Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



DÜZYAZI TÜRLERİ
Öykü (Hikâye)

İnsanlar, yazı yaygınlaşmadan önce, belki de akılda kolay kalsın diye, fabl ve fıkra (gülmece) gibi kısa öykülerle olaylı küçük anlatı geleneğini geliştirmişlerdir. Sonra bunlarda yer, zaman, ve kişiler betimlenerek genişletilir. Olayda ayrıntıya gidilir. Böylece yavaş yavaş öykü türü ortaya çıkar. Öykü, yaşanmış ya da yaşanabilecek olayları anlatan ilgi çekici yazılardır. Okuyucuya yaşamdan bir sanal kesit sunar. Çoğu hayal ürünü olduğu halde, anlatılanlar gerçekmiş gibi okuyucuyu etkiler. Okuyucu öyküleri severek okur, çünkü anlatılanlarda kendinden ya da çevresinden bir şeyler bulur.

Öykünün Ögeleri

Öykünün ögeleri kişiler, olay, yer ve zamandır.

• Kişiler: Öykünün konusu olan olay, bir kişinin başından geçer. Bu kişiye öykünün kahramanı denir. Öyküde kişi sayısı sınırlı olmakla birlikte her öyküde ikinci derecede önemli kişiler de vardır. Kimi öykülerin kahramanı hayvan da olabilir. Bunlarda ikinci dereceden kişiler içinde hem insan hem de hayvan bulunabilir. Öykü yazarı, kahramanını ve diğer kişileri hayatın içinden seçmeli, olayları ve sorunları gerçeğe uygun ele almalıdır. Yazar, Okuyucu ile bağını öykünün sonuna kadar koparmamak zorundadır.

Öykülerde kişiler; bize betimlemeyle tanıtılır. Bu tanıtım, bütün yönleriyle değil, yalnızca kişilerin öyküye konu olan yönlerinin tanıtımıdır. Derinlemesine duygu çözümlemelerine yer verilmez. Öyküyü romandan ayıran en önemli özellik de budur.

• Olay ya da Durum: Olay ya da durum öykünün konusudur. İnsan başına gelebilecek her türlü olay, insanın karşılaşabileceği her durum öykünün konusu olabilir. Eskiden olağan olaylar öyküye konu olamazdı. Öykü "insan başından geçmiş ya da geçebilecek olağanüstü bir olayın anlatımı" diye tanımlanırdı. Öyküde konu genellikle bir olaylıdır, bu nedenle de öykü yazmak kolay bir beceri değildir. Olay, öykü kahramanının eyleme dönüşmüş beğenme, istek, özlem, tutku, öfke, korku... gibi duygularından doğar, yine onlarla desteklenerek gelişir, sonuca ulaşır.

Öyküde olay plânı üç bölümdür: serim, düğüm, çözüm.

Serim: Öyküdeki olaya giriş paragrafı ya da paragraflarıdır.

Düğüm: Öykünün gelişme paragraflarıdır. Betimlemeler, duygular, duygu çatışmaları, çözümlemeler, ana olay, ona bağlı yan olaylar ile karşılıklı konuşmaların bulunduğu paragraflar hep bu bölümdedir. Olayların düğümlendiği yerlerde düğüm paragrafları vardır. Okuyucunun merakı bu paragraflarda doruğa ulaşmalıdır.

Çözüm: Öykünün büyüklüğüne göre birkaç paragraflık bölümdür.

• Yer: Öyküde yer, zaman kadar öyküden ayrılmaz bir parçadır. Olayın geçtiği yer olayla birlikte değişebilir. Yerin zaman içindeki durumunun anlatılması betimlemeyi gerekli kılar. Okuyucunun sıkılmaması için betimlemeyi uzun tutmamak gerekir.

• Zaman: Gerçekte de her olay; zaman denilen sonsuz bir akış içine sonradan insanların yerleştirdiği, sistemli zaman dilimlerinde geçer. Öyküde yazar olay zamanını da düşleyerek kurar. Öyküde zamanın okuyucuya veriliş biçimi yazarın isteğine bağlıdır. Kimi zaman kronolojik zaman denilen olay ya da durumun başladığı, geliştiği, sonuçlandığı zamana bağlı kalır. Kimi zaman da okuyucu, daha ilk cümleden, kendini olayın en çözülmez düğümlü bölümü içinde buluverir. Kimi zaman ise yazar olayı sonuçtan başlatarak başa doğru bir sıra ile anlatır. Yazarın zamanı düzensiz kullandığı, kimi yerinde geçmişe dönen, kimi yerinde şimdiyi anlatan öyküler de vardır.

Öyküde, başta öyküleyici ve betimleyici anlatımlar olmak üzere, açıklayıcı ve tartışmalı anlatım yollarının hemen hepsinden yararlanılır. Anlatıcı olarak da öyküdeki kişiler kullanıldığı için, öyküler içinde karşılıklı konuşmaların bulunduğu, kolay okunabilir yazılardır.

Öykü yazımında diğer yazı türleri de kullanılmaktadır. Söz gelimi bir öykü günlük, anı, mektup gibi yazı türlerinden biriyle yazılabileceği gibi, birkaçının karması biçiminde de yazılabilir.

Öykü türünün belirleyici özellikleri:

• Olay plânlı yazılardır.

• Anlatılan olaylar, bir mantık çerçevesine oturtabilmelidir. Her anlattılan, daha önce anlatılanla çelişmemelidir.

• Anlatım, yapmacıklıktan uzak olmalı, yalın bir dil kullanılmalıdır.

• Anlatımı kendine özgü olmalı, taklit edilmiş ya da taklit edilebilir olmamalı.

• Bu kurallara bütün yazılı anlatımlarda uygulanacak genel kuralları ekleyiniz.

Öykü Türleri:

a. Olay Öyküsü: Öyküde ağır basan öğe “olay”dır. Öykücü, gücünü olayın gücünden, etkileyiciliğinden alır. “Klasik öykü” dediğimiz bu türde “serim-düğüm-çözüm” bölümleri
vardır. Bu türün öncüsü, Fransız yazarı Maupassant’tır.

Türk edebiyatında Ö. Seyfettin, R. H. Karay, R. N. Güntekin, Y. K. Karaosmanoğlu bu tür öykünün temsilcileridir.

b. Durum-Kesit Öyküsü: Herhangi bir olaya yaslanmayan, gücünü olayın ilginçliğinden almayan, yaşamdan bir kesit sunan ya da bir insanlık durumunu, belli bir ortam içinde sunan öyküdür. “Çağdaş Öykü” de dediğimiz bu türün öncüsü A. Çehov’dur. Türk edebiyatında ise M. Ş. Esendal ve S. Faik, bu türün güzel örneklerini vermişlerdir. Günümüz öykücüleri de bu tür öyküler yazmaktadır.
Sinava Hazirlik