Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      




>> Osmanlı Padişahları ve Şiirleri Ana Sayfası <<


16. YÜZYILDA OSMANLI PADİŞAHLARI VE ŞİİRLERİ

Kanuni Sultan Süleyman ( Muhibbî )

 

Kanuni devrinde Osmanlı devletinin siyasi sınırları ne kadar genişlemişse kültür coğraf­yası da o denli uçlara ulaşmıştır. Sultan Süleyman, 46 yıl süren saltanatının (1520-1566) ilk yıllarında batıya seferler düzenlemiştir. Belgrat (1521) ve Mohaç (1526) zaferlerinden sonra Safevilere karşı Irakeyn, Tebriz ve Nahcivan seferlerini düzenleyerek Bağdat, Teb­riz, Doğu Anadolu, Azerbaycan ve Irak-ı Acem'i Osmanlı topraklarına katmıştır. Kanu­ni dönemi, sadece fetih ve zaferlerle süslenen siyasette değil, mimariden şiire kadar he­men her alanda Osmanlı'nın en görkemli zamanıdır. Fatih'ten sonraki tarihsel sürece tam da denk düşecek bir politikayı benimseyerek düzenlediği kanunnameler, kurumsallaşma sürecini tamamlayan bürokrasi ve hukuk sistemi ile çağının ihtiyaçlarını karşılayacak bir yapı oluşturmuştur.

Kanuni, Süleymaniye medreselerini kurarak Osmanlı biliminin gelişmesinde Fatih medreselerinden sonraki en önemli atılımı gerçekleştirmiştir. "Kanuni" ve "muhteşem" sıfatlarını hak edecek politikalar geliştirip uygulayan Sultan Süleyman, Muhibbî mahla- sıyla yazdığı şiirler ve himaye ettiği şairlerle Osmanlı şiirini zirveye taşımıştır. II. Bayezit döneminden itibaren Osmanlı arşiv belgelerinde adlarına rastlanan şairlerin sayısı Kanu­ni döneminde artmıştır. Kanuni'nin sanatkârları himaye etme konusundaki tutumu, başta Sadrazam İbrahim Paşa ve Defterdar İskender Çelebi olmak üzere Kınalızade Ali, Nişan­cı Celalzade Mustafa Çelebi, Kazasker Kadri Efendi, Şeyhülislam Kemal Paşazade ile Şey­hülislam Ebussuud Efendi ve Kâtibî mahlasıyla şiirler söyleyen Seydi Ali Reis gibi devrin bürokrat ve devlet adamları tarafından da benimsenmiştir.

Kanuni, Osmanlı edebiyatının Zatî ve Edirneli Nazmî'den sonra en çok gazel yazan şa­iridir. Muhibbî Divanı, Kültür Bakanlığınca yayımlanmıştır (Coşkun Ak, Muhibbî Diva­nı, Ankara 1987). Pek çok üretken şair gibi o da hayatın hemen her alanına ilişkin şiirler söylemiş, ancak çok yazdığı için zaman zaman kendini tekrarlamıştır. En ünlü şiiri şudur:

 

Gazel

Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi

Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi

 

Saltanat didükleri ancak cihân gavgâsıdur

Olmaya baht u saadet dünyada vahdet gibi

 

Ko bu ıyş u işreti çünkim fenâdur âkıbet

Yâr-ı bâkî ister isen olmaya tâ'at gibi

 

Olsa kumlar sagışınca ömrüne hadd ü 'aded

Gelmeye bu şîşe-i çarh içre bir sâ'at gibi

 

Ger huzûr itmek dilersen ey Muhibbî fâriğ ol

Olmaya vahdet cihânda gûşe-i uzlet gibi

 

Kanuni'nin kendisinden sonra Osmanlı tahtına geçen şehzadesi II. Selim, tahta geçe­memiş diğer oğulları Mustafa, Cihangir ve Bayezit de şiir söylemiş hanedan mensupları­dır. Bunlardan Şehzade Mustafa (1515-1553), Saruhan ve Amasya'da sancak beyliği yaptı. Şehzadeler arasındaki taht rekabeti yüzünden babası tarafından boğdurularak öldürüldü. Bu hazin ölüm hadisesi üzerine Osmanlı şairleri çok sayıda mersiye kaleme aldılar. Şehza­de Mustafa, Osmanlı tarihinde ardından en çok mersiye yazılan kişidir. Şehzade Mustafa da maiyetinde çok sayıda şair barındıran bir yönetici olup kendisi de Muhlisî ya da Mus­tafa mahlasıyla şiirler söylemiştir.

Kanuni'nin en küçük oğlu olan Şehzade Cihangir (1531-1553), küçük yaştan beri zayıf ve hastalıklı bünyesi, muhtemelen de en küçük oğul olması dolayısıyla en sevdiği şehza-

desidir. Fakat taht mücadelelerinden etkilenerek genç yaşta vefat etmiştir. Cihangir de şi­irle meşgul olmuş ve günümüze birkaç şiiri ulaşmıştır.

Kanuni'nin diğer oğlu Şehzade Bayezit (1525-1561) de Mustafa'nın öldürülmesinden sonra taht kavgasına karışmış ve Şehzade Selim ile Konya sahrasında girdiği savaşı kay­bedip İran'a sığınmıştır. Daha sonra iki devletin anlaşması üzerine boğdurularak cenazesi Osmanlı ülkesine getirilmiş ve Sivas'ta defnedilmiştir.

Divan şiirinde şairlerin kendi psikolojik sıkıntılarını dile getirmeleri iyi karşılanma­mış, onlardan daha çok belli bir senaryo çerçevesinde belirli konuların en güzel biçim­de dile getirilmesi talep edilmiştir. Kişisel problemlerin dile getirildiği örneklere ise hasb-i hâl tarzı şiir adı verilmiştir. Bu tarz örneklerin şiir tarihimizde ağırlıklı yer tutmadığı bi­linmektedir. İşte bu az sayıdaki örneklerin en dikkate değer örnekleri Cem Sultan ve Şeh­zade Bayezit'in eserlerinde karşımıza çıkar. Özellikle Şehzade Bayezit, bugün elimizde bu­lunan şiirlerinde bütünüyle kendi macerasını nakletmiştir. Bunlar, devrin estetik anlayışı­na göre orta seviye örnekler olarak değerlendirilse bile bir içtenliğin ürünü oldukları için lirik ve sıcak şiirlerdir.

 

 




Sinava Hazirlik