ESERİN KAHRAMANLARI:
Ayaşlı: Eşkıyalık da dahil daha önceden bir çok işi denemiş daha
sonra kalan parası ile bir pansiyon alarak işletmeye başlamış, pansiyonun
sahibi.
Halide: Kahramanın pansiyona geldiğinde çalışmakta olan hizmetçi
kız.
Fuat: Pansiyonda yıllardır kalan, geçimini şoförlükle sağlayan
kiracı.
Faika:Fuatın karısı.Kahramanında pansiyonda en çok güvendiği
kadın.
Makbule: Faike Hanımın annesi.
Hasan Bey: Kahramanın hemşerisi ayrıca Ayaşlının en samimi dostu.
Selime Hanım: Hasan beyin Ankara dışında okuyan kızı.
Numan: Ayaşlının oğlu. Sessiz bir çocuk gibi görünmesine rağmen
çok şımarık büyütülmüş, bunun da bir getirisi olarak çok terbiyesiz bir çocuk.
Şefik Bey:Ayaşlı ve Hasan beyin oluşturduğu grubun üçüncü üyesi.
Abdülkerim Bey: Pansiyonun sekiz numarasında oturan kiracı.
İffet Hanım: Abdülkerim Beyin karısı.
İskender: Altı numaralı odaya taşınan, fabrikatörlükle uğraşan
kiracı.
Haki Bey: pansiyonu yedi numarasında oturan, gece alemlerinden çok
hoşlanan kiracı.
Turan: Kahramanın pansiyonda en çok beğendiği kadın.
Hüseyin Bey: Hasan beyin samimiyetine inanıp getirdiği, daha
önceden bir çok dostu tarafından dolandırılmış, pansiyonun yedi numarasına
taşınan kiracı.
Raife Hanım: Halide kocasının yanına gittikten sonra pansiyonda
yeni işe başlayan hizmetçi.
Ziynet: Çok dedikoducu olan Raife Hanımın yerine gelen hizmetçi.
Süsen Hanım:Turan Hanımın pek yakın dostlarından bir tanesi.
Berin: Süsen Hanım ile kardeş çocukları.
Doktor Fahri: Kahramanımızın en yakın dostlarından bir tanesi.
KİTABIN ÖZETİ:
Yazarın dosyaları arasında bulunan ve hiçbir yerde yayımlanmadığı
anlaşılan yaşam öyküsüdür.Yeni yapılan bir apartmanın dokuz odalı bir bölüğü,
Ayaşlı İbrahim Efendi adında bir şahıs tarafından tutulmuştur. İsteyenlere oda
kiralamaktadır. Yazarımızdan bu odalardan birini kiralamıştır. Kiracılardan ön
plana çıkanlar arasında yazarımız, Ayaşlı, Halide, Şoför Fuat ve karısı Faika,
Şefik Bey, Hasan Bey, Abdülkerim ve İffet Hanım,İskender Bey,Turan Hanım ve
kocası Haki Bey'dir. Ayrıca yazarımızın arkadaşı Doktor Fahri Bey de
romanımızın kahramanıdır. Yazarımızın Turan Hanım'la münasebeti
geçmiştir.Hasan Bey yazarımızın hemşerisidir. Ve apartmanda en içli dışlı
olduğu kişidir.Turan Hanım odasında kumar oynattırmaktadır.Ve gelenin haddi
hesabı yoktur.Bir çok kişi arasında da parasal yönden sorunlar
çıkmıştır.Kumarda en çok karlı çıkanlar Turan Hanım ve İskender Bey'dir. Bu
işi bilenler onlardır. Diğerleri ise sadece onlara kaptırmaktadırlar.
Yazarımız bir bankada memurdur.İşini iyi yaptığından,hem arkadaşları
tarafından sevilir,hem de müdürüyle arası iyidir. Yazarımız evde geçen
olayları, işten gelince ondan öğrenmektedir.Hizmetçi,çok pis bir adam olduğu
için Şefik Bey'den çok şikayetçidir. İskender Bey fabrikatördür ve zengindir.
Haki Bey,karısı Turan Hanım'ın yazarımızla münasebetini görmezlikten
gelmektedir.Yazar,Turan Hanım'dan etkilenmiştir ve 'hayır' diyememektedir. Ama
bu,sevgi ve aşk yönünden değildir.Abdülkerim ve karısı İffet Hanım'ın başı
çocukları ile derttedir. Çok huysuz ve sürekli ağlayan, diğer ev fertlerini de
rahatsız eden çocukları vardır.Doktor Fahri yazarımızı sürekli evlendirmek ve
Turan Hanım'ı bırakmasını istemektedir.Turan Hanım kumar işlerini büyütünce
evden ayrılıp,küçük bir ev alarak, kendi kumarhanesini kurmuştur. Bunlar
Ayaşlı'nın hiç hoşuna gitmemiştir. İşleri devam ettirmesi için kumar işini
İffet Hanım üstlense de rahatsızlığı ve çocuğu yüzünden bu işte pek başarılı
olamamıştır. Hasan Bey ve Ayaşlı'nın tek işleri akşamları çilingir sofrasını
kurarak siyasi olayları tartışmasıdır. Halide bir adamdan hamile kalınca evden
ayrılmış, yerine Raife Hanım hizmetçi olarak gelmiştir. Yazarımızın başına
bela olmuştur. Sürekli kızlarını göndererek onlara iş bulmalarını
istemektedir. Ondan sonra hizmetçi olarak Ziynet gelmiştir. Yazarımızın
muhbiridir.
Bir gün Hasan Bey hastalanarak hastaneye kaldırılmıştır. Bu durum
Ayvalık'ta yaşayan kızı Selime'ye haber verilmiştir. Selime yazarın aklını
başından almış ve kendine aşık ettirmiştir. Bu ara yine Fahri yazarı
evlendirme planları ile uğraşırken yazar bir yolunu bulup müdürünün kızı Melek
hanımla nişanlandırılmıştır. Zaten Fahri'nin amacı da budur. Bir akşamla
yazarımızla müdürünün evine gittiğinde Melek Hanım'dan gözlerini alamamıştır
ve sonunda muradına ermiştir.
Bu
olaylar olurken Hasan Bey'in durumu gittikçe kötüleşmektedir ve en sonunda
ölmüştür. Yazar Selime'ye ne kadar kal dese de Selime bunu reddederek
Ayvalık'a geri dönmüştür. Yazar Ayvalık'taki arkadaşları ile sürekli
mektuplaşarak Selime'nin durumunu öğrenmektedir. Bir gün Selime tarafından
geleceğini haber veren bir telgraf gelir. Yazar buna çok sevinir. Bu ara Şefik
Bey ölür. Kafası kesilmiş bir şekilde ölü bulunur. Zaten arkadaşları o kadar
düzgün insanlar değildir. İskender ortaklarının pis işlerinden dolayı hapse
atılır. Doktor Fahri yazarımızı evden ayrılıp yanına gelmesi konusunda sürekli
sıkıştırmaktadır ve ev halkı yavaş yavaş dağılmaktadır. Selim Ayvalıktan döner
ve yazarımızın ikisi için bir ev tutar. Fahri ile Melek, yazar ile Selime
müdürün evinde nikahlanarak aynı gün dünya evine girerler. Ayaşlı ile
kiracıları da ölüme ve ayrılıklara dayanamayarak dağılmıştır. Ayaşlı kocası
tarafından terk edilen Faika'yı da yanına alarak başka bir yere taşınır.
Ayaşlı her zaman yazarı ziyarete gelir, bir zaman sonra ziyaretler kesilir.
Bir gün
Selime, babası Hasan Bey'i ziyarete gittiğinde yanında başka bir mezarında
olduğunu fark etmiştir. Bu mezar ise Ayaşlı'nındır. Ayaşlı da bu hayatta
yorgun düşerek hakkı rahmetine kavuşmuştur.
KİTABIN ANA FİKRİ:
Romanın
asıl önemi, bir dönüşümün, yeni yaşam biçimlerinin çok iyi gözlemlenip
aktarılmasından geliyor. Ankara'nın, başı sıkışan herkesin ilk başvuru yeri
haline gelişi, kadın ve erkeklerdeki giyim kuşam ve davranış değişiklikleri,
iş adamlarının otellerde verdiği ziyafetler, uyuşturucu ticaretinin yavaş
yavaş yüksek mevkilerdeki kişilere bulaşması, bürokratların tartışılmaz
iktidarı gibi motifler, Cumhuriyetin ilk yıllarında başlayan -ve bugüne dek
gelen- bozukluklar olarak yazarın gözünden kaçmamış.
Haki Bey
ve Abdülkerim, -aldatılan kocalar olarak- Tanzimat romanından miras kalan
Batılılaşma sorununun ve manevi değerlerdeki bozuluşun Cumhuriyet döneminde
yeniden ortaya çıkışı olarak değerlendirilebilir. Ancak, olumlu bir yeni insan
tipini de ihmal etmez Esendal. Anlatıcı ve Selime'nin düğünü, Cumhuriyetin
arzuladığı ailenin kuruluşunun müjdecisidir. Esendal için, bu toplumun
sağlıklı yapı taşları sağlıklı ailelerdir!