal

B) Hüseyin Rahmi, Ahmet Mithat

C) Ahmet Rasim, Hüseyin Rahmi

D) Halit Ziya, Namık Kemal

E) Mehmet Rauf, Ahmet Mithat 


30.    Ahmet Muhip Dıranas'la ilgili aşağıdaki yargıların hangisinde bilgi yanlışı vardır? 

A) Sembolizmden etkilenmiş, şiiri şiir yapan ögeler üzerinde durmuş, imgelerinin zenginliğiyle dikkat çekmiş­tir.

B) Oyunlarında düşle gerçek, geçmişle şimdi, alın yaz­sıyla istem, yaşamla ölüm arasındaki iç çatışma görü­lür.

C) Türk edebiyatında öz şiir anlayışının güçlü temsilcilerinden olan sanatçı, geleneksel biçimlere ses ve uyum tazeliği getirir.

D) Şiirlerinde güncel ve toplumsal sorunlara değil, insan duygusunun sonsuzluğuna yönelir.

E) Şiirlerinde ağır basan aşk ve ölüm konusu, öykülerinde de bütün kuvvetiyle kendini gösterir. 


31.      

Gezginim, açık denizlerden yanayım

Biraz da Akdenizliyim, bu işte böyle kalır

Akdenizli herkes konuşur duyarlığını

Başka ne kalır

Biz ki bir konuşuruz geriye on şey kalır 

Bu dizeler aşağıdaki şairlerden hangisine ait olabilir? 

A) Behçet Kemal Çağlar                    

B) Edip Cansever

C) Ahmet Hamdi Tanpınar              

D) Orhan Şaik Gökyay

E) Mehmet Çınarlı    


32. I. Geleneklere bağlı olan Naim Efendi, II. Abdülhamit dönemi ileri gelenlerinden emekli bir nazırdır. Damadı Servet Bey, alafrangalık düşkünüdür. Torunları Cemil ile Seniha da eskiyi beğenmeyen, yeniyi hazmedemeyen birer züppedir.

II. Kara sakallı, güzel sesli şeyh, zevk ve şehvet düşkünüdür. Çıkarlarıyla zevklerini birleştirmeyi bilmektedir. Tekkesine düşen zengin ve güzel kadınlar, onun elinden kendilerini ve servetlerini kurtaramazlar.

III. Ahmet Samim ve Ahmet Kerim, II. Meşrutiyet Dönemi gazetecileridir. Her ikisi de ittihat Terakki'nin kaba kuvvete dayanan yöntemine yazılarıyla karşı çıkar.

IV. Ahmet Celal, bir paşa oğludur. Birinci Dünya Savaşı'nda bir kolunu kaybetmiştir. İstanbul'un işgali üzer­ne emir eri Mehmet Ali'nin çağrısına uyarak onun O­ta Anadolu'da Porsuk kıyısındaki köyüne gidip yerleşir. 

Yakup Kadri'nin kimi kahramanlarına, konularına değinilen romanları, aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

 

A) Sodom ve Gomore, Nur Baba, Hep O Şarkı, Yaban

B) Ankara, Sodom ve Gomore, Kiralık Konak, Panorama

C) Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Yaban

D) Yaban, Kiralık Konak, Hep O Şarkı, Ankara

E) Ankara, Sodom ve Gomore, Nur Baba, Yaban 


33.     

Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya

Alsa bu soğuk taşlar alnımdaki ateşi

Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya

Ölse kaldırımların kara sevdalı eşi 

En tanınmış şiirlerinden biri olan "Kaldırımlar"dan alınan bu dörtlükten hareketle, Necip Fazıl Kısakürek hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez? 

A) Ölüm temasını mistik bir bakış açısıyla ele alan Cumhuriyet Dönemi şairlerindendir.

B) Geleneksel Türk şiirinin hece ölçüsünü, yeni ve zengin bir söyleyiş ustalığıyla kullanmayı başarmıştır.

C) Halk şiirine dayanmakla birlikte uyak ve ahenk bakımından daha zengin bir şiir yaratmıştır.

D) Gündelik dertleri içinde yaşayıp giden sıradan insanı, şairaneliğe kaçmadan yansıtmıştır.

E) Öz ve biçim uyumuna, sözcüklerin seçimi ve kullanımına, işçiliğe önem vermiştir.


 34. Yüz yıl önce yazılmış bir romanın kişileri, kimileyin çevremizdekilerden daha yakındır bize. Roman sayfalarında görünen ve zihnimizde izler bırakan Bihterler, Suadlar, Hakkı Celisler, Mümtazlar ne çok şeyi paylaşırlar bizimle. Kalbimiz onlara ne de çok şey borçlu. 7

Bu parçada aşağıdaki romanlardan hangisinin kahra­manı anılmamıştır?

 

A) Huzur                                               B)Aşk-ı Memnu

C) Eylül                                                 D) Kiralık Konak

E) Fatih-Harbiye 


35. Cumhuriyetin ilk yıllarında yeni bir edebiyat çığırı girişimi görülür Türk edebiyatında. Bu, Milli Edebiyatçıların sığlık­larına, gerçekçilikten uzak memleketçiliklerine bir tepkidir. Bir grup sanatçı, tıkanan Türk şiirine yeni ufuklar açmak amacıyla bir araya gelir, ortak bir kitap çıkarırlar. Ancak amaçlarına ulaşamazlar ve aralarından sadece biri şiire devam ederek adını Türk edebiyat tarihine yazdırır. Gerek hece ölçüsüyle gerekse ölçüsüz; ev-aile sevgisi, çocukluk özlemi, yoksul yaşamlara karşı utanç ve acıma, kadere boyun eğme, küçük mutluluklarla yetinme gibi konularda şiirler yazar. 

Bu parçada sözü edilen şair aşağıdakilerden hangisidir? 

A) Behçet Necatigil

B) Ziya Osman Saba

C) Ahmet Muhip Dıranas

D) Faruk Nafiz Çamlıbel

E) Ahmet Kutsi Tecer 


36. Aşağıdaki açıklamaların hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?

A) Güngör Dilmen, Midas'ın Kulakları ile başlayarak Antik Yunan tragedyalarının koro ve dans ögelerini modern biçimde kullandı.

B) Necati Cumalı, Boş Beşik ve Nalınlar gibi oyunlarında kırsal kesimde yaşayan insanların dramını işledi.

C) Daha çok, bireysel başkaldırı temaları üzerinde duran Orhan Asena, Tanrılar ve İnsanlar'da Sümer destanı Gılgamış'ı çağdaş bir yorumla sahneye uyarladı.

D) Osmanlı tarihinin çeşitli dönemlerini anlatan oyunlarıyla tanınan Turan Oflazoğlu, daha çok Deli İbrahim, Kösem Sultan ve IV. Murat gibi oyunlarıyla tanınır.

E) Türkiye'de epik tiyatronun kurucusu sayılan Haldun Taner, para-insan ilişkisini ele alan Canlı Maymun Lokantası adlı absürt oyunuyla öne çıkmıştır. 


37.    Aşağıdaki şair-yapıt eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır? 

A) Attilâ ilhan - Elde Var Hüzün

B) Oktay Rifat - Perçemli Sokak

C) Yahya Kemal - Eski Şiirin Rüzgârıyla

D) Behçet Necatigil - Örümcek Ağı

E) Bedri Rahmi Eyuboğlu - Karadut 


38.Cumhuriyet Dönemi hikâye ve romanıyla ilgili aşağıdaki açıklamaların hangisinde bilgi yanlışı vardır? 

A) 1930'lu yıllardan başlayarak Sabahattin Ali, Ahmet Hamdi Tanpınar, Tarık Buğra gibi toplumcu gerçekçi sanatçılar köylüden, işçiden, dar gelirliden söz ederek toplumsal eşitsizlikleri, çatışmaları ön plana çıkardılar.

B) Halide Edip, Yakup Kadri, Reşat Nuri gibi yazarlar eserlerinde Milli Mücadele, Atatürk ilke ve inkılapları, halkın ve Anadolu insanının yaşama tarzını işlemiştir.

C) Samiha Ayverdi, Peyami Safa, Mustafa Kutlu olaylardan ve insanlardan hareketle insanın iç dünyasını anlatmaya yöneldi.

D) Sait Faik ve Haldun Taner, geleneksel anlatım yolları dışında yeni arayışlar içine girdiler, öyküyü modernleştirdiler.

E) Oğuz Atay, Orhan Pamuk romanlarında çok farklı anlatım yollarını, tekniklerini bir arada kullanarak gerçek ile kurguyu iç içe verdiler.


 39. Aşağıdakilerden hangisi, Ahmet Rasim, Falih Rıfkı ve Nurullah Ataç'ın ortak özelliğidir? 

A) Düz yazılarının yanı sıra şiirleriyle de tanınmış olmaları

B) Daha çok, öğretici türlerde yazdıkları yazılarla ilgi çek­meleri

C) Düz yazıda devrik cümlenin gerekliliğini savunmaları

D) Edebiyata düz yazıyla başlayıp sonra şiire yönelmeleri

E) Mensur şiir tarzında eser vermeleri 


40. Verlaine, Şiir Sanatı adlı şiirindeki "Musiki her şeyden önce musiki" dizesiyle şiir anlayışını açıklamıştır. 

Aşağıdaki şairlerden hangisi, Verlaine ile aynı anlayışta değildir?

 

A) Ziya Osman Saba                       

B) Ahmet Haşim

C) Cahit Külebi                               

D) Ahmet Muhip Dıranas

E) Ahmet Hamdi Tanpınar 


41. I. "Kürk Mantolu Madonna, Kuyucaklı Yusuf" adlı romanlarında okurun gerçekliği daha derinden algılamasını sağladı.

II. "Tutunamayanlar" adlı romanında Türk aydınını, ince ve derinlikli bir mizahla anlatmıştır.

III. "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz" adlı romanı, tiyatroya uyarlanarak Şehir Tiyatroları tarafından sahnelendi.

IV. "Aylak Adam" ve "Anayurt Oteli" adlı romanlarında psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temasını başarıyla işledi.

V. "Aganta Burina Burinata" adlı romanında denizi ve deniz insanlarını anlattı. 

Bu cümlelerde, aşağıdaki sanatçılardan hangisinin eserlerine dair bir açıklama yapılmamıştır?

 

A) Halikarnas Balıkçısı                       B) Sabahattin Ali

C) Aziz Nesin                                        D) Oğuz Atay

E) Peyami Safa 


42.    Aşağıdaki sanatçı-eser-tür eşleştirmelerinin hangisinde bir yanlışlık yapılmıştır?

A) Rabelais - Gargantua - roman

B) Dante - ilahi Komedya - şiir

C) Boccacio - Decameron - hikâye

D) Shakespeare - Tartuffe - tragedya

E) Cervantes - Don Kişot - roman 


43.    Emma'nın okuduğu bu kitaplarda hep aşktan, sevgiliden, ıssız köşklerde bayılıp kalan işkence görmüş kadınlardan, her konak yerinde bir ikisi öldürülen sürücülerden, her sayfada biri çatlatılan atlardan, karanlık ormanlardan, gönül endişelerinden, yeminlerden, hıçkırıklardan, gözyaşlarından, öpüşlerden, mehtaplı gecelerde yüzen sandallardan, ağaçlıklarda feryat eden bülbüllerden, birer aslan gibi yiğit, birer kuzu gibi yumuşak huylu, benzersiz derecede erdemli, daima tertemiz giyinip kuşanmış ve çağlayanlar gibi ağlayan beylerden, hep bunlardan söz ediliyordu. 

Bu parçada sözü edilen kişinin ne tür kitaplar okudu­ğu söylenebilir?

A) Klasik şiirler                                    

B)Romantik romanlar

C) Realist romanlar                            

D) Sembolist şiirler

E) Sürrealist kitaplar 


44.    Aşağıdaki dizelerin hangisinde tam uyak vardır?

A) Dalgın duyuyor rüzgârın ahengini dal dal

Baktım süzülüp geçti açıktan iki sandal

B) Bilmem ki adını onun kim saklar

Besbelli üşütür soğuk topraklar

C) Bin bahçeli beldemizi yad ellere bıraktık

Gölgesinde barınacak tek ağacım yok artık

D) Kimi solgun, sarışın; kimi ak, kimi kara

Kiminin arkasından görünüyor Ankara

E) Elimle batırmışım gençliğimi

Binip gideceğim en güzel gemi 


45. Aşağıdakilerin hangisinde yapılan açıklama, parantez içinde verilen metin türüyle uyuşmamaktadır? 

A) Üzerinde yazıldığı günün tarihini taşıyan, konuşma diline yakın bir anlatımla kaleme alınan ve kişinin yaşam serüveninden sıcağı sıcağına kesitler sunan bir türdür. (anı)

B) Gezilip görülen yerlerle ilgili bilgi, gözlem, yaşantı ve izlenimlerin aktarılmasıyla oluşturulan metinlerdir. (gezi yazısı)

C) Alanlarında ünlenmiş kişilerin yaşam serüvenlerini anlatan, eserlerini tanıtan, ülkelerine ve insanlığa neler kazandırdıklarını ya da kaybettirdiklerini dile getiren metinlerdir. (biyografi)

D) Gazetelerde, haftanın belli günlerinde periyodik olarak çıkan, ülke ve dünya gündemindeki konularla ilgili görüş, yorum ve değerlendirmeler içeren bir türdür. (fıkra)

E) Çeşitli konularla ilgili özgün düşüncelerin sorgulayıcı ve zevk verici bir bakış açısıyla anlatılmasına olanak sağlayan, gücünü yazarın içtenliğinden ve kültür birikiminden alan türdür. (deneme) 


46. İmge, sanatçının çeşitli duyularıyla algıladığı özel, özgün bir görüntünün dile aktarılışıdır; bir betimleme değil, öznel bir yorumlama sayılabilir ve tamamen şairin düş gücünün ürünüdür. 

Bu cümledeki açıklamaya göre aşağıdakilerin hangisinde imgeden en az yararlanılmıştır? 

A) Resmini astılar işlek yerlerine kentin

Çarşı içinde bir zaman daha konuşuldun

Su, sarnıçlardan bakraçlara çekiliyordu

B) Göğüs kafesindeki yetimim

Artık keman yaylarına sürtüyorlar seni

Sen ki hazırdın buna da

C) Halkın imlası taşarsa coğrafyadan

Geçer onlar iki yağmur damlasının arasından

Göstererek devlete bütün zarafetini

D) Siyahın gezginiyim, her gün daha derine

Yanar akşamla caddede vebalı lambalar

Bezgin, sıkıntıyla bakar herkes benzerine

E) Kara yeller ak yelleri dövende

Sevdanı yüreğine kuşat

Al sesimi vur kanının gümbürtüsüne


 47.

Her zulmü, kahrı boğmaya bir parça kan yeter,

Ey Şark uyan yeter, ey Şark uyan yeter! 

Bu ikilikle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

 

A) İlk dizede "kan" sözcüğüyle vatan uğruna ölmek kastedilerek mecaz-ı mürsel yapılmıştır.

B) İkinci dizede Doğu toplumlarına seslenilerek nida sanatı yapılmıştır.

C) Dizeler arasında redif ve tam uyak vardır.

D) Lirik şiire özgü nitelikler ağır basmaktadır.

E) İkinci dizede tekrir sanatı yapılmıştır. 


48. Aşağıdakilerin hangisinde cümleyle ayraç içinde veri­len terim uyumsuzdur? 

A) Hayvanlar, bitkiler ve cansız nesneler arasında geçtiği hayal edilen, teşhis ve intak sanatlarına dayanan öğretici hikâyeler. (fabl)

B) Şiirin nazım birimi, uzunluk, uyak örgüsü, kompozis­yon yapısı gibi kuruluşla ilgili özellikleri açısından aldığı ad. (nazım biçimi)

C) Bir dili meydana getiren ses, sözcük yapılışı, sözcük dağarcığı, anlam değişmeleri, cümle kuruluşu gibi unsurları inceleyip kurallara bağlayan bilim. (dil bilgisi)

D) Bir kişinin, bir ailenin ya da bir topluluğun belirli bir zaman dilimi içinde yaşam ve yaşayış dönemlerini birbirini bütünleyecek biçimde anlatan roman dizisi. (tarihi roman)

E) Aşk, özlem, ayrılık gibi konularda kişisel duygulanımların dile getirildiği, coşkulu bir anlatımın kullanıldığı şiirler. (lirik şiir) 


49. I. Şairin din ve tasavvuf düşüncesini aktardığı şiirlere denir. Ahmet Yesevi bu tarz şiirleriyle ünlüdür. (hikmet)

II. Tanrıyı övmek, ona yalvarmak için söylenen lirik şiirlerdir. (ilahi)

III. Tasavvuf düşüncesine göre evrenin yaratılışı ve Tanrı'ya dönüşü işleyen şiirlere denir. (nutuk)

IV. İnançlardan alaylı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlerdir. Bu türde aslında tasavvufi kavramlar işlenir. (şathiye)

V. Tarikata yeni girenlere girdiği tarikatın kurallarını öğreten, didaktik şiirlerdir. (devriye) 

Yukarıda numaralanmış açıklamalarla birlikte verilen nazım biçimlerinden hangi ikisi yer değiştirirse bilgi yanlışlığı giderilmiş olur?

A) I. ve II.          B) I. ve III.      C) III. ve V.

D) II. ve IV.               E) IV. ve V. 


50.Aşağıdaki açıklamalardan hangisi ayraç içinde verilen terimle uyuşmamaktadır? 

A) Geçmişte belli bir meslekte öne çıkmış kişilerin yaşam öykülerinin toplandığı eser. (tezkire)

B) Divan edebiyatında kullanılan, belli bir kavramı anlatan ya da çağrıştıran kalıplaşmış söz. (mazmun)

C) Bir şairin, başka bir şairin şiirine aynı nazım biçimi, ölçü ve uyakla yazdığı karşılık. (nazire)

D) Nazım biçiminde yazılan, imgesel bir dil taşımayan dil ürünü. (manzume)

E) Divan şiirinde altı dizelik bentlerle oluşturulan nazım biçimi. (münşeat) 


51. Aşağıdakilerin hangisinde divan edebiyatıyla ilgili bir bilgi yanlışı vardır?

A) Kuran, hadis, peygamber ve evliya hikâyeleri, Arap ve İran mitolojisi, tasavvuf bu şiirin kaynaklarıdır.

B) Söyleyişte ustalık göstermek amacıyla süslü anlatıma, söz sanatlarına sıkça başvurulmuştur.

C) Beyit ve bent nazım birimiyle yazılan şiirlerde nazım birimleri, şiirin bütünündeki ortak temaya hizmet için kullanılmıştır.

D) Aynı temalar, aynı ahenk ve yapı unsurlarıyla bunların dışına çıkmadan güzel bir şiir dili oluşturmak amaçlan­mıştır.

E) Genellikle içki meclisleri, aşk, aşkın getirdiği çaresizlik, ulaşılmaz sevgiliye hasret gibi temalar işlenmiştir. 


52.                  I. Grup                  II. Grup

              I.       Kaside                   Tazarruname

            II.      İnşa                      Taç beyit

            III.    Mevlit                   Miratü'l Memalik

            IV.      Tezkire                 Süleyman Çelebi

             V.      Gezi yazısı

 

Yukarıda I. grupta verilen terimlerden hangisi II. grup­takilerden biriyle ilişkilendirilemez? 

A) I.       B) II.    C) III.                 D) IV.    E) V. 


53.    Geleneksel Türk tiyatrosu ile modern Türk tiyatrosunu karşılaştıran aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yanlışlık yapılmıştır? 

A) Geleneksel tiyatroda kahramanlar yalnızca tip özelliği gösterirken modern tiyatroda tiplerle birlikte karakterler de göze çarpar.

B) Geleneksel tiyatro sözlü geleneğe bağlıyken modern tiyatro yazılı bir metne bağlı olarak oluşturulur.

C) Modern tiyatroda Batı'ya ait edebi akımların etkisi görülürken geleneksel tiyatroda bu akımların etkisi görülmez.

D) Geleneksel tiyatroda şive taklitlerine ve yanlış anlamalara bağlı salt güldürü amaçlanırken modern tiyatroda daha çok güldürürken düşündürme ve eğitme amaçlanır.

E) Modern tiyatroda olaylar yüzeysel biçimde aktarılırken geleneksel tiyatroda olaylar bütün ayrıntısıyla anlatılır. 


54. Bunlar da onlar gibi sözlü uzun hikâyelerdir. Olay ve kişilerin olağanüstü bazı nitelikleri vardır. Onlar gibi büsbütün manzum olmasalar da manzum kısımları vardır. Onlardan ayrılan tarafları ise mitologyaya dayanmayışları, çarpıcı ve parlak bir üsluptan uzak oluşları, iki ayrı millet, din yahut ilahlarla insanlar arasındaki mücadele yerine, toplum içi din, mezhep, zümre ve çıkar çekişmelerini konu edinmeleridir. 

Bu parçada "bunlar" ve "onlar" zamirleriyle anılıp birbiriyle karşılaştırılan iki tür, aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir? 

A) mesnevi - destan

B) masal - halk hikâyesi

C) masal - türkü

D) halk hikâyesi - destan

E) destan - masal


55.  ---, 17. yüzyıl divan şairi, --- ise 19. yüzyıl halk şairidir. Yaşamları arasında yüzyıllar olsa ve ayrı edebiyat dönem­lerinde eser verse de bu iki şair, konusu bakımından aynı türdeki şiirleriyle ünlenmiştir. Divan edebiyatında --- ola­rak, halk edebiyatında --- olarak adlandırılan bu şiirleri yüzünden birinin padişah tarafından öldürtüldüğü, diğeri­nin hakkında soruşturma açılarak İstanbul’dan sürüldüğü bilinmektedir. 

Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla getirilmesi gerekenler aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir? 

A) Nef'i, Dadaloğlu, kaside, varsağı

B) Nef'i, Seyrani, hicviye, taşlama

C) Nedim, Köroğlu, şarkı, türkü

D) Bağdatlı Ruhi, Köroğlu, hamasi şiir, koçaklama

E) Nabi, Karacaoğlan, gazel, koşma 


56. Yusuf Has Hacip'in Kutadgu Bilig adlı kitabı, Türk edebiyatında Arap-Fars etkisi taşıyan ilk eserdir. Kutadgu Bilig'in bunun dışında da birçok alanda ilk olma özelliği var­dır. ---, bunlar arasında sayılabilir. 

Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilemez?

 

A) Türkçede uyak ve redif kullanılan ilk eser olması

B) Aruzla yazılmış ilk Türkçe eser olması

C) Beyitler hâlinde yazılmış ilk Türkçe eser olması

D) Türkçede yazılmış ilk mesnevi olması

E) Türkçede yazılmış ilk şiir kitabı olması


 

1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

13

14

15

16

17

18

19

20

21

22

23

24

25

26

27

28

B

E

C

D

C

A

B

E

C

B

A

D

B

D

C

B

D

E

A

B

E

C

A

C

A

A

E

E


29

30

31

32

33

34

35

36

37

38

39

40

41

42

43

44

45

46

47

48

49

50

51

52

53

54

55

56

B

E

B

C

D

E

B

E

D

A

B

C

E

D

B

E

A

A

D

D

C

E

C

D

E

D

B

A


Sinava Hazirlik