CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK HİKAYESİ
1970'li Yıllarda Türk Hikayeciliği
Öykücülüğümüz, bu çizgide gelişerek 1970'li yıllara geldikten sonra, ilk öykü
kitaplarını bu yılların başlarında yayımlayarak günümüze gelen yazarlar
görüyoruz. Bu yazarlara, öykü kitaplarını 1980'li yıllarda yayımlayanlar
ekleniyor. Yetmişli yılların dikkati çeken yazarları olarak Muzaffer İzgü,
Ümit Kaftancıoğlu, Firüzan (1935), Gülten Dayıoğlu, Tomris Uyar (1941), Aysel
Özakın, Adalet Ağaoğlu, Pınar Kür, Nazlı eray (1945) görülmektedir. Yetmişli
yılların sonlarında Necati Güngör, Osman Şahin, Yusuf Ziya Bahadırlı bu
yazarlara eklenmişlerdir.
Bando takımı adlı öykü kitabıyla adını duyuran Muzaffer İzgü, gözleme dayanan
öykülerinde, siyasal, toplumsal ve güncel konuları ele almıştır. Siyasal
konulu öykülerinde 1960'tan bu yana gelişen siyasal olayların,
politikacıların, kurumların ele alındığı görülür. Toplumsal konulu
öykülerinde, devlet dairelerindeki yönetim bozukluğundan başlayarak,
gecekondularda yaşayanların sorunlarına, anarşik olaylardan etkilenen
vatandaşların durumuna değin çeşitli konuları dile getirmiştir. Öykülerinin
bir bölüğünde de, trafik sorunu, fiyat artışları, halkın temizlik anlayışı
gibi güncelliğini yitirmeyen konular yer almıştır. Öykülerinde olay anlatmayı
yeğleyen İzgü, genellikle taşlamalar, abartmalar, konuşmalarla sürdürdüğü
öykülerini okuyucuyu düşünmeye yöneltecek biçimde bitirir. Öykülerinde
sağduyulu, yoksul, direnen, güleç yüzlü Anadolu insanını bulduğumuz Muzaffer
İzgü, kendi deyişiyle "Anadolu gülmecesi"ni veren bir yazarımızdır. Öyküleri
ilk kitabını izleyerek on üç kitapta toplanmıştır. En son yayımlanan Oturaklı
Başkan adlı kitabıdır.
Öyküleri Dönemeç, Çarpana ve İstanbul Allak Bullak adlı üç kitapta toplanan
Ümit Kaftancıoğlu, kendi yöresi olan Doğu Anadolu'nun sorunlarıyla
ilgilenmiştir. Çocukluk yaşlarından başlayan bir birikim sonucu yazdığı
öykülerinde biçime önem vermemiştir. Genel olarak, köy, roman ve öykülerinde
değinilen konuların yanı sıra doğuya özgü bir sorun olan sünni-alevi ayrımına
da değinmiştir. İki öyküsü de Almanya'ya gidenlerin sorunlarıyla ilgilidir.
Öykülerindeki daha çok kendi yöresinden seçtiği kişiler, genellikle yardıma
gereksinimleri olan, durumlarını düzeltebilmek için bir kurtuluş, bir çıkar
yol arayan kişilerdir. Biçime önem vermediği öykülerinde okuyucuya bir şeyler
taşımayı yeğlemiştir.
Öykülerinde yaşadığı dönemi yansıtmaya çalışan Füruzan, daha çok bireyin
tedirginliklerine, bunalımlarına eğilmiştir. İyi bir gözlemci olan Füruzan
daha çok küçük insanın yaşam kavgasını vermiştir. Genelde olaysız olan
öykülerinde göçmenlikten başlayarak, küçük kız ve kadınların içine düştükleri
kötü durumlar, küçük memurun dünyası, yoksulluk, Almanya'ya gidenler... gibi
konu çeşitliliğiyle karşılaşılır. Konu çeşitliliğine koşut olarak çok sayıda
kişinin yer aldığı öykülerinin kimileri birinci kişi anlatımıyla verilmiştir.
Kısa öyküden uzun öyküye doğru giden yazarın yöre dilini kullanması
öykülerinin okunurluğunu arttırmıştır. Öyküleri Parasız Yatılı, Kuşatma, Benim
Sinemalarım, Gecenin Öteki Yüzü ve Gül Mevsimidir'de topluca yayımlanmıştır.
Giderek çocuk yazınına kayan Gülten Dayıoğlu öykülerini Kırmızı Bisiklet, Döl,
Geride Kalanlar, Geriye Dönenler adlı dört kitapta toplamıştır. İlk
kitabındaki öykülerinde Anadolu'yu dolaşırken edindiği izlenimlerine dayalı
konularla karşılaşırız. Bu öykülerinde Anadolu kızlarını ve kadınlarını
ilgilendiren sorunlar üzerinde durmuştur. Daha sonra Almanya'ya göçü işleyen
yazarlar arasına katılan Dayıoğlu, yalnızca Almanya'ya gidenlerin değil,
geride kalanların, gidip dönenlerin de sorunlarını ele almıştır. Öykülerinde,
çeşitli sorunları olan köy kadın ve kızlarıyla birlikte, kendi yöresinin
kişileri olan köy insanlarıyla karşılaşılır.
Kısa öyküyü başlı başına bir tür olarak düşünen Tomris Uyar, aynı zamanda
yazarın çok iyi bildiklerini yazması gerektiği görüşüne uyarak yazmıştır
öykülerini. İlk öykülerinde küçük burjuva kökenli insanların yaşamlarını
sergileyen yazar, öykülerinin konularını, bireydeki sınıf atlama özlemi
yüzünden ortaya çıkan karmaşa, toplum düzeyinin edilgenleştirdiği insanlar, bu
insanların dünyası, içinde bulundukları durumdan çıkışlar aramaları, ekmek
parası peşinde koşan insanların durumu, gittikçe yozlaşan topluma yeni
değerler kazandırma çabası gibi konularla çeşitlendirmiştir. Öykülerinde
gözlemciliğiyle duyarlığını bir arada yansıtan Tomris Uyar, genelde
yaşadıkları toplum düzeninin koşullarına yenik düşen kişilerini kimi zaman
eleştirir, kimi zaman da onları sahiplenir. Gözlemlerine duyarlığını katması,
onu gerçeği kuru kuru vermekten kurtarıyor. İlk öykülerini, İpek ve Bakır'da
bira araya toplayan uyar, onu izleyerek Ödeşmeler, Diz Boyu Papatyalar,
Yürekte Bukağı, Gece Gezen Kızlar, Yaza Yolculuk, Sekizinci Günah, Otuzların
Kadını, Aramızdaki Şey'i yayımladı.
Adalet Ağaoğlu, Yüksek Gerilim ve Sessizliğin İlk Sesi adlı kitaplarıyla bu
yılların öykü yazarları arasına katılmış, daha sonra Hadi Gidelim'i
yayımlamıştır. Toplumcu gerçekçiliği yansıttığı öykülerinde işçilerin
karşılaştığı çeşitli sorunlar eyleme katılanlarla onlara yataklık edenler, boş
yere suçlananlar, iş bulma umuduyla köyden kente göçenlerin durumları... gibi
değişik konuları ele almıştır. Romanlarında hareket noktası birey olduğu
halde, öykülerinde toplumsal olaylara da önem vermiştir. Ağaoğlu öykülerinde
toplumcu, zaman zaman hayal dünyasına sığınan, duygusal bir yazar olarak
görünür.
Pınar Kür ve Aysel Özakın bu yılların yazarları arasına ikişer öykü
kitaplarıyla katılmışlardır.
Pınar Kür, öykülerini Bir Deli Ağaç ve Akışı Olmayan Sular'da okuyucularına
sunmuştur. İlk öykülerinde gerçek yaşamın görünmeyen yönlerini, yaşamdan
kopuk, yalnız, bir beklentisi olmayan insanların iç dünyalarını yansıtır.
Giderek duygusallığın ağır basmaya başladığı görülür. Pınar Kür, öykülerinde
bireyden hareket ederek, birey-toplum ve bireyin kendisiyle çekişmelerini
veren bir yazar görünümündedir.
Aysel Özakın, Sessiz Bir Dayanışma ve Kanal Boyu kitaplarında topladığı
öykülerinde önce küçük bir kentin uygarlaşma süreci içinde yaşayan insanların
çelişkileri, korkuları, toplumdaki değişmelerin bireyi etkileyişi... gibi
konular üzerinde durmuştur. Toplumsal konuların yanında bireysel konulara da
değinmiştir. Giderek dış göçe eğilip, Almanya'ya gidiş nedenleri, oraya
gidenlerin durumu üzerinde durmuştur. Gözlemlerine dayanan bu öykülerinde
kişilerin ortak yanı, yabancı çevrede yaşadıkları sıkıntılar, düş
kırıklıkları, arayışlarıdır. Aysel Özakın sağlam gözlemciliği, okuyuculara
yaşadıkları ancak adlandıramadıkları duyguları duyurabilme yeteneği olan bir
yazarımızdır.