Türk Edebiyatı Tarihi      

      Halk Edebiyatı       

         Divan Edebiyatı         

       Modern Türk Edebiyatı      

      Yazar ve Şairler      

       Edebi Sanatlar       

         Edebi Akımlar         

       Anlatım Türleri      

      100 Temel Eser      

      Kitap Tanıtımları       

        Düzyazı Türleri         

        Edebiyat Sözlüğü      

      Dünya Edebiyatı      

        Edebiyat Makaleleri      




      Şiir Nedir?      

     Şiir Türleri       

        Ölçü         

       Uyak ve Redif    

     Halk Şiiri      

       Divan Şiiri       

         Modern Şiir         

       Görüntülü Şiirler      

      Türkülü Hikayeler     




      Türkçenin Tarihi      

     Dil Makaleleri       

        Ses Bilgisi         

     Kelime    

       Cümle      

       Paragraf       

        Metin         

      Yazım ve Noktalama      

      Atasözleri     

        Deyimler         

      Sözlükler      




     Planlar      

     Yazılı Soruları       

       Türkçe Dersi         

       Dil ve Anlatım Dersi    

    Türk Edebiyatı Dersi      

       Kompozisyon       

        ÖSS         

      SBS      

      KPSS     

      Kültür-Edebiyat Kulübü    

      Belirli Gün ve Haftalar      



Bahattin Özkişi

|Sokakta Romanı Özeti|

1928 Haziranında İstanbul Fatih'te dünyaya geldi. Babası Manisa Demirci ilçesinin Nakşî şeyhlerinden Hacı Halit Efendi'nin oğlu Ömer Lütfi Efendidir. Fatih dersiamlarından olan Ömer Lütfi Efendi, babasının vefatı ile Bursa medresesine kaydolmuş, ardından İstanbul'da eğitimine devam etmiştir. Balkan ve cihan harpleri sebebiyle tahsil hayatı uzun sürmüş, kadı olmamak için Hukuk diplomasını iki ders için almamıştır.

 

Hakikat ehlinin toplanma yeri olan evleri onun için okuldan önce okul oldu. Hakikate teşne böyle bir ortam içerisinde her vak'anın derunundaki hikmetleri kavrayabilmeyi öğrendi. Bu ortam Onu örnek bir evlat yaptı. Eski, mutlu İstanbul'un mütevazı, bilgili, seçkin insanları Onun çocuk dünyasının yeşil ışıklarıydı. Varlıklı değillerdi; fakat kanaat hissi hazineleriydi.

 

Karagümrük Ortaokulunu bitirdikten sonra Sultanahmet Sanat Enstitüsü'nde okudu. Sanatkâr ruhu burada kendini gösterdi. Bir patlama neticesi okul atölyesinde ölen ve yaralananlar Onu roman denemesine sevk etti. Artık küçük hikayeler de yazıyor, beğenmiyor yeniden yazıyordu. Bu arada durmadan okuyordu.

 

Mezun olunca Haliç Tersanesi'nde ustabaşı oldu. Orada karşılaştığı değişik tipler, olaylar, gemi sintinelerindeki zehirli havada ekmek parası kazanan küçük çıraklar, mahallesi, semt sakinlerinin ahlakları, sergüzeştleri ve kişilikleri Onda derin tesirler bıraktı.

 

Askerliğini 1947'de Erzurum'da yaptı. Yeşilköy hava alanında çalıştı. Bu sıralarda okumaya, yazmaya ve kendi varlığıyla ilgili hakikatleri araştırmaya olan yoğun ilgisi nedeniyle tanıştığı edebiyat ustaları kendisiyle yakından ilgilenirler. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın evindeki bir sohbette yazdıklarını dinleyen Tanpınar, "Devam et evladım. Sen on tane Sait Faik edersin" der. Böylelikle hikaye yazmaya daha bir şevkle devam eder.

 

Daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi'ne kaynak atölye şefi olur. İki yıl Almanya'da kaldı. Orada Kaynak Öğretmen Okulu'nu bitirdi ve incelemelerde bulundu. Bir yandan batı dünyasının iç yüzünü yakından öğrenme fırsatı bulurken, öte yandan fikri anlamda daha derinleşmiş olarak döndü oradan.

 

Yazmayı ara vermeden sürdürürken bir yandan da Süheyl Ünver'den tezhip dersleri aldı. Cam üzerine tezhip çalıştı. Bir yandan da eski İstanbul evlerinin maketlerini üç boyutlu ve dört cepheli olarak yapmaya uğraştı. Aksesuarına en ince teferruatına kadar dikkat ederken malzeme olarak yıkılan eski ahşap evlerin tahtalarını kullanarak asıllarına çok uygun bir şekilde yapıyordu. Bu nedenle emsallerinin fevkinde büyük sanat eserleri çıkabiliyordu ortaya.

 

Bizim olan her şey onun için manalıydı. İncelik, ahlaki ve temizlik Onda doğuştandı. Okuma uğraşında sınırlama yoktu; Ona hakikati bir biçimiyle hissettirebilecek her şey okuma kapsamına giriyordu. Kitaplar Onun sermayesiydi.

 

1959'da hikayelerini "Bir Çınar Vardı" adlı kitapçıkta topladı. Yirmi dokuz küçük hikaye ve bir ithaf hikayesiyle otuz hikayecikten meydana geliyordu bu kitapçık. 1960-1969 yılları arasında hikaye yazmaya devam etmiş ancak bunları kitap halinde bastırmamıştır.

 

1969'da, evlendikten sonra eşinin teşvikiyle yazmasını sürdürdü. O söylüyor, dikkatli bir okuyucu olarak ve yapıcı tenkitleriyle sürekli Ona cesaret veren eşi el yazısıyla yazıyordu. Vefatından iki gece öncesine kadar yazmaya bu şekilde devam ettiler.

 

Bu yoğunlaşmaların ardından 1970-1971 yılları arası "Köse Kadı- Uçtaki Adam - Sokakta" olmak üzere üç roman ve ilk hikaye kitabının haricindeki hikayelerinin yeniden gözden geçirilip ilavelerle "Göç Zamanı" adıyla basılması mümkün olmuştur. Aynı zamanda Anadolu'da ahilik teşkilatı ve Sünni-Şii çatışmalarını içeren bir roman yazmaya başlamış fakat ömrü vefa etmemiştir.

 

"Köse Kadı"nın ilk baskısı 1974'te, bunun ikinci cildi (devamı olan) "Uçtaki Adam" 1975'te basıldı. 1975 Peyami Safa Roman Yarışması'na katılan Özkişi "Sokakta" adlı romanıyla başarı ödülü aldı. Arkasından da "Göç Zamanı" basıldı. Vefatından bir hafta sonra satışa arz edilen bu kitap Türkiye Milli Kültür Vakfı'nın başarı ödülüne layık görülmüş ve bu ödül eşine tevdi edilmişti. 1979'da kitaplarının ikinci baskıları yapılmıştır.

 

"Köse Kadı"nın üçüncü baskısında Ötüken Yayınevince "Köse Kadı ve Uçtaki Adam" birleştirilmiş adı "Köse Kadı" olmak üzere tek kitap olarak basılmıştır. Basılmamış bir çok hikayesi ise okuyucusuyla buluşmak üzere yayıncısını beklemektedir.

 

"Köse Kadı" adlı roman çeşitli film şirketleri tarafından senaryo için istenmiş fakat eşi ve kızı Zeyneb'in, bu filmin Kuruluş filmi ayarında ve sekiz-on bölümlük bir dizi film olmasında ısrarları sebebiyle projeler gerçekleşmemiştir.

 

Bahaeddin Özkişi seçkin ve pırıl pırıl bir insandı. İçi nasıl ise dışı da öyleydi. Her kitabı için nefsini muhasebeye çeker, "büyük hesap gününde suçlu düşmeyeyim" derdi.

 

Özkişi hazırlanan televizyon programına vefatı nedeniyle yetişemedi. En verimli çağında iken, beyni yüklendiği mana yüküne takat getiremedi. "Bu terazi bu kadar sikleti çekmez" diyen yazar beş günlük bir mücadele sonunda yenik düştü. 10 Kasım 1975'te hakkın rahmetine kavuştu. Yazmaya başladığı Ahi teşkilatını konu alan eser Onun için gerçek bir aşama olacaktı. Ne yazık ki ebed aleminden gelen çağrı, Onu 'Yariyle' mülaki olmak üzere fani alemden çekip aldı.

 

Eserleri:

 

Hikâye
Bir Çınar Vardı 1959

Göç Zamanı "Bir Çınar Vardı, Göç Zamanı, Papağan Dedi Ki" 2008

 

Roman
Sokakta

Köse Kadı

Uçtaki Adam

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sinava Hazirlik