100 TEMEL ESER
Sergüzeşt Özeti (Sami Paşazade)
KİTABIN KONUSU:
Evinden ayrılan küçük bir kızın başından gecen olaylar dramatize edilerek
anlatılmıştır. Kızın başından gecenler oldukça acıklıdır. Uzun bir süre
kölelik hayatı yaşamıştır.
KİTABIN ÖZETİ:
Evinden ayrılıp bir gemi ile yurdundan uzaklaşan küçük kız, onun gibi başka
bir esir kız ile birlikte neresi olduğunu bilmediği bir yere getirilmiştir. Bu
kızı bundan sonra birçok sürprizler beklemektedir.
İlk olarak kız (henüz bir ismi yoktur), yaşlı fakat zengin bir kadını yanına
ona hizmet etmesi amacıyla satılmıştır. Küçük kız burada tam bir esaret hayatı
yaşamaktadır. Sürekli olarak buradan nasıl kurtulabileceğinin planlarını
yapmaktadır. Bu evin hanımının yanı sıra hanıma hizmet etmekte olan başka bir
kadın da kıza baskı yapmaktadır. Bu durum kızı yıpratmakta, zaten bir umudu
olmayan yaşamdan onu iyice somutlamaktadır. Bir gün kız bu evden kaçmayı iyece
kafasına taktığı bir anda bir gece yarısı evden kaçar. Çevreyi pek tanımadığı
için saatlerce yürür fakat bir yerde yorgun bir şekilde yere yığılmaktan başka
çaresi yoktur. Yerde kaldığı bölgede bir evin bahçe kapısının önüdür.
Sabah olunca evin hizmetlilerinden biri kızı fark eder ve onu içeri almak için
yaşlı ev sahibine danışır. Oda bunu çok olumlu bir şekilde karşılar ve hemen
yardım etmek niyetiyle onu yanına alır. İlk olarak karnı doyurulur, güzel bir
uyku çektirilir. Daha sonra kız kendine gelince ona neler olup bittiği
sorulur. Oda anlatır evin hanımı kızın yaşadıklarını duyunca çok üzülür ve ona
yardım edeceğini söyler, kız da buna çok sevinir. Evin hanımı ona sahibinden
izin alacağını ve artık kendi yanında kalacağını söyler. Bunun için hanımı
kızın kaçtığı eve gider. Ve onu yanına almak istediğini söyler. Fakat kadın
bunu onur meselesi yaparak kabul etmez. Bundan sonra kızda eski evine geri
döner. Bu olay kızı çok etkilemiştir. Çünkü daha önce kaçtığı eve tekrar
dönmüştür. Gider gitmez yine hiç hoş olmayan durumlarla karşılaşmıştır.
Günler böyle geçip giderken bir gün Mustafa Bey evin sahibi birkaç yıl önce
işlediği bir hatadan dolayı bir çok borcu olmuştu ve bu borçları ödemek için
karısıyla tartışırdı. Bir gün karısıyla beraber kızın satılmasına kara
verdiler.
Kızın adı kaçtığı evde hanımın onu çok güzel bulması üzerine ‘dilber’ olarak
koyulmuştu. Bundan sonrada ona ‘dilber’ olarak seslenilmeye başlandı. Dilber
kendisi hakkında satılması kararının alınmasından sonra bir esirciye satıldı.
Ve Dilber’in bütün hayatı bu yönde değişti. Dilber bundan sonra belli bir süre
esir hayatı yaşamıştır. Bu süre içinde birçok kendisi gibi esir hayatı yaşamış
olan kız arkadaşları olmuştur. Onların hayatlarını dinledikçe aslında kendi
hayatının o kadar da kötü olmadığının farkına varmıştır. Daha nice insanların
kendisi gibi cefa çektiğini anlamıştır. Buradaki bir çok kızın çeşitli
meziyetleri vardır. Bir tanesi çok iyi bir şekilde ud çalmaktadır bu yüzden
çoğu yerden çağrılmaktadır. Dilber’de onun gibi ud çalabilmeyi çok
istemektedir.
Dilber’e bir gün bir talip çıkmıştır, ve Dilber’de o eve gitmek zorunda
kalmıştır zaten onun böyle bir şeyi isteyip istemediği pek önemli değildir,
önemli olan bir kaç kişinin işinin görülmesidir.
Dilber’in gittiği bu evde ona bir esir gibi değil, bir insan gibi yaklaşılması
onu çok etkilemiştir. Evde bir hanımefendi, onun kocası ve onların tek oğlu
olan Celal bey bulunmaktadır. Celal bey aynı zamanda bir ressamdır. Yaptığı
portrelerle ün kazanmıştır. Dilber’i evde görünce o da çok şaşırmıştır. Çünkü
Dilber’i Cleopatra’ya benzetmişti. Celal bey yalnız yaşadığı için kız arkadaşı
ya da sevgilisi yoktur. fakat Dilber’i gördüğü andan itibaren içinde bir
kıvılcım oluşmuştur. İlk zamanlarda Dilber’de buna bir karşılık doğmamış fakat
günler geçtikçe Dilber’de ona karşı ilgi duymaya başlayacaktır. Celal Bey
Dilber’i boş bulduğu zamanlarda odasına çağırıp onun resimlerini yapmaya
başlamıştır. Kimi zaman nü resimlerini de çalışır. Dilber’in bebeksi vücudunu
gördüğü zamanlarda daha önce hiç yaşamadığı duyguları tadıyordu. Ona her
baktığında onun daha değişik bir güzelliğini yakalıyordu. Günler geçtikçe
Dilber zamanının büyük bir kısmını Celal beyin yanında geçirmeye başlar.
Böylelikle Celal beyin Dilber’e olan aşkı da diğer ev halkı tarafından da
öğrenilir. Bu arada Celal Bey açıkça aşkını Dilber’e de belli etmeye başlar.
Dilber bu olaya ilk önceleri çok şaşırır. Çünkü böyle bir şeye asla imkan
vermez. Bunun nedeni de onun esir kız olmasıdır. Daha sonraları Dilber de
Celal beye karşılık vermeye başlar. Günler geçtikçe onlar aşklarını bariz bir
şekilde yaşarlar. Evin bahçesinde yıldızları seyrederler, beraber gezerler.
Fakat bu durum Celal beyin annesini oldukça rahatsız eder ve buna karşı bir
önlem almak ister. Bu beraberliği bitirmek için Dilberi Celal beyin evde
olmadığı bir zamanda bir esirciye satar. Tabii Dilber’in yapacak bir şeyi
yoktur. Celal bey daha sonra eve döner ve ilk olarak Dilber’in nerede olduğunu
sorar önce bunu öğrenemese de daha sonra öğrenir fakat onu bütün aramalarına
rağmen bulamaz. Bundan sonraki bütün hayatı boyunca oda Dilber’de mutlu
olamaz.
Bundan sonra ikisi de hiç mutlu olmadığı gibi bu olay biçare dilberi intihara
kadar sürükler bu yaptıklarına Celal bey’in ailesi de çok pişman olur ama
yapabilecek bir şey yoktur.
KİTABIN ANA FİKRİ:
Kitabın ana fikri evinden ayrılan bir insanın başına her zaman her türlü
kötülüğün gelebileceği bunlardan kurtulma yolunun da sadece kendi elinde
olduğu kimseden yardım alamayacağı tek başına kalacağı.