Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



DİVAN EDEBİYATINDA DÜZYAZI
Latîfî

16. asır dîvân şâiri ve tezkire yazarı. Asıl adı Abdüllatîftir. 1491 yılında Kastamonuda doğdu. Hatipzâdeler adı verilen bir âileye mensuptur. Dedesi Fâtih Sultan Mehmed Han devri şâirlerinden Hamdi Çelebidir. Öğrenimini Kastamonuda yaptı. Daha sonra muhâsebe ve kitâbet işinde vazife aldı. İskender Çelebiye sunduğu kasidenin beğenilmesi üzerine imâret kâtibi olarak Belgrada tâyin edildi. Bir süre sonra İstanbula geldi ve imâret kâtipliğine devam etti. Daha sonra bu görevden alınarak Rodostaki Kânûnî imâretine gönderildi. Oradan da Mısıra giden Latîfî, buradan Yemene giderken bindiği geminin batması üzerine boğularak öldü(1582).

Latîfî çeşitli eserler yazmıştır. Bunlardan en meşhuru 1546da tamamlayıp Kânûnî Sultan Süleymana sunduğu Tezkiret-üş-Şuarâ adlı eseridir. Tezkirecilik târihimizin en önemli örneklerinden olan eser bir mukaddime üç fasıl ve hâtimeden meydana gelmiştir. Birinci faslıda, Anadoluda yetişen şâir şeyhler; ikinci fasılda şâir pâdişahlar; üçüncü fasılda ise harf sırasına göre Sultan İkinci Murâd Han devrinde 1543e kadar yetişen üç yüzden fazla şâir yer almaktadır. Tezkirede yer alan şahıslar alfabetik olarak verilmiştir. Şâirler hakkında edebî tenkid ve değerlendirmelere yer vermesi esere orijinallik kazandırmıştır. Ancak birçok mühim şahsiyeti de ilgisi olmadığı halde Kastamonulu olarak göstermiştir. Eser 1896da Ahmed Cevdet tarafından yayınlanmıştır. H. Theodor Chabet tarafından kısaltılarak Almancaya çevrilmiştir (1800). Latîfî, tezkiresinde; 500 gazel ve 33 kasideden meydana gelmiş bir Dîvânı olduğunu yazarsa da, henüz bu eser ele geçmemiştir.

Diğer eserleri ise şunlardır:

Risâle-i Evsâf-ı İstanbul: İstanbul'un birçok semtini, devrin yaşayış ve düşünce hayâtını anlatan bir eserdir. Eser 1977de İstanbulda yayınlandı.

Fusûl-i Erbaa: Dört mevsimin özelliklerinin anlatıldığı bir eser olup 1870te Münâzarâ-i Latîfî olarak yayınlandı.

Subhat-ül-Uşşâk: Yüz hadîs-i şerîfin tercümesidir.

Nazm-ül-Cevâhir, Ahvâl-i İbrâhim Paşa, Vasfı Âsaf-nâme, Enis-ül-Fusehâ, Esmâ-üs-Suver-il-Kurân.


Sinava Hazirlik