Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



DİVAN ŞAİRLERİ
Hoca Dehhani

XIII. yüzyılda yaşadı. Divan edebiyatının Anadolu’daki ilk temsilcisi olarak kabul edilir. Selçuklu sultanları Birinci ya da Üçüncü Alaattin Keykubat döneminde yaşadığı sanılıyor. Horasan’dan Anadolu’ya geldi. Selçuklu Sarayı’nda uzun yıllar görev yaptı. Selçuklu sultanı Alaattin Keykubat’ın isteğiyle 20 bin beyitlik bir Selçuk Şehnamesi yazdı. Farsça bu eserinin yanısıra ustaca söylenmiş Türkçe gazel ve kasideleri de vardır. Zaten bilinen eserlerinin çoğu gazel ve kaside türündedir. Eserlerinde daha çok dindışı konuları seçti. Yazım tekniği zayıf ama dil bakımından zengin kabul edilir. İlk olarak 1926’da ünlü edebiyatçı Fuad Köprülü Dehhânî ve eserlerini tanıttı. Mecdut Mansuroğlu da 1947’de Dehhânî’nin on şiirini yayımladı.

GAZEL

Bir kadehle bizi sâki gamdan âzâd eyledi
Şâd olsun gönlü anın gönlümü şâd eyledi

Bende idi bunca yıllar kaddine serv-i revan
Doğrulukla kulluk, ettiğiyçün âzâd eyledi

Husrev-i kûbân eden sen dilber-i şirin-lebi
Bisütun-ı aşk içinde beni Ferhâd eyledi

Od ile korkutma va’iz bizi kim Lâl-i nigâr
Cânımız bizüm oda yanmağa mu’tâd eyledi

İster isen milk-i hüsn âbâd ola dâd eylekim
Pâdişahlar dâd ile milkini âbâd eyledi

GAZEL

Sabreyle gönül derdine dermân ere umma
Can atma oda bi-hüda cânân ere umma

Gözün sedefinden nice dürdâne dökersin
Şol dişi güher dudağı mercân ere umma

Gel vasi dilersen ko bu feryâd i bülbül
Gül gonca gibi ağzı gülistân ere umma.

İnceldise hecr ile karınca gibi belin
Firkat nice bir ola Süleyman ere umma

Feryâd ü figân etme i bülbül dahi ağzın
Yum gonce gibi yine gülistan ere umma

Maksuûd anın kim ele düşvâr erişir
Yırtma yakanı eline âsân ere umma.

GAZEL

Acep bu derdümün dermânı yok mu
Yâ bu sabr itmegün oranı yok mu

Yanaram mumlayın başdan ayaga
Nedür bu yanmagun pâyânı yok mu

Güler düşmen benüm agladuguma
Aceb şol kâfirün imânı yok mu

Delipdür cigerümü gamzen oku
Ara yürekde gör peykânı yok mu

Su gibi kanumu topraga kardun
Ne sanursın garîbün kanı yok mu

Cemal-hüsnüne mağrûr olursun
Kemâl-i hüsnünün noksânı yok mu

Begüm Dehhânî’ye ölmezden öndin
Topuna irmegün imkânı yok mu


Sinava Hazirlik