Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



DİVAN ŞAİRLERİ
Keçizade İzzet Molla

1785'te İstanbul'da doğdu. 3. Selim dönemi kazaskerlerinden Sâlih Efendi'nin oğlu. Ailesinin aslı Konyalı. Babasını 14 yaşında iken kaybetti. Çocukluğu güç koşullarda geçti. İhtihara karar verdi. Kayıkla Göksü Deresi'ne gidiyordu. Hançerli Bey'in yalısının önünden geçerken Harçerli Bey'le görüşüp dost oldu. Onun aracılığıyla Hâlet Efendi ile tanıştı. Hâlet Efendi'nin korumasına girip rahat bir hayata kavuştu. Hâlet Efendi'nin 1822'de öldürülmesi sonrasında koruyucusunu öven sözler söyledi. Bu yüzden Keşan'a sürüldü. Bir yıl sonra İstanbul'a döndü. Rusya'ya savaş açılmasına karşı çıkınca bu kez Sivas'a sürüldü. 1829'da Sivas'ta sürgünde iken yaşamını yitirdi. Tanzimat Dönemi'nin ünlü devlet adamı Fuad Paşa'nın babası. Mevlevi olduğu biliniyor. Keşan'daki sürgün günlerini anlattığı mesnevi tarzındaki "Mihnet-i Keşan" adlı eseriyle büyük ün kazandı. Nazireci bir şairdir. Şiirlerindeki güçlü sanat dikkat çeker. Şeyh Galib'in etkisindedir. Babasının yaşal öyküsünü anlattığı "Devhat-ül mehamid fi tercümet-ül vâlid", Mihnet-i Keşan, Bahâr-ı Efkâr, Gülşen-i Aşk, Hazân-ı Âsâr ve Lâyihalar belli başlı eserleri. Bunlardan Bahâr-ı Efkâr ve Hazân-ı Âsâr divandır.

Mevlevi tarikatına bağlı , derviş ruhlu, olgun bir insan olan Izzet Molla, nüktedan bir şairdir.Dürüst tabiatlı, kendisine yapılan iyilikleri unutmayan bir insan olduğundan , çok iyilik ve iltifatlarını gördüğü Halet Efendi 'nin idamı üzerine , bu önemli adamın aleyhine dönmemiş, onun medheden, düşmanlarını yeren şiirleri yüzünden Keşan'a sürülmüştür. Keşan'a gidişini, yolculuğunu ve orada yaşadıklarını Mihnet-Keşan adlı eserinde hikayeleştirmiştir.Keşan'da ,Keşan caminin imamı ile yaşadığı hadise, enteresan bir hicviyedir.

Imam efendi, Keşan'a bir şairin sürgün edildiğini duyunca onu saz şairi sanmış.Bir gün Izzet Molla'dan saz çalmasını istemiş. Imam şaire şöyle demiş:

          Işitdik ki siz şair-i şahsız
          Maarif semavatına mahsız
          Değil haddimiz gerçi çaldırma saz
          Gönül bir iki nağme eyler niyaz

Molla , imamın cahilliğini anlamış fakat kalbini kırmak istemediğinden Keşan'a sürülmesinin sebebini de izah eden şu mısraları söylemiş :

          Dedim bedce çıkmıştı avazımız
          Stanbul'da terk eyledik sazımız

GAZEL

Aceb bu âteş-i firkatle kimler yane gönlümden
Demem kim yakma zîrâ korkarım dîvâne gönlümden

Vatandan kalmadı âmed şüd eyler âhdan gayrı
Ne ol meh-rûdan aldım bir haber hâlâ ne gönlümden

Olur rencîde-hâtır geçse gönlümden dahi vuslat
Nihân bir yol mu vardır hâtır-ı cânâne gönlümden

Yakıb yıkdı temelden Husrev-i aşkın sipâhîsi
Ümîd etmem imâret bir dahi vîrâne gönlümden

Büyük devletlidir sâhib-derûn ehl-i melâmetdir
Sakın sâkî sakınma bâdeyi mestâne gönlümden

Ne kara günlerinde mahremiydi zülfünün şimdi
O şûha var mı İzzet başka bir bîgâne gönlümden

Kilâb-ı der-geh'i Monlâ'ya ben mensûb olur muydum
Tevessül etmeseydim himmet-i merdâne gönlümden

GAZEL

Meşhûrdur ki fısk ile olmaz cihân harâb
Eyler anı müdâhane-i âlimân harâb

Bilmez ki iki kat yıkılır kendi halkdan
İstar cihân yıkıldığını hânüman-harâb

A'mâl-i hayr süllemidir kasr-ı Cennetin
Mümkin mi çıkma olsa eger nerdübân harâb

Bir mevsim-i bahârına geldik ki âlemin
Bülbül hamûş havz tehî gül-sitân harâb

Çıkmaz bahâra değmede bîçâre andelîb
Pejmürde-bâl vakt şitâ âşiyân harâb

Elbetde bir sütûnu olurdu bu kubbenin
İzzet nihâyet olmasa kevn ü mekân harâb

Teslim olursa Pire madeng-i irâdesi
Olmaz diyâr-ı Rûm'da bir hanedân harâb

TÜRKÜ

Zülfündedir benim baht-ı siyahım
Sende kaldı gece gündüz nigâhım
İncitirmiş meğer ki seni âhım
Seni sevdim odur benim günahım

Aşkını saklarım gönlümde nihan
Gizlice gizlice ağlarım heman
El gibi cefadan söylemem figan
Seni sevdim odur benim günahım

Müptelayım senin ahu gözüne
Bakıp bakıp ah ederim yüzüne
Anladım uymuşsun eller sözüne
Seni sevdim odur benim günahım   



Sinava Hazirlik