Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



TÜRK EDEBİYATINDA DÜZYAZI

Türk Düzyazısında Çağlara Göre Dil Anlayışı

Göktürk Yazıtlarının dilinin konuşma dili ile aynı olduğu görüşü yaygındır. Yazıtlardaki bir iki yabancı sözcük zaten özel addır. Uygur yazmalarında dinsel kitaplar aracılığı ile bir iki yabancı sözcük girer; fakat Türkler o dönemde din terimlerinin birçoğunu olduğu gibi almamışlar, Türkçeleştirmişlerdir. İslâm dininin etkisi ile düzyazı diline de önce din terimleri sonra sosyal içerikli sözcükler girmiştir. O dönemde dilimize giren yabancı sözcüklerden sanat eserlerinde yoğunluk Farsça sözcüklerde, bilim eserlerinde yoğunluk Arapça sözcüklerdedir. Aynı zamanda Türk halkının Orta Asya'dan beri kendi içinde anlatımını sürdürdüğü diğer masallar, destanlar, halk hikâyeleri, evliyaların yaşam öyküleri, dinsel bilgi vermeyi amaçlayan Kuran açıklamaları, kırk hadis açıklamaları ve doğaçlama yarattıkları orta oyunları birer düz anlatı örnekleri sayılabilir. Başından beri bunlar yazıya geçirildiklerinde, halkın yararlanabilmesi için, dilinin anlaşılırlığına özen gösterilmiştir.

Anadolu'da din, bilim ve sanat alanlarında yazılmış ilk düzyazılar daha çok Osmanlı dönemine rastlar. Osmanlı döneminde şiirden düz yazıya geçiş birdenbire olmamıştır. İlk düzyazı örneklerinde cümle sonu ve sözcük öbeklerinin sonlarında seci denilen bir tür uyak kullanılmıştır. Dili anlaşılmayacak kadar Arapça ve Farsça sözcüklerle doludur. Cümleleri uzundur. Bunlara o dönemde süslü nesir denir. Yine 18. yüzyıldaki Sebk-i Hindi akımı bilmece gibi gizemli anlatımıyla dilin anlaşılırlığını olumsuz etkilemiştir. Din, bilim ve sanat alanlarında yazılmış düzyazılarda anlatım daha anlaşılır durumdadır:

Hitabiyyat'tan
. . . . .
Alîmsin, ilmine gayet yok. Kadîrsin, kudretine nihayet yok. Kadîmsin, ukuul-i mütekaddimîn ve müteahhirîn dâire-i kıdemine kadem basamaz. Hakîmsin, hükema-yı evvelîn ve âhirîn hikmetin ma'rifetinden dem uramaz. Bir mâşûksun ki aşkun havâsında felekler çerhe girüp oynar. Bir mahbûbsun ki şevkin derdinden bütün gün âsiyâ-yı çerh inler.
. . . . .
Sinan Paşa, Tasarrunâme, 15.yy.

Görülüyor ki düzyazıyı kullanmamak bakımından Divan edebiyatı ile halk edebiyatı arasında görüş ayrılığı yoktur. İkisinde de ön sırayı şiir almış, düzyazı ikinci sıraya itilmiştir. Bir farkla; halk arasında okuryazar sayısı çok az olduğu halde Divan şairlerinin hepsi okur-yazardır. Buna karşın bu edebiyatın düzyazı örneği birkaç seyahatname, tezkire, mektup, bilim eseri ve yine şiire çok yaklaşan münşeat ile sınırlıdır.

Düzyazı dili Tanzimattan sonra başlatılan dilde yalınlaşma çabalarından sonra konuşma diline yaklaştı. Günümüzde artık düzyazı ile hem duygular, düşünceler anlatılmakta; hem bilimsel bilgiler verilmekte; hem de öykü, roman, tiyatro gibi sanatlı anlatımlar yazılmaktadır. Hepsinin de dili ve anlatımı herkesin anlayacağı kadar yalındır.

Türk Düzyazısında Çağlara Göre Kullanılan Yazım Kuralları

Göktürklerde harfler taşa kazındığı için bitiştirilmez. Yazı yukarıdan aşağıya doğru yazılır. Uygurlarda z harfi ayrı yazılır, diğerleri bitişiktir. Harf sayısının az oluşu nedeniyle, bir harf birden çok sesin karşılığı olarak kullanılır. Bu da hem okumayı güçleştirmekte; hem de bugün Uygur yazmaları üzerinden yapılacak dil tarihi çalışmalarını olumsuz etkilemektedir. Harflerin başta, ortada, sonda yazılışları değişiktir; sağdan sola doğru yazılır. Taşa kazımaktan çok kâğıda yazmaya elverişli bir yazıdır.

Karahanlılar döneminde ise Arap yazısı yaygınlaşmıştır. Arap yazısı işlek bir yazı olmakla birlikte, Arap alfabesinde kimi seslerin birden çok harf ile karşılanması, kimi harflerin ise birden çok sesi karşılaması; ayrıca harflerin başta, ortada, sonda değişik yazılması metinleri güç okunur duruma getirmiştir.

Türklerde kullanılan ilk noktalama işareti iki nokta üst üstedir (:).

Orhun Yazıtlarında her sözcük arasına bu işaret konur. Uygurlar cümle bitimlerine nokta (.) koymuş; noktalama işaretlerinin sayısını da artırmışlardır. Arap yazısına geçildikten sonra verilen ilk eserlerin birçoğunda bu alfabeye özgü hareke adı verilen işaretler kullanılmıştır. Harekelerden üstün a, e, esre ı, i ve ötre o, ö, u, ü ünlülerini karşılar. Kimi zaman cümle bitimlerine nokta (.) konur. elif ( ), re ( ), ze ( ), dal ( ), zel ( ), je ( ), vav ( ) harfleri kendinden sonraki harf ile bitiştirilmez. Bugünkü anlamda noktalama uygulamasında Batı edebiyatı ile tanışmanın etkisi büyüktür.

Türk Düzyazısında Çağlara Göre Söz Varlığı ve Cümle Yapısı

Göktürk Yazıtlarında bin kadar sözcük varken, Ahmet Caferoğlu Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü'nün üçüncü baskısında 7500 sözcük olduğunu vurgulamaktadır. Bunların içinde Mani, Buda gibi dinlerin etkisiyle girmiş yabancı sözcükler elbette vardır. Divan-ı Lugat-it-Türk'teki sözcük sayısı da ondan az değildir. Yine içinde İslâmiyetin etkisi ile girmiş Adapça, Farsça sözcükler vardır. Ferit Devellioğlu'nun 1970 basımı Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat'inde Ek'iyle birlikte 65.000'den fazla yalnız Arapça, Farsça sözcük ve tamlama bulunur. Bu rakamda Türkçe ile Batı dillerinden geçme sözcükler yoktur. Bu rakam Türklerin Araplar, Farslar ile 600 yıllık dil etkileşimini belgeler.

Türk Dil Kurumunun 1998 basımı Türkçe Sözlük'ünde bugünkü Türkçede kullanılan ortalama 75.000 sözcük yer almaktadır.

Bu bir iki sözlük karşılaştırması Türkçenin- özellikle düzyazıdaki- sözvarlığı hakkında bir fikir vermektedir.

Göktürkçede cümle yapısı genellikle basit olmakla birlikte kısa birleşik cümleler de bulunur. Uygur Türkçesinde Budist din kitaplarının etkisi ile cümle başı edatlarında, zarf tümleçlerinde artış vardır. Bu, cümle yapısını uzatır. Çevirinin doğal sonucu olarak devrik cümlelere sıkça rastlanır. Böylece cümleler, hareketlidir ve sık değişebilir. Karahanlı Türklerinin İslâmiyeti kabul etmesinden sonra anlatım diline Arapça sözcükler girdi ve Karahanlı Türkçesindeki söz varlığı arttı. Sözvarlığı içinde Arapça birçok bağlaç da vardır ve bu bağlaçlar yazılı anlatımın cümlelerini uzatır. Bu durum Osmanlıca ile yazılan düzyazı örneklerinde sayfalarca süren cümlelerin oluşmasına neden oldu. Sebk-i Hindî akımında yazılı anlatım dilinin bilmece gibi gizemli olması cümleleri de uzatmıştır. 18. yüzyıldaki yerlileşme akımı ile başlayan anlatım dilinde sadeleşme hareketinin dikkati çeken ilk özelliklerinden biri de cümle yapısının basitleştirilmesi ve kısalmasıdır. Tanzimat döneminde Batıya yöneliş ve gazete çalışmaları ile cümle yapısı biraz kısaldı.

Cumhuriyet sonrası dilde öze dönülmüştür. 1928'deki harf devrimi, 1932'de Atatürk'ün çabaları ile kurulan Türk Dil Kurumunun çalışmaları sonucunda düzyazı anlatım dili ve cümle yapısı sadeleştirilerek bugünkü duruma getirilmiştir.

Türk Düzyazısında Çağlara Göre İşlenen Konular

Türklerin ilk düzyazı örneklerinde ele aldıkları konu günlük yaşam ve savaştır. Yazıtlardan çıkarılan dünya görüşleri, o zamanki Türklerin gelecek için umut yüklü olduğu doğrultusundadır. Yenisey Yazıtlarında, mezar taşlarına ölenin anısı niteliğinde yazılan birinci kişi aktarımlı yaşam öyküleri yer alır.

Orhun Yazıtlarından Tonyukuk'unkinde bu anıların genişletilmişiyle karşılaşırız. Devlet adamı kimliği olduğu için Tonyukuk'un anıları tarih belgeleri niteliği de taşır. Anlatımı içtendir, bir iki atasözü de kullanılmıştır. Kültigin ile Bilge Kağan yazıtları Türklerin o ana kadarki tarihlerini konu alır. Fakat önce Uygurlarda, sonra İslâm uygarlığı etkisinde Türklerin çok dindar olduklarını görüyoruz. Bu da işlenen konuların çoğunun din ile ilgili olmasına neden olmuştur. Bunun yanında Uygurlar döneminde tıptan fala, din kitaplarından burkan hayatlarına, seyahatnamelerden mektuplara kadar birçok konuyu işlemişlerdir.

İslâm uygarlığına girildiğinde Türkler edebiyat ve sanatta Farsların etkisine girerler. Konu birden çeşitlenir. Dinsel konular yine çoğunluktadır; fakat tıp, astronomi, matematik, coğrafya, anı, tarih, sözlük gibi farklı konularda da birçok eser yazılır. Osmanlıcada düzyazı şiire göre daha az kullanılsa da eserlerin konularında ve sayılarında büyük artış görülür. Dil olarak Arapça ve Farsça yazıldıkları için, bu diller bilinmedikçe ulaşılamayan eserlere de rastlanır.

Düzyazıda asıl önemli konu çeşitlemesi Tanzimat'tan sonra olur. Dilden hukuka, tarihten sosyolojiye, aşktan vatan sevgisine kadar pek çok konuda eserler verilir. Çağdaş edebiyatın konu temelleri bu dönemde atılır.

Türk Düzyazısında Çağlara Göre İşlenen Yazı Türleri

Türklerin ilk türlerinden biri anıdır; Yenisey Yazıtlarıyla, Tonyukuk Yazıtındaki yaşam öyküleri bunlardandır. Devlet adamı kimliği olduğu için Tonyukuk'un anıları tarih yazısı da sayılır. Uygurlar döneminde bilimsel yazılar yazılır. Burkan hayatlarını anlatan bir bakıma biyografi türünün ilk örnekleri ile karşılaşılır, seyehatnâmelerde gezi yazısı türü kullanılır. Mektup türünü de işlemişlerdir.

İslâm uygarlığına girildiğinde Türkler yine tıp, astronomi, matematik, coğrafya gibi bilimsel yazılar; anı, rüya tabirleri, gezi yazıları gibi yazılar yazarlar. Şuara tezkirelerinde bir bakıma biyografi ve bibliyografi yazı türlerinin ilk örnekleri görülür. Sözlük çalışmaları vardır.

Düzyazıda asıl önemli yazı türleri Tanzimat'tan sonra gelişir. Bugün kullanılan yazı türlerinin hemen hepsi o dönemde gazete yazı türü olarak edebiyata girer.

İşte bu dönemden sonraki yazı türlerinin artık düşünce değeri olan yazılar (makale, deneme vb.), sanat değeri olan yazılar (öykü, roman, tiyatro vb.) olarak gazetelerde yayınlandığını biliyoruz. Yazışmalar her dönem için geçerli bir yazı türüdür.


Sinava Hazirlik