Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



DİL MAKALELERİ

Gerçekçilik, gelecekçilik, varoluşçuluk, simgecilik, sizinki can da, oldu mu, kokainden dövdüm, advantage card üzerine

Batı kökenli kelimeleri el birliği ile dilimize doldurduktan sonra şimdi oturup yakınmamız biraz anlamsız oluyor. Türk dili ve edebiyatı alanında eser veren, kitapları okullarda okutulan hocalarımız, batı kökenli pek çok terimi seve seve kullandılar. Edebiyatta realizm, sürrealizm, egzistansiyalizm; dilde akkuzatif, datif, linguistik vb. Belki o yıllarda sorunun boyutu bugünkü ölçülerde değildi. Bu sebeple onlar, batı kökenli bu tür kelime ve terimlerin sayılarının sınırlı olduğunu görerek endişe etmediler. Fakat onların o gün araladıkları kapı bugün ardına kadar açılmış, hatta bu terimler, özgün imlâlarıyla dilimize yerleşir olmuştur. Bazı edebiyat ve felsefe akımlarının adlarını ele alarak konuyu örneklemeye çalışalım.

Bir dönem yazdığı ders kitaplarıyla, Türkçeci tutumuyla, Türk Dil Kurumundaki çalışmalarıyla tanınan Cevdet Kudret, klâsisizm, romantizm, realizm, natüralizm, sembolizm, fütürizm, Dadaizm, sürrealizm, egzistansiyalizm, lirizm, rasyonalizm gibi terimleri Örneklerle Edebiyat Bilgileri adlı kitabında kullandı. Bu tür kitaplardan o günün öğrencileri didaktik, dramatik, lirik, trajik gibi yüzlerce batı kökenli kelimeyi de öğrenip kelime hazinelerine yerleştirdiler. Dil bilincinin bugüne göre daha kuvvetli olduğu o dönemlerde dikkatler Arapça ve Farsça kökenli kelimelere yoğunlaştırıldığı için Fransızca ve İngilizce kelimelerin Türkçeye girişinde bir sakınca görülmemiştir. O günkü bazı karşı çıkışlar da anlamsız bulunarak “Bunlar uluslar arası kelimelerdir.” diye gerekçe gösterilmiştir. Geçmişte ortaya atılan bu görüş, o günlerden bu günlere gelinceye kadar taban bulmuştur. Şimdi sorunu dile getirenlere “Dünya küçüldü.”, “Hangi çağda yaşıyoruz.” diye tepki gösteriliyor. Dönüşü zor bir yola girilmiştir. Öte yandan bu kelime ve terimlerle yetişmiş nesillerin alışkanlıklarını terk etmelerini beklemek kanaatimizce boştur. Hâlbuki kaynaklar, Türkçeyi ön plâna çıkarıp bazı yönlendirmeler yapmıştır. Ancak kaynak kullanmak, kaynaktaki yöntemi, eğilimi görmek gibi bir alışkanlığımız olmadığından önümüze ne konulmuşsa onu benimsemekle yetinmişiz. Yukarıda söz konusu ettiğimiz terimlerin kaynaktaki verilişine bakalım.

Türkçe Sözlük’te realizm kelimesi madde başı yapılmış, ancak önüne yalnızca gerçekçilik biçiminde bir söz yazılmıştır. Bu, realizm’in Türkçedeki karşılığı gerçekçilik’tir; tanımı da gerçekçilikte bulacaksınız, demektir. Bu durumda terimin Türkçe karşılığına ulaşıldığında onun öteki türevleri göz önüne gelecek, realist’in karşılığının gerçekçi, realite’nin karşılığının ise gerçek olduğu görülecektir.

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi öğretim üyelerinden Neclâ Aytür, 1970’li yıllarda yazdığı Amerikan Romanında Gerçekçilik adlı kitabında realizm terimini kullanmamış, gerçekçilik terimini tercih etmiştir. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinden Sevim Kantarcı da Edebiyat Akımları ve Temel Metinler adlı kitabında gerçekçilik terimini kullanmıştır. Bu durumda edebiyatçı, gazeteci, köşe yazarı, televizyon muhabiri de gerçekçi, gerçekçilik terimlerini realist’e, realizm’e tercih etmelidir.

Klâsisizm, romantizm, natüralizm terimlerine bugüne kadar herhangi bir karşılık önerilmemiş. Bu durumda yapılacak bir iş, söylenecek bir söz de yoktur. Ancak sembolizm için önerilmiş bir karşılık vardır: simgecilik. “Aslı esası yoktur, uydurmadır.” diyenler var. Ancak unutmamak gerekir ki bu kelime timsal, sembol yerine geçti ve bir hayli yaygınlaştı. Divanü Lügati’t-Türk’te isim olarak im, fiil olarak imlemek var. Simge’nin kökü olan sim kanaatime göre im’e benzetilerek ortaya atıldı ve Fransızca symbol’ü hatırlatması onun tutunmasına yardımcı oldu. Her ne ise emare’ye paralel imge, imge’ye bakarak da simge birer terim olarak Türkçenin sözlüklerine girdi. Simge’ye dayanan simgecilik de sembolizm karşılığı olarak kullanılmalı ve dilde daha geniş bir biçimde yerini almalıdır. Bu yoldaki ölçümüz ise kelimenin toplumca benimsenmiş, tanınmış, kullanılmış, duyulmuş olmasıdır.

Akım adları, yerinde bir tutumla birleşik bir ek olan cı-lık (çı-lık) ekiyle yapılmıştır. Nesnelcilik (Fr. objectivisme), gelenekçilik (Fr. traditionalisme), çoğulculuk (Fr. pluralisme) bunlardan birkaçıdır. (bk. Hamza Zülfikar, Terim Sorunları ve Terim Yapma Yolları, TDK, Ankara 1991, 73. s.)

Bu yolla türetilmiş konumuzla ilgili bir başka edebiyat terimi de gelecekçilik’tir. Bu, fütürizm’e karşılık olmuştur. Gelecekçilik, çağrışımı açısından öğretimi kolaylaştırır. Lâtince futurizm ise dili Türkçe olanlara herhangi bir kavramı çağrıştırmaz. Dolayısıyla öğrenilmesi özel bir çaba gerektirir.

Sürrealizm terimi, realizm örneğinde olduğu gibi Türkçe Sözlük’te gerçeküstücülük maddesine, egzistansiyalizm ise varoluşçuluk’a gönderilmiştir.

Kısaca diyebiliriz ki terimlerde birliği, az da olsa, sağlayabilmek için Türkçe Sözlük’te eskiden beri uygulanan yönteme uymamız gerekir. Buradaki yöntem yol gösterici olmalıdır. Bu yolla yukarıda verdiğimiz gerçekçilik, gelecekçilik, varoluşçuluk, simgecilik örneklerinde olduğu gibi edebî akım adlarının yarıya yakını Türkçe ifade edilmiştir.

Seninki Can da Bizimki Patlıcan mı?
Ünlü tiyatro sanatçısı Nejat Uygur’un Seninki Can da Bizimki Patlıcan mı? adlı oyununun reklâmı Seninki Canda Bizimki Patlıcan mı? biçiminde yazılmış ve Çankaya’nın Yıldız semtinde renkli, iri harflerle ilân tahtalarına yapıştırılmış. Reklâmcılar, gösterişe, renklendirmeye verdikleri değer kadar imlâya da dikkat etmelidir. Göz alıcı, ilgi çekici renkler altındaki bu bozuk canda yazısı öğrenim çağındaki gençlere de kötü örnek oluyor. Can da yazılması gereken bu iki sözde vurgu can üzerindedir; ayrı yazılan da vurgusuzdur. Bulunma bildiren -da eki ise vurguludur. Söyleyişe dikkat edilirse, vurgunun ayırıcı özelliği doğruyu bulmakta yardımcı olur. Ne malda ne de canda gözüm var cümlesinde vurgu malda canda örneklerinde olduğu gibi da üzerindedir. -da, bu durumda bitişik yazılır. Seninki can da söyleyişinde ise vurgu can üzerine kayar.

Pek çok hikâye veya makalede adam sen de sözü adam sende biçiminde yazılıyor. Sende kaç lira var dersem, de vurgulu olur, bitişik yazılır; adam sen de, hadi oradan sen de sözlerinde ise sen zamiri vurguludur; dolayısıyla da ayrı yazılır.

Oldu mu böylesi olmalı
Hürriyet gazetesinin 7 Kasım 1999 günkü nüshasının 23. sayfasının dörtte birini kaplayan Hyundai reklâmında bir başka imlâ hatası. Reklâmcıların dikkatini çekmek için bu hataya da değinelim. Oldumu böylesi olmalı!.. Ayrı yazılması gereken mu bitişik yazılmış. Mu soru eki vurgusuzdur. Oldu mu örneğinde vurgu -du hecesi üzerindedir. Vurgunun bu ayırıcı özelliği yol gösterici olmalıdır.
Kokainden dövdüm

Hürriyet gazetesinin bu nüshasının ilk sayfasındaki başlık da ilgi çekici: Karımı alkol ve kokainden dövdüm. Sanki alkol ve kokain katarak havanda karısını dövmüş. Haberin tamamı okunduğunda Van Damme ismindeki oyuncunun, “Kokain alıp içki içtiğim için karımı dövüyordum.” dediği anlaşılıyor. Bu durumda kokain alan, içki içen karısı değil, Van Damme.

Advantage Card
Daha önceki yazılarımızdan birinde Migros Club Card’ı dile getirmiştik. Çarşı mağazası da benzeri bir kart veriyor. Onun da adı Advantage Card. Asıl ilgi çekici husus, vatandaşların advantage card yazısını “advantıc kart” diye okumalarıdır. Demek ki Türkçede de yazıldığı gibi okunmayan sözler varmış. Gazete ilânlarında da bu kartın faydaları sayılıyor. (Hürriyet 1 Ekim 1999 5. s.) Kazanç kartı veya yararlanma kartı diye ad koymak onlara göre müşteri çekmiyor her hâlde. Sosyologlar, bu toplumsal tercih üzerinde durup bu gelişmeyi bize açıklasalar iyi olacak.

Prof. Dr. Hamza ZÜLFİKAR